İçeriğe atla
Kalem 2Cüz 29 · Sayfa 564

Kalem Sûresi 2. Âyet

القلم

Sohbete sor

Mâ ente bini'meti rabbike bimecnûn(in)

(1-2) Nun. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.

Kalem Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

68.2 - Sen rabbının ni'meti ile, mecnun değilsin



Kısacası onlara yemin olsun ki, ey Muhammed! Sen Rabbinin nimeti sayesinde (veya onun nimeti hakkı için) deli değilsin. Bu ve buna bağlı olarak anlatılanlar yeminin cevabıdır. «
بِنِعْمَةِ رَبّ۪كَ de bulunan « باءsıla (ulaç) veya yemin için olabilir. Ebu Hay-yan, “Olumsuzlukta daha fazla vurgu ifade etmek üzere bunun, bir ara cümlesi halinde yemin için olması açıktır.” (Ebu Hayyan, a.g.e., VIII, 307-308.) demiştir. İbn Atıyye de: “Sen, Allah'a hamdolsun, fazilet sahibisin.” cümlesindeki “Allah'a hamdolsun.” sözü gibi, ara cümlesi olduğunu söylemiştir. Zemahşeri ise, olumsuz olan haberler ilgisinden dolayı, “sen Rabbinin nimetiyle akıllısın.” demek türünden, deli olmadığını söylemenin akıllı olduğunu söylemeye eşit olmak üzere ilahi nimetin ilgisini ifade ettiğini veya zarf-ı müstekar olarak « اَنْتَzamirinden hal olduğunu söylemiştir. Ni-metten maksat da, peygamberlik ve onun gereği olan akıl, akılla beraber olan cesaret, güzel ahlak, erdem, dünya ve ahirette mutluluk sebebi olan ilahi lütuf ve bağışlardır. Kısacası mana: Hz. Peygamber'e ilk vahyin gelmesi ile peygmaberliğin başlaması üzerine Mekke kafirlerinin haset, düşmanlık ve şaşkınlıkla yakıştırmaya kalkıştıkları deli-lik ve sapıklık kusurlarının kendisinden uzak; aksine onun akıl, cesa-ret, doğruluk ve erdemle seçkin bir kimse olduğunu ve bütün bunlar, onu terbiye edip yetiştirerek nebilik ve resullük lütfeden yüce Rab-binin nimetleri cümlesinden olup, bu yüzden göreceği eziyetlere ve çekeceği sıkıntılara karşılık ilerde başa kakılmayan ve tükenmeyen mükafat ve nimetlere kavuşmak üzere bulunduğunu açıklayıp söz vererek Hz. Muhammed'in (s.a.v) şerefli nefsini aklamak ve temize çı-karmakla kuvvetlendirmek ve bu şekilde onu ilahi bildirileri bütün alemlere ulaştırmaya sevketmektir. (E.H.Y.)

------------------------
مَاۤ اَنْتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ

Kuranı Kerim Türkçe okunuş:

68.2 - Mâ ente biniğmeti rabbike bimecnûn.

68.2 - Sen Rabbının ni'meti ile, mecnun değilsin


Ayet-i Kerimedeki ifadeyi çok iyi anlamamız gerekiyor. Burada evvelâ peygamberimiz hakkın da, daha sonra onun ümmeti hakkın da, çok büyük müjde ve bilgiler verilmektedir.

Bu müjdeyi, Rububiyyet mertebesinden verilen nimeti, Rahmaniyyet mertebesi izah ve tasdik etmektedir. “Ente-sen” denmek sureti ile ayet-i kerimeyi okuyan her (her –kim’lik) olan Müslüman Peygamber Efendimizin şahsında muhatap alınmaktadır.

Ayet-i kerimenin ifadesi ile gerçek bir Müslüman irfan ehlinin bu ayeti kerimenin delaletiyle hiçbir şekilde, “takdiri ilâhi” dışında herhangi bir akıl nefs ve dünya ya muhabbet, hastalığına tutulması mümkün değildir. Çünkü konunun “Rahmaniyyet” mertebesi üzere izah ve tasdiki vardır.

Nimetten kasıt bir bakıma “ente-sen” demektir. “elestü birabbiküm-ben sizin Rabb-ınız değimliyim” (7-A’raf-172) belirtilen “Men-kim’lik” nimetidir. Geçmiş sayfalarda bahsedildiği gibi. “ İz- -T-B- “


“Ey salik, Hak yolunda “Makam-ı Cem-ül Cem”e gelip, cümle “Esma-i İlahiye”nin eser ve ahkamı senden zahir olduğu vakit;

sen, hakikatinle Hak ol.

suret ve zahirinle de halk ol.

Hakk’ın bütün mertebelerinin ahkamı sende toplanmış olmakla, sen sureti İlahiye üzere bulunman ile bütün halka Rahman olursun. Zira “İnsan-ı Kamil” zahiri ve batını ile halka rahmettir.” F.H.


Bu ilâh-i kimlik üzerine bütün hakikatler bina edilmiştir. Ancak ne yazık ki, İnsan oğlu genelde nefsinin hükmüne girdiğinden bütün bu hakikatlerden kendini mahrum ettirerek, Allah-ın kulu değil, nefsinin ve dünyanın kulu olduğundan "بِمَجْنُونٍ-bimecnun” Hükmü onların üzerinde faaliyetini sürdürebilmektedir. Rabb-ımız nimetini verip bunlardan tevhid ehlini koruduğunu açık olarak bildirmektedir.

“ İz- -T-B- “

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)