İçeriğe atla
Kıyâme 4Cüz 29 · Sayfa 577

Kıyâme Sûresi 4. Âyet

القيامة

Sohbete sor

Belâ kâdirîne ‘alâ en nusevviye benâneh(u)

Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.

Kıyâmet Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.”(75/4)


Bu ayet bir önceki âyet ile bağlantılıdır. Evet, değil kemiklerini, parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter. Şeklindedir…

Kemiklerlerin yapı taşını kalsiyum oluşturmakta ve vücudumuzdaki kalsiyumun %99 kemiklerde bulunmaktadır. Kalsiyum (Ca) simgesi ile gösterilmekte elementler içindeki numarası (20) dir. Ca; “Cim-3” “Elif-1” den oluşur. (3+1=4) dür.

Elimizde ve ayağımızda (5x4=20) parmak olması ve kemik ve parmakların Kıyâmet sûresi 3. Ve 4. Âyetlerde olması düşündürücü ve Cenâb-ı Hakk’ın Kûr’ân-ı Kerim sistemini nasıl oluşturduğunu tekrar tekrar tefekkür etmeye bizleri sevk etmektedir.

El parmak uçları zâhiri beş duydu içinde dokunma duyusunu oluşturması ve ayak parmakları ise vücud dengemizi sağlamakta ve düzgün yürümemizi kolaylaştıran uzuvlarımızdır.

Uçlarında işlerimizi yapmamızı kolaylaştıran tırnaklarımız vardır. Genellikle halk arasında “gece tırnak kesilmez” diye yaygın bir anlayış vardır. Yakın bir tarihte kaynağını hatırlayamadığım bir haberde vücuttaki kalsiyumun gece tırnaklarda toplandığı, sabah olunca tekrar vücuda kullanılmak üzere gönderildiği yazılmaktadır.

Tırnakların kesilmesinin hakikati; nefsâni istikamette kullanılan Ef’âli İlâhiyyenin kesilip vücuttan uzaklaştırılmasıdır. Bunun bir hikmeti bu nefsi istikamette kullanılan Ef’âli İlâhiyye tekrar meydana getirilip kişinin önüne konulacak olmasıdır.

Efendi Babam bir bayram ziyaretinde Tekirdağ’da terzilik mesleğinden dolayı yüzük takıp iğne kullanıp elbise dikmenin kendisine verdiği zorluğu biz evlâtlarına anlatmak için parmaklarını gösterek yerinden kesilsin diyecek hale geldiğini bildirmişti. Tabii ki böyle bir şey yapmaz ama işin zorluğunu ifade etmek için söylemiştir.

El parmak uçları ile parmak basmak imza yerine geçmekte ve yakın tarihimizde kimliğimizi belirleyen şifrelerimiz olmaktadır. Günümüzde pasaport, ehliyet kimliklerimiz olmaktadır. Kişiler ikiz kardeş bile olsa parmak uçlarındaki şifreler birbirine benzememektedir.

A’mâ yani kör olanlar parmaklarını yüz veya eşya üzerinde gezdirerek kişi veya eşya hakkında fikir ve görüş sahibi olabilmektedir. Yanlış anlaşılmasın zâhiri olarak bu haslete ve engele sahib olanları eleştirecek hâlimiz yoktur. Takdiri İlâhi olarak bu hâlde zuhura gelmişlerdir. Ve sağlam olanların şükür ve hamd etmelerine vesile olmaktadırlar. Bu hâl üzere şükür ve hamd üzere bu dünya hayatını sürmelerinin mükâfatı Cenâb-ı Hakk katındadır.

Hazreti Mevlânânın Mesnevi-i Şerifinde körler ile fil’in hikâyesi vardır. Fil’in çeşitli yerlerini elleri ile kontrol eden a’mâlar, daha önceki dokunma tecrübelerinden fili bir direğe, büyük bir yaprağa, hortuma vs. benzetmişlerdir. Ama hiçbiri filin asli görüntüsünü anlayamamışlardır. İşte bu dünya hayatında hakîkate kör olupta, kör haşr olup ben kör değildim diyenler yalnızca Cenâb-ı Hakk’ı hayali ve vehimi bakış açılarına göre şekillendirdiklerinden yine bu dünya da rabb-lerini zan ettikleri şifre üzere tanıyabileceklerdir.

