Yâ benî âdeme immâ ye/tiyennekum rusulun minkum yakussûne ‘aleykum âyâtî(ﻻ) femeni-ttekâ veasleha felâ ḣavfun ‘aleyhim velâ hum yahzenûn(e)
Ey Ademoğulları! İçinizden size benim ayetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah'a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse, artık onlara korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(35) (Yâ benî âdeme immâ ye’tiyennekum rusulun minkum yekussûne aleykum âyâtî fe menittekâ ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn.)
“Ey Âdemoğulları! Size içinizden peygamberler gelip Âyetlerimi anlattıklarında, kim Allah'tan korkar ve kendini düzeltirse, işte onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.” İlâhî hakîkatleri idrâk ederek, Kûr’ân-ı Kerîm’e uyarak hayâtını sürdürenler için korku yoktur. Çünkü gelen peygamberler kendilerine hakîkatleri bildirmiştir ve onlara uyanlar yâni Âdem (a.s.)’a men edilen ağaca nefsânîyetleriyle yaklaşmayanlara korku ve hüzün yoktur.
Ayrıca “Size sizin, içinizden peygamberler gelip” ten murat, özel olarak kendi içinizden zât-î hakikatleri idrak ettirmek için gelen Ulûhiyyet kaynaklı müşahedeli bilgilerdir ki, şahsa mahsus olduğundan çok değerlidir. İşte bu hususları da idrak ederek yaşayanlara da bugün için korku yoktur, gelecekte de mahzun olmayacaklardır.