Śumme innî a'lentu lehum ve esrartu lehum isrârâ(n)
"Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum."
"Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli. "
Nûh Suresi 9. ayet, Nuh peygamberin tebliğ metodolojisini, hem açık hem de gizli davet yöntemlerini kullanarak insanlara ulaşma çabasını dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır. Ayet, 'açıklık' ve 'gizlilik' kavramlarının zıtlık içinde nasıl kullanıldığını ve tebliğin farklı boyutlarını vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'i'lân' kelimesini 'bir şeyi açığa vurmak, gizli olanı ortaya çıkarmak' olarak tanımlar. Ayetteki 'a'lentu' fiili, Nuh'un davetini hiçbir çekince olmaksızın, herkesin duyabileceği şekilde ilan ettiğini ifade eder. Bu, tebliğin ilk aşamalarındaki genel ve herkese yönelik çağrıyı temsil eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'a'lentu' fiilini 'açıkça söyledim, ilan ettim' şeklinde açıklar. Ayetteki kullanımı, Nuh'un tebliğini gizlemeden, herkesin önünde ve duyabileceği bir biçimde yaptığını, böylece mesajın ulaşılabilirliğini sağladığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'i'lân' kavramının Kur'an'daki kullanımında 'bir şeyi alenileştirmek, kamuya duyurmak' anlamını taşıdığını belirtir. Nuh'un 'a'lentu' ifadesi, tebliğin toplumsal ve açık bir şekilde yapıldığını, mesajın gizli kalmadığını ve muhatapların bu mesaja doğrudan maruz kaldığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'isrâr' kelimesini 'bir şeyi gizlemek, sır olarak tutmak' olarak açıklar. Ayetteki 'esrartu' fiili, Nuh'un tebliğ metodunda, açık davetin yanı sıra, bazı kişilere veya durumlara özel olarak, daha gizli ve birebir yaklaşımlar sergilediğini gösterir. Bu, tebliğin kişiye özel ve derinlemesine boyutunu ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'esrartu' fiilini 'gizlice söyledim, fısıldadım' şeklinde yorumlar. Bu, Nuh'un tebliğinde, açıkça konuşmanın etkili olmadığı veya uygun olmadığı durumlarda, daha kişisel ve özel görüşmelerle insanlara ulaştığını, belki de bireysel ikna çabaları gösterdiğini belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'isrâr' kavramının Kur'an'da 'gizli tutmak, sır olarak saklamak' anlamında kullanıldığını ifade eder. Nuh'un 'esrartu' ifadesi, tebliğin sadece toplu çağrılarla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda bireysel rehberlik ve özel nasihatler şeklinde de sürdürüldüğünü, böylece farklı karakterdeki insanlara farklı yöntemlerle yaklaşıldığını gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'isrâr' masdarını 'gizleme, sır tutma' olarak tanımlar. Ayetteki 'isrârâ' kelimesi, 'esrartu' fiilinin te'kidi (pekiştirmesi) olarak gelerek, Nuh'un gizli tebliğ metodunu sadece bir kez değil, sürekli ve kararlı bir şekilde uyguladığını, bu yöntemin tebliğ stratejisinin önemli bir parçası olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'isrâr'ın 'bir şeyi gizlemek, açığa vurmamak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'isrârâ' masdarı, Nuh'un tebliğdeki gizlilik boyutunun sadece bir eylemden ibaret olmadığını, aksine bu gizliliğin bir yöntem olarak benimsendiğini ve bu yöntemin de kendi içinde bir derinliği ve sürekliliği olduğunu ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'isrâr' masdarının fiilin anlamını pekiştirdiğini ve 'tamamen gizli bir şekilde' anlamını kattığını açıklar. Bu bağlamda 'isrârâ', Nuh'un tebliğdeki gizli yaklaşımlarının sıradan bir gizlilikten öte, tam bir mahremiyet ve özel bir çaba ile gerçekleştirildiğini, belki de bireysel ikna süreçlerinin hassasiyetini gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.