بَنَانَ (benâne) Parmak, parmak uçları sayısal değeri şifresi; “Be-2”, “Nun-50”, “Elif-1” “Nun-50” (2+50+1+50=103) dür. (13) Hazret-i Muhammedin şifre rakamıdır. Aynı zamanda “12” dersin İlm’el Yakîn, Ayn’el Yakîn, Hakk’el Yâkın olarak ikmal edildikten sonra (13) sûkün devresinde kişiye verilen Rabb-i Hasıdır. Burada anlaşılan “Kıyâmet-i Kübra” ile birlikte Cenâb-ı Hakk tarafından verilen Rabb-i Hass ender hadiselerden birisidir.

أَن نُّسَوِّيَ (en nusevviye) Ben tesviye ederim, ben beni düzenleyebilirim demektir. Âdem (a.s.)’ın halkiyeti için Cenâb-ı Hakk iki elim ile düzenlediğim (tesviye) buyurmaktadır. Ve kendisine Esmâ’ül Hüsnâ’yı öğrettiğini bildirmektedir.

Bu âyette verilen قَادِر (Kadir) esmâsıdır ve kudret sıfâtı ile bunun yapılacağı yani zuhura getirileceği kati olarak bildirilmektedir. Parmak “iz”i de ayrıca fakirin dikkatini çeken hususiyet olmuştur. (13) Hazret-i Muhammedin “İz”i olmaktadır. Bu konu hakkında yakın bir tarihte geçen Efendi Babam ile aramızda geçen hatıranın bağlantıları bakımından buraya bir bölümünün alınması faydalı olacağını düşünüyorum…


Terzi Baba <[email protected]>

6.12.2018 Per 14:57

Hayırlı günler Muratçığım.  Hamdolsun şu an Tekirdağındayız çok şükür şimdilik sağlığımızda yerinde sayılır. İnşeallah sizlerde iyisinizdir. Serpil kızımızın da vertigosu  iyileşmiştir inşeallah tekrar geçmiş olsun. 

Bilgisayarın başında gelen mailleri cevaplamaya ve zuhurat gönderenlerin zuhuratlarını özetle cevaplamaya çalışıyorum. Allah hepimize kolaylıklar versin. 

Önce gönderdiğin dosyayı sildim, yeni gönderdiğini indirdim. Bahsettiğin kişinin belki geleceği ile ilgili bir husus olabilir çünkü hatırımda kaldığına göre merdivenleri çıkıyor diyordun. Şimdilik samimi gözüküyor ama zamanla ne olacağı bilinmez.  

Diğer yönü ile hiç bilemediğimiz bir "Er" de olabilir bunu zaman gösterir haktan hayırlısı. 

Senin mailini cevaplarken öğle namazını kılmak için bilgisayarı açık bırakıp yan odaya  gitmiştim seccadeyi yayıp namaza durdum Fâtihayı şerifi okuyorken bir taraftan da gönlümde "Derûnî, derûnî" diye bir kelime canlanmaya başladı hayırdır inşeallah deyip namazımı bitirdim daha sonra ne olabileceğini tefekkür etmeye başladım senin gönderdiğin kitabın ve mailin önümde bilgisayarda açık vaziyette idi. Bu hususun seninle ilgili olabileceğini düşündüm. 

Epey zamandan beri sana da, bir "mahlâs/batıni takma ad" vermeyi düşünüyordum nasıl olsa daha zamanı var diye  herhangi bir şey henüz düşünmemiştim. İşte bu hususun seninle ilgisi olabileceğini düşünerek aklımda senin hakkında şöyle bir düşünce cümlesi oluştu. O da şudur. 

