İçeriğe atla
Nâziât 40Cüz 30 · Sayfa 584

Nâziât Sûresi 40. Âyet

النازعات

Sohbete sor

Ve-emmâ men ḣâfe mekâme rabbihi ve nehâ-nnefse ‘ani-lhevâ

(40-41) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.

Nâziât Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Âyet-i kerime rububiyet mertebesi âyetlerindendir.


Âyetteki “makâm-ı Rabb” kavramı bu bağlamda iki derin anlam taşır:

  • Haşyet Makamı: Kişinin Rabbini, O’nun azametini, kudretini ve kahrını idrak ederek O’na karşı derin bir saygı, huşû ve itaatle dolu olması halidir. Bu, sıradan bir “korku”dan (havf) farklı olarak, kişinin mârifetullah (Allah’ı tanıma) neticesinde ulaştığı yüksek bir idrak ve teslimiyet seviyesidir.
  • “Senin Rabbin (rabbüke)” Vurgusu: Âyetteki “Rabbin” ifadesi, bu korkunun ve makamın herkes için aynı olmadığını, her kulun kendi ezelî istidadına (a‘yân-ı sâbite) göre Rabbini tanıyacağını ve O’nun huzuruna çıkacağını ima eder. Yani herkes, kendi “rabb-i hâs”ı (özel Rabbi) ile âhirette buluşacak ve onun huzurunda duracaktır. (İrfan ehli ise bugünden cennet-i acil olduklarından rablerinin makamında, rabblerinde, rableri ile huzurdadırlar. (M.D.)

“Hevâ”, nefs-i emmâre’nin (kötülüğü emreden nefsin) en belirgin özelliğidir. Hevâ, kişiyi sürekli olarak geçici zevklere, harama, isyana ve gaflete sevk eder. Nefsi hevâdan menetmek (nehy), “cihâd-ı ekber” in (en büyük cihat) ta kendisidir.

“Nehy” (menetmek, yasaklamak), sadece bir “engelleme” değil, aynı zamanda nefsin bu arzularını terbiye edip ilâhî emirler doğrultusunda yönlendirmek anlamına gelir.[49]

“Kurtuluşa erecek olanlar, Rabblerinin huzurunda duracaklarını bilerek O’na karşı derin bir saygı ve korku (haşyet) duyan ve nefsânî arzularını (hevâ) terbiye ederek onları Hakk’a itaat yolunda kullanabilenlerdir.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)