İçeriğe atla
A'râf 179Cüz 9 · Sayfa 174

A'râf Sûresi 179. Âyet

الأعراف

Sohbete sor

Velekad żera/nâ licehenneme keśîran mine-lcinni vel-ins(i)(s) lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ velehum a'yunun lâ yubsirûne bihâ velehum âżânun lâ yesme'ûne bihâ(c) ulâ-ike kel-en'âmi bel hum edall(u)(c) ulâ-ike humu-lġâfilûn(e)

Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.

A’râf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(179) (Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn.)

“Andolsun ki, cinlerden ve insânlardan birçoğunu cehennem için halkettik. Onların kalbleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvânlar gibidirler. Hatta daha da aşağıdırlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir.” Şeriat mertebesi îtibarıyla bu âyet yazıldığı gibidir, târikat mertebesinden bakıldığında ise okuyan kişi daha ciddiyye alarak duygusal olarak bu hâli yaşamamaya çalışır ve bu hâli üstünden atmak için mücâdeleye girişir.

Hakîkat mertebesinden baktığımızda ise, kalpleri vardır fakat (beşeriyetlerini) hissetmezler. Gözleri vardır fakat (maddi varlık olarak bir şey) görmezler. Kulakları vardır fakat (beşeri olarak söylenen sözleri) duymazlar.

Hatta daha da aşağıdadırlar yâni âlemlerin kemâli olan esfeli safilinden daha da ileriye gitmişlerdir. Bunlar (beşeriyetlerinden) gafil olanların ta kendileridir. Esfeli sâfilîn, aslında bütün ilâh-î mertebeleri bünyesinde

topladığından aynı zamanda âlâyı illiyyin’dir. Nefsimizle yaşadığımız zaman burası esfeli safilin olmaktadır.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(7)