"Terzi oğlu Murat derûnî" Diğer  İsmi hasın yönünden "Kadir" isminin bazı tecellileri olduğunu ve bu ismin ismi has'ın olabileceğinden bahsetmiştin. Bende bunu düşünüyordum ancak bu ismin beşeri ve ilâhi iki hali vardır. Beşeri olanı "kadir" sıradan bir isim, ilâh-i olanı ise "Kâdir" dir beşeri olan olan zaten sıradandır, özel isim olması bir şey değiştirmez.  İlâh-i Olan "Kâdir" ise mutlak bir kudret gerektirdiğinden bizler için iddialı bir isim olacağından kaldırmamız ve icabını yerine getirmemiz mümkün olamaz. Bu ismi taşıyan bilindiği gibi "gavsul a'zam Abdül Kâdir Geylâni" Hz. vardırki gerçekten kudret tecellilerini göstermiştir. 

Bizim de 1990 haccımızda hava alanında iki aile dört kişi olarak elimizde hiç bir şeyimizin kalmadığı "pasaport hüviyet kâğıdı bir adres riyal ve diğerleri" kendimizi tanıtıcı hiç bir şeyimizin olmadığı, elimizde sadece bavullarımızın olduğu ve hava alnın da çaresiz beklediğimiz ve sonumuzun ne olacağını bilemediğimiz bir zamanda  "Abdül kadir geylâni"  ve Hasan Hüsamettin Uşşaki" Hz. Allah'ın izni ile yöneldiğimizde. Kısa bir müddet sonra arkamdan bir elin bana dokunduğunu hissettim ancak bu el büyük bir ihtimalle polisin eli olabilirdi bu hissiyat içinde arkama dönüp baktığım zaman, Cidde de misafir olduğumuz evin oğlu olduğunu görünce dualarımızın gerçek olduğunu gördüm, bu husus Pirlerimizin himmeti ile "Kâdir" Kudretullahın tam müflis olduğumuz bir zamanda  bizlere yetişmesi ve kurtuluşumuz idi. 

Bu uzun bir hikâyedir burada ilgisi olması bakımından bu kadarının bildirilmesi yeterli olsun. 

Bu durumda bence, senin rabb-ı hasının belki "Bâtın" ismi veya o anlamda esmaül hüsnadan diğer bir ismin olması daha uygun olacak gibi görünmektedir. Vakit bulduğunda "esmâ’ül hüsnâdan" "Bâtın" ismini ifade edecek başka bir isim varmı yokmu onu bir araştır. Benzeri bir kaç isim bulursan onları da kaydedersin sonra gene istişare ederiz. Hakkın da hayırlısı olsun. 

Bu konu da  netleştikten sonra kitabının sonuna ayrı bir bölüm olarak  ilâve edebilirsin. 

Bende cilt kapağını hazırlar ve ön sözünü de ilâve ettikten sonra inşeallah tamamlanmış olur.

Dünya ahret işlerin kolay gelsin Herkese selâmlar hoşça kalın Efendi Babanız. 


Esmâ'ül Hüsna ve Rabbi Has Murat CAĞALOĞLU

7.12.2018 Cum 00:31

Terzi Baba Hayırlı Akşamlar Efendi Babacığım, Hâlinizin ve sağlığınızın yerinde olmasına memnun olduk. Hamd olsun, Serpil kızınız daha iyidir, Vertigo rahatsızlığı nüksettiği zaman kullanması gereken ilaçlarını alıyor... 

Kardeşlerime zuhuratlarında, hayırlar ve başarılar diliyorum...

"Bahsettiğin kişinin belki geleceği ile ilgili bir husus olabilir çünkü hatırımda kaldığına göre merdivenleri çıkıyor diyordun. Şimdilik samimi gözüküyor ama zamanla ne olacağı bilinmez.  

Diğer yönü ile hiç bilemediğimiz bir "Er" de olabilir bunu zaman gösterir haktan hayırlısı."  Bu konuda fakirde Efendi Babam gibi düşünüyor, yaşadıklarımızdan sonra bu konularda ihtiyatlı davranmak en doğrusu olacaktır.

