Fehuve fî ‘îşetin râdiye(tin)
Artık o, hoşnut bir hayat içindedir.
Hâkka Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Hüve” ifadesi Hüvesi hüvesine “Hu” olanı ifade eder, Muhyiddin arabi hazretleri Hu deyip “Hu” olmayan yok olsun demiştir. (M.D.)
“el yakıynü hüvel hakk” yani “yakıyn, zâtıyla – sıfatıyla hakk’tır” denmiştir.
Tefsirler “yakıyn”i bazı yerlerde “ölüm” ile tercüme etmişlerdir. Kısmen bu da doğrudur. Ölmeden evvel ölen kimselerin varlığında Hakk’tan başka birşey kalmadığından ikilik de düşer, teklik olan “yakıyn”lik kalır. “İZ- -T-B-”
“Razı” olmuştur. Tevhid-i bir yaşantı ve zevkten razı olmuş ve olunmuş bir şekilde “yakıyn” halindedir. (M.D.)
Bu ayet, "insan-ı kâmilin, fenâ (yok oluş) mertebelerini aşıp bekâ (kalıcılık) makamına ulaştıktan sonra içinde bulunduğu ilâhî hoşnutluk halini" ifade eder.
"Îşetün râdiyeh" (hoşnut bir yaşayış), bu rızâ halinin artık kalıcı ve ebedî bir yaşam formuna bürünmüş halidir.[53]