İçeriğe atla
Enfâl 36Cüz 9 · Sayfa 181

Enfâl Sûresi 36. Âyet

الأنفال

Sohbete sor

İnne-lleżîne keferû yunfikûne emvâlehum liyasuddû ‘an sebîli(A)llâh(i)(c) feseyunfikûnehâ śümme tekûnu ‘aleyhim hasraten śümme yuġlebûn(e)(k) velleżîne keferû ilâ cehenneme yuhşerûn(e)

Şüphe yok ki, inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkar edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir.

Enfâl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“İnne-llezîne keferû yunfikûne emvâlehum liyasuddû an sebîli(A)llâh(i) feseyunfikûnehâ sümme tekûnu aleyhim hasraten sümme yuġlebûn(e) vellezîne keferû ilâ cehenneme yuhşerûn(e)” Şüphe yok ki, inkâr edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkâr edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir. (8/36)


İbrahim a.s. tutulup ateşe atılacağı zaman da bulunduğu yerin inkarcı halkı hayır, hasenat olsun diye bu ateşe odun taşımaktaydılar. Mekke müşrikleride, Allah yolunda canları ve malları için savaşanları engellemek için harcarlar ama bu harcadıklarının Allah katında bir karşılığı yoktur, kendileri için hüsran olacaktır.

Mesnevi-i Şerifte bu âyetin tefsirinde;

2265. Tâ ki sen, nihâyetsiz hazîneyi ivaz bulasın; tâ ki kâfirler idâdından olmayasın!

Ya’nî sen Hakk’ın malını, Hakk’ın emriyle verdiğin vakit, ona bedel olmak üzere Hak tarafından sana nihâyetsiz hazîne-i ni’met ihsân olunur ve sen kâfirler zümresine dâhil olmazsın. Zîrâ kâfirler mallarını Allah’ın emr ettiği yere değil, kendi nefis ve hevâlarının emr ettiği mahalle sarf ederler. Nitekim hadîs-i şerîfde “ Malın hayırlısı Allah yolunda sarf olunan şeydir” buyrulur.

2266. Kılıçları, Mustafâ (a.s.)a gâlib olmak için develer kurban ederler idi.

Kâfirler, Cenâb-ı Peygamber’e galebe için [deve] kurban ederler ve kurbanları Allah için değil, belki Allah’a karşı muhârebe niyyetiyle olur idi.

2267. Kur’ân da ehl-i gafletin inzârı vardır; şöyle ki, onların o bütün infâkları hasrettir.

Bu beyt-i şerîfde, şu âyet-i kerîmeye işâret buyrulur: (Enfâl, 8/36) Ya’nî “Muhakkak küfr eden kimseler, halkı Allah’ın yolundan alıkoymak için harp ederler, imdi onlar yakında infâk edeceklerdir; sonra o infâk onlann üzerine hasret olacaktır; sonra da mağlûbdurlar." İşte Allah Teâlâ kâfirleri bu âyet-i kerîme ile inzâr eder ve korkutur.

2268. Resûl-i Ekrem'in harbinde Mekke büyüklerinin kurbanları, kabûl ümîdiyle idi.

2269. Adl eden bâgî bir köle gibi ki, şâhın malını o âsilere bezl etti.

Peygamber ile olacak harbde muzaffer olmak için kâfirlerin kestikleri kurban, kendi zanlarınca bir ibâdet ve sebeb-i makbûliyyet idi. Bu hâl ona benzer ki, âsî olan bir köle, kendisince adl ve ihsân ettiğini zannederek, pâdişâhının malını ehl-i isyâna tevzi eder. Onun bu hâli, sebeb-i kurbiyyet olmadıktan başka, üzerine pâdişâhın kahır ve gazabını celbe sebeb olur.

2270. Bu âsînin adli ve onun ihsanı nezd-i şâhda ne artırır? Uzaklık ve kara yüz![83]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)