Efendi Babam, Öğle namazında Fâtiha okurken  "mahlâs/batıni takma ad" olarak "Derûnî, derûnî" ve "Terzi oğlu Murat derûnî"  Cenâb-ı Hakk tarafından verilen ve Efendi Babamız tarafından tasdik edilip fakire lutfedilen bu isim için ellerinizden öper ve teşekkür ederiz. Rabb-imize hamd olsun.

Cenâb-ı Hakk sizleri başımızdan eksik etmesin, Efendi Babam bizim için bu dünya hayatında başımıza gelen en büyük lütuf ve ikramdır. Rabb-imize ne kadar şükretsek, şükründen aciziz. Fakir, Efendi Babam tarafından verilenleri emanet olarak bilmektedir. Zaten bilindiği gibi payelerinde pek bir ehemmiyeti yoktur. Sadece yolumuzun yürümesi için gerekli olan şeylerdir. Efendi Babam, pirlerimiz, Efendimiz (s.a.v.) ve Cenâb-ı Hakk huzurunda bu da bizim evladımızdır, Pirlerimize, Efendimize (s.a.v.) Cenâb-ı Hakk'a muhabbeti vardır desin bizim için yeter, "Kişi sevdiği ile beraberdir" buyurmuştur (s.a.v.) 

"Derûnî, derûnî" isminde batıni/gizli Nureddin vardır.

Böylelikle Efendi Babamı Tekirdağ'da zâhiri ilk ziyaret etmeden ma'nâda gördüğüm Nureddin Cerrahi tekkesi ile ilgili zuhuratın bir yönü daha zâhire çıkmış oldu.

Nureddin Cerrahi tekkesinde sabah namazı vakti ve cemaat namazı kılmış, fakir bireysel olarak sabah namazının farzını kılıyor. Selâm verdikten sonra daha seccadeden kalkmadan, Merhum Muzaffer Özak Efendi tam karşımda yüksekçe bir sahnede beliyor ve Efendi Babamın namaz mertebelerinin dosya kağıdını elinde tutarak rukü ile ilgili olan kısmını göstererek ve fakiri işaret ederek bu Nakşibendi-Gülşeni kardeşimize aittir demişti. 

Efendi Babam bu zuhurata, sende her meşrep var, bende öyleyim demişti.

Son Edirne ziyaretimiz ile ilgili düşüncelerimi ve Hasan Sezai hazretlerini ziyaretimde ki müşahadelerimi de yorumlamıştım. Efendi Babamda ince (deruni) fikirler demişti.

"Diğer  İsmi hasın yönünden "Kadir" isminin bazı tecellileri olduğunu ve bu ismin ismi has'ın olabileceğinden bahsetmiştin."  Bu konu hakkında 4-5 sene önce Bursada 13 numaralı bir bayan kuaföründe Kadir Terzioğlu ve 40 numaralı bir mekânda Kadir usta ile işlerim olmuştu. Zuhuratta da böyle ma'nâlanmalar ve başka tecelliler olunca bu mudur? Acaba diye düşünüyordum.

Açıkçası derslerde Kadir gecesinden sonra oluşan Kâdir ve yaptığım çalışmalar içinde Namaz, Selâm ve namaz sonunda dua da Kâdir isminden bir yansıma mı oluyor? Diye de düşünüyordum. Bilindiği gibi birçok bağlantıları var ve son yıllarda birçok tecellisi oldu.

Bildiğiniz gibi bir şeye sahip çıkma gibi bir derdimiz yok. Bu konuda uyardığınız ve açıklık getirdiğiniz için teşekkür ederiz. Şuur altında oluşan soruma da cevab gelmiş oldu. Ne Cenâb-ı Hakk karşısına ve pirimiz Abdülkâdir karşısına Kâdir'e ismi şerifine nasıl sahip çıktın diye açıkçası çıkmak istemem. 

