İçeriğe atla
A'râf 133Cüz 9 · Sayfa 166

A'râf Sûresi 133. Âyet

الأعراف

Sohbete sor

Feerselnâ ‘aleyhimu-ttûfâne velcerâde velkummele ve-ddafâdi'a ve-ddeme âyâtin mufassalâtin festekberû vekânû kavmen mucrimîn(e)

Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.

A’râf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(133) (Fe erselnâ aleyhimut tûfâne vel cerâde vel kummele ved dafâdia ved deme âyâtin mufassalâtin festekberû ve kânû kavmen mucrimîn.)

“Biz de kudretimizin ayrı ayrı alâmetleri olmak üzere başlarına tûfan, çekirge, haşereler, kurbağalar ve kan gönderdik, yine inad edip direndiler ve çok mücrim (suçlu) bir kavim oldular.” Burada da Cenâb-ı Hakk bir vâsıta belirtmeden “Biz” gönderdik diyor.

Nefsi emmâre îmân’a yâni Hâdî ismine karşı şiddetini arttırdığı zaman Cenâb-ı Hak Hâdî ismine yardımcı olarak nefsi emmârenin üzerine ilk önce bir tûfan gönderiyor. Demek ki Cenâb-ı Hakk Hâdî esmâsına zorda kaldığı durumlarda Kahhar esmâsı ile yardımcı oluyor.

Çekirge, haşere, kurbağa ve kan dikkât edilirse nefsi emmârenin özellikleri yâni Cenâb-ı Hakk nefsi emmâreyi nefsi emmâre ile terbiye ediyor. Ve kişideki nefsânî güçler kendi kendini yemeye başlıyor. Nil nehri biz zaman sırf kan olarak akmış, aynı şekilde nefsi emmâre mertebesinde biraz kan akması lâzımdır.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)