Ve fasîletihi-lletî tu/vîh(i)
(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,
Bu ayet, kıyamet gününde suçlunun azaptan kurtulmak için feda etmeye çalışacağı yakın çevresini ve sülalesini tasvir etmektedir. Özellikle 'fasîle' ve 'tü'vîhi' kelimeleri, kişinin aidiyet ve barınma ihtiyacını vurgulayarak, o günkü çaresizliği ve yalnızlığı dilbilimsel olarak derinleştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fasl' kökünün ayırma, ayıklama anlamlarına geldiğini belirtir. 'Fasîle' ise kişinin kendisinden ayrılmaz bir parçası olan, onu koruyan ve savunan en yakın akraba grubunu, sülalesini ifade eder. Ayetteki kullanımıyla, suçlunun azaptan kurtulmak için feda etmeye çalışacağı, normalde kendisine en yakın ve destek olan topluluğu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'fasîle' kelimesini kişinin 'akrabaları' ve 'kabilesi' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, suçlunun kendisini azaptan kurtarmak için en yakın ve koruyucu çevresini dahi gözden çıkaracak kadar çaresiz kalacağını mecazi olarak ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'fasl' kökünün 'ayırmak, ayırmakla belirginleştirmek' anlamlarına işaret eder. 'Fasîle' ise kişinin kendisinden ayrılmaz bir parça gibi görülen, onu diğerlerinden ayıran ve koruyan yakın akraba grubudur. Ayette, bu ayrılmaz bağın bile kıyamet gününde koparılmaya çalışılacağını, kişinin en temel aidiyetini feda etme isteğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'e-v-y' kökünün 'sığınmak, barınmak, bir yere yerleşmek' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Tü'vîhi' fiili, fasîlenin kişiye sağladığı barınma, himaye ve koruma işlevini ifade eder. Ayette, bu sülalenin suçluya dünyada sağladığı güvenli limanın, kıyamet gününde azaptan kurtuluş için feda edilmek istenmesini anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'îvâ''nın 'bir şeyi bir yere yerleştirmek, barındırmak' olduğunu açıklar. 'Tü'vîhi' fiili, fasîlenin kişiyi kendi bünyesinde barındırdığını, ona sığınak ve destek olduğunu gösterir. Ayetteki bağlamda, bu barınma ve himaye sağlayan yakın çevrenin bile o günkü azaptan kurtulmak için gözden çıkarılmak istenmesi, durumun vahametini ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'îvâ'' kavramının Kur'an'da genellikle 'sığınma, barınma, himaye' anlamlarında kullanıldığını ve kişinin güvenliğini sağlayan bir yer veya topluluğu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'tü'vîhi' fiili, fasîlenin bireye sağladığı bu temel güvenliği ve aidiyeti vurgular. Kıyamet gününde bu temel güvenliğin dahi feda edilmek istenmesi, dünyevi bağların o günkü anlamsızlığını gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.