Dediğiniz gibi "Batın" ismi şerifi üstünde araştırma yaptım açıkçası pek yakın bir esmâ bulamadım. Efendi Babamın uygun gördüğü "Batın" ismi, "emrim başım" üstünedir. Bildiğim kadarıyla bu isim İsâ (a.s.)ın, Rabb-i Hasıdır. Açıkçası bunu duyunca  bir endişe duydum ama Efendi Babamın bir bildiği vardır diye bu endişemde sûkün buldu.

Törenin ertesi günü Kasımpaşa ya Hazreti Pirimizi ziyarete gittim. Giriş kapısında bir tadilat işi vardı. Akşam namazını kılıp Kütüphane (Hazmi Babamın makamı önünde) kılıp çıkarken, usta oradaki görevliye "ŞERİT BANT" çekeriz diyordu. Açıkçası ne zuhur edecek diye bekliyordum. Şeriat kısmını anlamıştım. Şerit-Şeriat-Zâhir, Bant-Bâtın, neyse daha başka şeylerde var. O gün gördüğüm işaretleri not aldım müsait bir zamanda yazmak istiyordum.

Kitabın başında bulunan “Hakikat-ı Buldurur” şiirinde bulunan "Murat Bâtını Hatırladı".

Ve Nusret Babamın Esmâ'ül Hüsna kitabında "Batın" ismi şerifi için yazdıkları içinde;

Yazılarımızı kimi okur kim, okumaz., kimi okur anlamaz. Âdet olduğu veçhiyle ekseriya kitapların kıymeti yazarının vefatından sonra anlaşılır, belki o zaman bir istek uyanır. Eski âlimler kalmadı, biz de sîzin asrınızın çocukları idik şimdi dedesi olduk. Bir zaman, "kendi gitti ismi kaldı yadigar" dedikleri gibi bunlar da torunlara yadigar kalacaktır.

Kitabın sonu için bu konuyu yazarsın demiştiniz. "02-12-2018 Kavacık Tac-ı Şerif Töreni, müşahade ve düşünceleri" adı altında bir yazıyı bugünün hatırası unutulmasın diye yazmak istiyordum. Yazmamı istediğiniz bu konu içinde olabilir mi? Yoksa ayrı bir başlık altında Rabb-i Has konusu mu? Veya farklı bir konu başlığımı açalım...

Bu vesile ile; Ve Nusret Babamın Esmâ'ül Hüsna kitabının Terzi Baba kitabları arasında olması  gönlüme bir kaç gündür doğdu. Eğer elinizde böyle bir çalışma  yoksa ve bu çalışmanın yapılmasının herhangi bir mahsuru yoksa bu çalışmayı düzenlemek istiyorum.

Zâhir, Bâtın (52) Nusret Babam (r.a.) in "Bâtın" ismi fakire yadigar kalsın. İnşeallah...

Zâhir, Bâtın Hörmet ve Muhabbetle Nüket Anne ve Necdet Babamızın ellerinden öperiz.


Terzi Baba Hayırlı geceler Muratçığım. Sağ olasın hamdolsun şimdilik iyi sayılırız. Serpil kızımızın ve hepinizin de iyi olduğunuza sevindik.

Hayat bildiğin gibi her an doğumları olan bir yaşam sürecidir vakti geldiğinde hem genel hem özel doğumlar olmaktadır  bu doğumları ancak irfan ehilleri görebilmekte diğerlerinin ise haberleri bile olmamakta, Hakk'tan hayırlısı hepsinin kendine göre hikmetleri olduğu malûmdur…

