Yâ leytehâ kâneti-lkâdiye(tu)
"Keşke ölüm her şeyi bitirseydi."
Ne olurdu o ölüm, iş bitirici olsaydı.
Hâkka Suresi'nin 27. ayeti, kıyamet gününde hesap defteri sol eline verilen kişinin pişmanlığını ve ahiretteki durumunu ifade eder. Ayet, 'keşke' dileğiyle başlayan bir dizi hayıflanma cümlesi içerir ve özellikle 'el-Kâdıye' kelimesiyle bu durumun kesinliğini ve geri dönülmezliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'leyte' kelimesinin gerçekleşmesi zor veya imkansız olan bir şeyi temenni etmek için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yâ leytehâ' ifadesi, hesap defteri sol eline verilen kişinin, bu durumun hiç yaşanmamış olmasını veya farklı bir şekilde sonuçlanmasını şiddetle arzu ettiğini, ancak bunun artık mümkün olmadığını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'leyte'nin, 'keşke' anlamında kullanıldığını ve genellikle geçmişe yönelik bir pişmanlığı veya geleceğe yönelik gerçekleşmesi zor bir dileği ifade ettiğini açıklar. Bu ayette, kişinin kıyamet günündeki durumundan duyduğu derin pişmanlığı ve bu durumun geri alınamazlığını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kâne' fiilinin Kur'an'da genellikle geçmiş zamanı ifade etmekle birlikte, bazen de bir durumun sürekliliğini veya kesinliğini belirtmek için kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'kâneti' ifadesi, 'keşke o (ölüm) son bulmuş olsaydı' anlamında, kişinin ölümle her şeyin bitmesini arzu ettiğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kâne' fiilinin mecazi kullanımlarına dikkat çeker. Bu ayette 'kâneti' fiili, kişinin ölümün her şeyi sona erdiren nihai bir son olmasını dilediğini, ancak ahiret hayatının varlığıyla bu dileğinin gerçekleşmediğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kadâ' kökünün bir şeyi tamamlamak, bitirmek, hükmetmek ve kesinleştirmek anlamlarına geldiğini belirtir. 'el-Kâdıye' kelimesi, ölümün her şeyi sona erdiren, geri dönülmez bir son olmasını ifade eder. Ayetteki bağlamda, kişi ölümün kendisi için her şeyin sonu olmasını, ahiret hesabının olmamasını dilemektedir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kadâ' kelimesinin 'bir işi bitirmek, tamamlamak, hükmetmek' gibi anlamlara geldiğini açıklar. 'el-Kâdıye' burada, ölümün her şeyi kesip atan, hükmünü veren ve geri dönülmez bir son olmasını ifade eder. Kişi, ölümle birlikte her şeyin bitmesini, ahiret hesabının ve cezasının olmamasını temenni etmektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki kavramların semantik alanlarını incelerken 'kadâ' kökünün 'hüküm, karar, son' gibi temel anlamlara sahip olduğunu belirtir. 'el-Kâdıye' kelimesi, kişinin ölümün nihai bir son olmasını, yani ahiret hayatının ve hesabının olmamasını arzu etmesini yansıtır. Bu, dünyevi hayatın sona ermesiyle her şeyin bitmesi beklentisinin ahiretteki gerçekle yüzleşmesiyle duyulan derin hayal kırıklığını gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.