Men yehdi(A)llâhu fehuve-lmuhted(î)(s) vemen yudlil feulâ-ike humu-lḣâsirûn(e)
Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(178) (Men yehdillâhu fehuvel muhtedî ve men yudlil fe ulâike humul hâsirûn.)
“Allah kime hidâyet ederse, o hidâyete erer, kimi de dalalette bırakırsa, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileri olurlar.” Allah ismi şerîfi cami’ isim olduğundan bir insânda zuhur ettiğinde o varlıkta artık Mudil ismi Rabbi has olarak faaliyet sürdüremez.
Cenâb-ı Hak kaderi mutlak yönüyle kişilerin kaderini yazıyor fakat yaşantıların bazı bölümleri kişilerin kendi iradelerine bırakılmıştır yoksa insân değil robot oluruz. Cenâb-ı Hakk herşeyimizi şu şöyle bu böyle diyerek kesin çizgiler ile yazmış olsa bu durumda insân değil melek oluruz. Cenâb-ı Hakk bizden hayâtımızın bazı bölümlerinde irademizi kullanmamızı istiyor. Hâdi ve Mudil isimlerinden verilen takdirleri bizler Hâdi yönünde kullanırsak doğru iş
yapmış oluruz Mudil yönünde kullanırsak bu kullanımdan sorumluyuz ve mükellefiz.