Yazdıklarına ve bağlantılarına göre sana şöyle bir isim verilmesi gerekiyor gibi gözüküyor. Batın ağırlıklı olan ismi hasın kullanılma sahası bahsettiğin isimde de geçtiği gibi "Nureddin" ismi hem batını hemde zahiri bünyesinde bulundurmaktadır. Nur olması yönünden bâtın, din olması yönünden zahirdir.  Bu yüzden hem zahir hem bâtındır. Bahsettiğin gibi "Derûnî" de de vardır. Güzeldir ve abartısız ve kaldırılabilecek bir anlamı vardır. Daha ilk tanışmamızda bahsettiğin gibi bu tecelli olmuş.  O halde senin mahlas ismini  inşeallah,  "Terzi Oğlu Nureddin Derûnî" olarak tescilleyelim. Murat Cağaloğlu zâhir ismin  "Terzi Oğlu Nureddin Derûnî" kısaltılmışı, "T.O.N.D"  şeklinde olsun. Tekirdağında ki, "Şe… Kı…"  oğlumuzun, "Çelebi Hüsamettin Uşşaki" "Ç.H.U." olduğu gibi. İsmi hasın, "Bâtın"ın "Nur" olduğuda bu istişarelerden sonra oluşmuş oldu.  Gerçi  bu ismi kendi kendisine  abartılı olarak "Nurullah" deyip verenlerde vardır ama  bu ismi verenlerin bilmem sonları ne olur.

Hakkında hayırlısı olsun.  Ayrıca İzmir’deki kızımızın "Te.., kı… Nu… Ni…" ismi gibi "T.K.N.N." şeklindedir. Bunlar yolumuzun güzel  uygulamalarıdır çalışma ve gayretleri neticelerinde kendilerine Hakk tarafından verilen lütuflardır. Herkesin Hakkında hayırlısı olsun.

Bu hususta bir gün Rahmiye Annemde benim hakkımda Nusret Babama hitaben "Hu Necdete” "iz" ismini verelim demişti. Bu sahada benimde mahlas ismim "İz" dir, Yani sünneti seniyyeyi takib etmeye çalıştığım ve Peygamberimizin izinde yürümeye çalıştığım için bu ismi vermişlerdi pek mevzu olmadığından fazla bahsetmek istememiştim. Bu hususta sadece o zamanlar yazdığım bir satır dizisi vardır. Bulamadım belkide hatıra olarak bir yerde yazmış olabilirim. Geçmiş zaman, yerini hatırlayamadım elbet bir gün bir yerden çıkar inşeallah.  

Kitabın devamına tac-ı şerif mevzuunu ve bu ismi has mevzuunu da özetle yazarsın, istersen daha sonra ayrı bir kitap halinde genişleterek tekrar yazarsın inşeallah. 

Ayrıca çalışmasını yapmayı düşündüğün Nusret Babamızın "Esmâ’ül hüsnâ" kitabının çalışmalarına başlayabilirsin iyi olur. Ayrıca onun içine (1-Necdet divanı)nın başında olan her isme bir dörtlük yazılı bölümüde ilâve edebilirsin. Daha sonra gene görüşürüz soracağın başka şeyler olursa gene sorabilirsin  (53-Ayetleri) kitabının taslak resimlerini internetten indirdim kısmet olursa hafta içinde  çarşıya gidip cilt kapaklarını yaptırdığım yerde onu da yaptıracağım.

Dünya ahret işlerin kolay gelsin bizlerden sizlere herkese selâmlar hoşça kalın Efendi Babanız. 

Terzi Baba Hayırlı günler Muratçığım. Akşam gönderdiğim mailde ismin hakkında bazı yorumlar yapmıştım. Daha sonra "Nureddin" ismine biraz takıldım, sabah kalkınca da bu ismin bize biraz yabancı gibi geldiğini düşündüm.    

"Terzi Oğlu Nureddin Derûnî" kısaltılmışı, "T.O.N.D"  şeklinde olsun.   

Demiştim ancak bu isim bana biraz yabancı kaldı gibi geldi "Terzi Oğlu Murat Deruni"  "T.O.M.D."seni daha güzel anlatıyor gibi duruyor. İsmi hassın ise gene Bâtın kaynaklı "Nur"  veya "Nur'eddin"  dir bu şekilde hem Nureddin ismi kullanılmış ancak batında kalmış olur. 

Ancak gene bak sen karar ver neticede sana da hangi isim gönlüne uygun gelirse bundan sonra onu kullanırız, inşeallah. 

