Velemmâ veka'a ‘aleyhimu-rriczu kâlû yâ mûsâ-d'u lenâ rabbeke bimâ ‘ahide ‘indek(e)(s) le-in keşefte ‘annâ-rricze lenu/minenne leke velenursilenne me'ake benî isrâ-îl(e)
Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz" dediler.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(134) (Ve lemmâ vakaa aleyhimur riczu kâlû yâ mûsed’u lenâ rabbeke bi mâ ahide indeke, le in keşefte anner ricze le nu’minenne leke ve le nursilenne meake benî isrâîl.)
“Ne zaman ki, azâp üzerlerine çöktü, dediler ki, "Ey Mûsâ! Bizim için Rabbine dua et, sana olan ahdi hürmetine eğer bizden bu azâbı kaldırır uzaklaştırırsan, yemin olsun ki, sana kesinlikle îman edeceğiz. Ve İsrâîloğullarını seninle birlikte göndereceğiz." Nefsi emmâre gelen bu zorluklar karşısında görüldüğü gibi sıkıştı ve Hâdî ismine iltica etti.