Ya'lemûne mâ tef'alûn(e)
Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler.
Onlar, siz her ne yaparsanız bilirler
İnfitâr Suresi'nin 12. ayeti, insanların eylemlerinin sürekli olarak kaydedildiğini ve bilindiğini vurgulayarak ilahi gözetimi ve hesap verebilirliği hatırlatmaktadır. Ayet, 'bilme' ve 'yapma' fiilleri üzerinden insan davranışlarının kayıt altına alınması ve ahiretteki karşılığına işaret etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ilm'i, bir şeyin hakikatini idrak etmek olarak tanımlar. Ayetteki 'ya'lemûne' ifadesi, meleklerin insanların amellerini sadece gözlemlemekle kalmayıp, onların mahiyetini ve sonuçlarını da tam bir vukufiyetle bildiklerini gösterir. Bu bilgi, kuru bir kayıt tutmaktan öte, eylemlerin özünü kavramayı içerir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ilm'i, bir şeyin olduğu gibi idrak edilmesi olarak açıklar. Ayetteki 'ya'lemûne' fiili, meleklerin insanların fiillerini eksiksiz ve hatasız bir şekilde bildiğini, bu bilginin herhangi bir şüphe veya eksiklik taşımadığını vurgular. Bu, ilahi adaletin temelini oluşturan kusursuz bir kayıt ve bilgiye işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'ilm' kavramının sadece entelektüel bir bilgi olmadığını, aynı zamanda bir şeyi tam olarak kuşatmayı ve onun üzerinde otorite sahibi olmayı da içerdiğini belirtir. Ayetteki 'ya'lemûne', meleklerin insanların eylemleri üzerindeki bu kuşatıcı bilgisi sayesinde, onların amellerini doğru bir şekilde değerlendirme ve kaydetme yeteneğine sahip olduklarını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mâ' edatının Kur'an'da genellikle 'ellezî' (o şey ki) anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'mâ tef'alûne' ifadesi, insanların yaptığı her türlü fiili, sözü ve niyeti kapsayan geniş bir anlam taşır. Bu, meleklerin sadece görüneni değil, görünmeyeni de kaydettiğine işaret eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mâ'nın Kur'an'da hem akıllı hem de akılsız varlıklar için kullanılabileceğini ve genellikle genellik ifade ettiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, insanların küçük-büyük, gizli-açık demeden yaptığı tüm eylemleri kapsayan bir genelliği ifade eder, böylece hiçbir amelin gözden kaçmayacağı vurgulanır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'fiil' kelimesinin geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve hem iyi hem de kötü eylemleri kapsadığını belirtir. Ayetteki 'tef'alûne' ifadesi, insanların iradeleriyle ortaya koydukları her türlü ameli, sözü ve hatta kalpteki niyeti dahi içerir. Bu, meleklerin sadece fiziksel eylemleri değil, niyetleri de kaydettiğine işaret eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'fiil'in bir şeyin meydana gelmesi, icra edilmesi anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'tef'alûne' fiili, insanların dünya hayatında gerçekleştirdiği tüm aktif eylemleri, yani yapıp ettikleri her şeyi kapsar. Bu, ahiretteki hesabın sadece sözlerden değil, tüm davranışlardan olacağını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'fiil' kavramının Kur'an'da genellikle insanın iradi olarak gerçekleştirdiği eylemleri ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'tef'alûne', insanların kendi tercihleriyle ortaya koydukları, sorumluluk gerektiren tüm davranışları kapsar. Bu, ilahi adaletin, kişinin kendi hür iradesiyle yaptığı eylemler üzerinden tecelli edeceğine işaret eder.
Namaz Sûreleri (Cilt 1)
Terzibaba - Necdet Ardıç
يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ~ ~ ~
(82/12) - Yağlemûne mâ tef'alûn.
(82/12) - Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler.
Bakın geldi işte. “Ya'lemune” onlar bilirler. Muhakkak ki siz ne işlemişseniz o Kiramen Katibin melekleri bunları bilirler yâni değerlendirirler.