Tekrar Dünya ahret işlerin kolay gelsin bizlerden sizlere herkese selâmlar hoşça kalın Efendi Babanız.


Terzi oğlu Murat Derûni Hayırlı Günler Efendi Babacığım, Bizlerde sizin iyi olmanızdan sevindik. Hamd olsun bizler de daha iyi sayılırız.

Vermiş olduğunuz isimler başımız üstünedir. Dün çarşıya indiğimde, Âlem kitabından, önce bir çocuk (Veled-i Kalb) gördüm önünde değişik kumaş dikdörtken küp (Kâ-be, Mirac) çanta üstünde "Has" ibaresi vardı. Daha sonra 20 adım attım, Nefsi küll zuhurundan Adam (Âdem, Adem) isim koymuş işte (Şeniyyet-Tevhid)[73] ile anladık ki doğum olduğunda nasıl bir bebeğe ismi büyükleri koyar. Bâtın âlemine ma'nevi doğumda Baba'nın bu işi belirlemesi en doğrusudur tasdiği geldi.[74]

T.O.M.D sayısal değeri kısaca zâhiri (O -70) ile "514"  bâtini (O-Hu-11) ile "455" tir. Vermiş olduğunuz emanet şifreleri ile uyum içindedir.

Murat-Murad ismi de "Künfe Yekün" Âyetlerinde Nüket Annem (T.O = 470)  ve Efendi Babamın şifreleri ile uyum içindedir. Nureddin ismi biraz yabancı gibi duruyor ve başka bir yolu çağrıştırıyor. 

Bugün sabah Sefer beyin Bp benzinliğini geçince bilboard reklamında gördüğümüz "ZARA,[75] DERİN AŞK 3" ile “DERÛNİ” ismi de tasdik bulmuş oldu.

"DERÛNİ" de iki özellik daha vardır. Deni; zelil ve hor demektir. "Run" ingilizce çalışmak ve koşmak demektir. Elektirik- Otomasyon da 24 Volt (Nur-Zaman) PLC[76] (35)[77] sistemlerinde sıkça karşılaştığım için biliyoruz. Böylelikle hem acizliğimizi, hem deruni fikir sahasında nûr ile koşturduğumuzu hatırlamış oluruz.

"Ç.H.U." ve "T.K.N.N."  kardeşlerime başarılar dilerim, Allah (c.c.) mahçup etmesin ve utandırmasın.  "T.O.M.D." ile beraber bu üçlünün ne olduğu bellidir diye düşünüyoruz.

Girizgahta anlattıklarımdan önce balıkçıdan balık almıştım. Kasaya ücretini öderken, ayıklanan balıkları sırası ile müşterilere teslim edilirken 52,53,54 sayıları ile verildi. BAL' İ.K., derya,  Nun, Nur, bunlar 54 Zâhir, Bâtın Nusret babama (r.a.) aittir. Efendi Babama zâhirde "gözümün nuru" demiştir. Fakirin bundan 5-6 ay önce gördüğü zuhuratta Efendi Babam bir kenarda izlerken Pirlerimiz ardı ardına Kab-ı Kavseyn dairesinin kadim tarafını çizmiş bir şekilde “Uşşaki Kıyafetleri” ile mekânsız bir mekânda alaca karanlıkta başlarında "Nûr" haleleriyle gelmişler. Nusret Babam fakiri kucaklayıp içinden geçmiş ve içine geçirerek (Fe ve Vav)[78] harfleri oluşmuştu. Demek ki Nusret babam, bâtınında bulunan "Nur", "Sat" yani Salât Nurundaki "Nûr" ismini fakire vererek tescil etmiş.  Efendi Babamda o gün izlediği ma'nâda ki bu ismi tasdik etmiş. (Şu an okunan ikindi ezanı da bu yazılanlara tasdik oldu gibi düşünüyorum) 

"İz" mahlanıza gelince (Cenâb-ı Hakk kudsiyetini arttırsın. İnşeallah…) en son gördüğüm zuhuratlardan birinde size de göndermiştim. Eslem'in 4-5 yaşlarındaki hâlinin elini tutarken Selâmi Ali Camiine yokuş yukarı çıkınca yağan karın üzerinden araba tekerlekleri "İz" yapıyordu... Demek ki burası ile bağlantılıymış... Rahmiye Annemin verdiği "İz" lakabı Fetih sûresi 29. âyet ile de örtüşüyor. Rahmiye annemin verdiği bölüm ilk kısımla, fakirin gördüğü ise ikinci kısımla alakalı duruyor. Eslem Şura'nın elinin tutulması 41 ve 42 sayıları ile alakalı ve yolla ilgili durumlar olduğunu düşünüyorum.

Muhammed (s.a.v.)Allah'ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükua varırken, secde ederken, Allah'tan lütuf ve hoşnudluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat'ta anlatılan vasıflarıdır. İncil'de de şöyle vasıflandırılmışlardı: Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vadetmiştir.(Fetih Sûresi 48/29) 

"Nûr" esmâsı 93 sıralaması ve Kaynak (Allah) esmâsından sonra 92 dir. Bu da 40, Hakîkati Muhammedi sayısı çıkınca zâhir 53, bâtın 52 dir. 53 âyetler çalışmasında çizilen kâbe şekli 1-48 dış (Zâhir) ve 4 yönlü 256 (Nûr) sayısından oluşmaktadır.[79] Görüldüğü gibi Efendi Babamızdan yansıyıp çizilen bu şemanın bilgileri Zâhir yoldan verilen (Muhsi), ve Bâtın (Nûr) esmâsı ile 6-7 sene öncesinden bir tasdiktir.

53. âyetler kapağı güzel olur. İnşeallah... Fakirde müsait bir zamanda sonuna Özel bir bölüm diye ilave ederiz. İnşeallah...

10 sene kadar önce gönderdiklerini, benden gelenleri dosyala demiştiniz. Efendi Babamla olan zuhuratlar ve özel bölümleri ve bu son yaşananların ilavesi ile (Ustam (Terzi Babam) ve Ben) adı altın da bir çalışma yapılabilir diye düşünüyorum. Hem bu çalışmaların nasıl olduğu, hem de ortalıkta bir kaç rüya gördüm, şunu bunu oldum diyenlere cevap olur. Bu işlerin bu kadar büyütülecek şeyler de olmadığı anlatılmış olur.

Nusret Babamın kitabına başladım bitince onuda gönderim. İnşeaallah, Derûni, Hörmet ve Muhabbetle Nüket Anne ve İz babamızın ellerinden öperiz.


Terzi Baba Hayırlı geceler Murat oğlum.  Hamdolsun şimdilik iyi sayılırız inşeallah sizlerde gene iyisinizdir.

Herşey Hakk'tan hayırlısı ile olsun inşeallah  gönül âleminin bağlantıları gerçekten çok güzel Cenâb-ı Hakk daha nicelerini nasib edip başarılar  eylesin. 

Nihayet (53)  ayetler kitabının  ön sözünü yazdım yerine ilâve ettim, ve cilt kapağını da yaptırarak  ön yüzünü kitabın başına arkalı önlü cilt kapağını da kitabın en son sayfasına kopyalayıp ilâve ettim imkânlar dahilinde oluşan bu oldu inşeallah sende beğenirsin nasıl olsa yarışa girecek değil.  Ayrıca kitaplar bölümünde de yeni kitabları da ilâve ederek güncelleme yaptım.  Yeni haliyle dosya kitabı sana gönderiyorum. Sende bakarsın. Daha sonra ilâvelerin ile tekrar gönderirsin. Böylece son hâli verilmiş olur. Hakk'tan hayırlısı. 

Dünya ahret işlerin kolay gelsin bizlerden herkese selâmlar  hoşça kalın Efendi Babanız. [80]


بَلْ يُرِيدُ الْإِنسَانُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُ {القيامة/5}

(Bel yurîdul insânu li yefcure emâmeh)

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)