Mutaffifîn Sûresi 27. Âyet
المطففين
Ve mizâcuhu min tesnîm(in)
O içeceğin katkısı tesnimdir.
Karışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır).
Mutaffifîn Suresi'nin 27. ayeti, cennet ehlinin içeceğinin niteliğini ve kaynağını tasvir etmektedir. Ayet, bu içeceğin 'tesnîm' adlı yüce bir kaynaktan geldiğini ve özel bir karışıma sahip olduğunu vurgulayarak, cennet nimetlerinin eşsizliğini ve derecesini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mezc' kelimesinin bir şeyi başka bir şeyle karıştırmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'mizâcuhu' ifadesi, cennet şarabının 'tesnîm' suyu ile karıştırılarak ona özel bir tat ve koku verildiğini, böylece içeceğin daha üstün ve lezzetli hale getirildiğini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mizâc' kelimesini 'karışım' veya 'katkı' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, cennet içeceğinin saf haliyle değil, 'tesnîm' ile karıştırılmış, yani ona 'tesnîm'den bir katkı eklenmiş olduğunu belirtir ki bu da içeceğin değerini ve kalitesini artırır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki cennet tasvirlerinde 'içecek' kavramının sadece susuzluğu gidermekten öte, bir ödül ve zevk unsuru olarak sunulduğunu belirtir. 'Mizâc' kelimesi, bu içeceğin sıradan bir su değil, özel bir karışım olduğunu ve bu karışımın cennetin diğer nimetleriyle birlikte müminlere sunulan bir lütuf olduğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'tesnîm' kelimesinin 'sünâm' (devenin hörgücü) kökünden geldiğini ve yüksekliği ifade ettiğini belirtir. Bu bağlamda 'tesnîm', cennetteki en yüksek ve şerefli pınar anlamına gelir. Ayette, bu pınardan gelen suyun cennet ehlinin içeceğine karıştırılması, içeceğin yüceliğini ve üstünlüğünü gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tesnîm'in 'sünâm'dan türediğini ve 'yükseltmek, yüceltmek' anlamlarına geldiğini ifade eder. Cennetteki bir pınar için kullanıldığında, bu pınarın diğer pınarlardan daha yüksek ve daha değerli olduğunu, dolayısıyla ondan içenlerin de derecesinin yüksekliğini ima ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, cennet içeceğinin kaynağının ne denli mübarek ve üstün olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'tesnîm'in cennetteki bir pınar adı olduğunu ve 'yüksekten akmak' anlamına geldiğini belirtir. Bu, içeceğin sadece lezzetli olmakla kalmayıp, aynı zamanda manevi bir yüceliğe ve berekete sahip olduğunu gösterir. Ayetteki 'tesnîm'den katkı, cennet içeceğine bu yüce pınarın özelliklerini katmaktadır.
Mutaffifîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Karışımı Tesnim’dendir (En üstün cennet şarabındandır).“ (83/27)
Tesnim; Cennette Allah’a yakın kulların kendisinden içeceği pınara verilen addır.
Bu sene yapmış olduğumuz seyahatlerimizde Adana, Aladağ ilçesi Aladağın zamantı nehri kanyonlarında bulunan küp şelaleri daha önce gördüklerimizden ve ulaşımı zor olanlarından biriydi. Bu mekâna vardığımızda aracımızın yanına gelen katır ise nefsi emmare sureti olmak ile beraber, eğitim ile inat ederek bu zorlu güzelliğe ullaşılabileceğini bizlere gösteriyordu. Ad-ana; Ana isim-esmâ Allah’ın “Ala-Yüce” İliyyin dağında bulunmakta olan zaman-tı zamanın tahakkuku-hâkikati olan bu “Asr” pınarı ailemiz için güzel bir müşahade ve ilm-i keşf olmuş oldu.
Aslı Kevser olan bu şarap ırmağı 47/15 Muhammed sûresinde geçen Kevser ırmağının şarap ırmağı hakkkında bilgi faydalı olur diye buraya alıyoruz.
İçenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar;
Zat cennetinin üçüncü ırmağı, خَمْر (Hamr) “Şarap” tır. Ve aynı zamanda ekşi demektir. Dünya şarapları ekşidir ve sarhoşluk verir. Lezzet veren yani ağız yolu ile alınan “Tad”dır. Tasavvuf’ta geçen “Meyhane” Dergâh’tır. Mürşid-i Kamil gönül hanesi olan bu dergâhına gelen saliklerin gönüllerine Şarab-ı yani Aşk-ı İlâhi’yi nefes yolu ile yani sohbet ile tenfis eder. Lezzet yani tad ağız tavanı ve tabanı sayesinde alınır. Bu tad hücreler ile beyine iletilir. Ve Hakîkat-i İlâhi sohbeti içenlere sevk vermiş olur. Ağızdan alına tat dan önce bir salik’in iyi bir dinleyici olarak hakîkat kulağının açılmış olması gerekir ki, bu bir önceki mertebe olan Süt ırmağında olur.
Hamr (Şarap) sayısal değerini incelersek,
Ha: 600, Mim: 40, Re: 200,
600+40+200= 840
8+4= 12
(12) Hakikat-i Muhammediye’dir.
Ha: Halk, Mim: Hakîkat-i Muhammediye (Ulûhiyyet) Re: Rahmâniyyet ve Rububîyyet mertebeleridir.
Ayan-i sabitede bulunan Esmâ-i İlâhiye halkının, Ulûhiyet mertebesinden Nefesi Rahmân-i ile tenfis edilip, Rububiyet mertebesinden açığa çıkan Esmâ-i İlâhiye’nin içenlere lezzet vermesidir.
Ölümde, bir tadıştır. Kevser ırmağının şarabını tadan salik ölmeden önce idraken ölüp bu Aşk-ı İlâhi badesi ile Hakk’ın Cemâl aynasında gark olup kendinden geçmiş bir haldedir.
Hamr, mayalanmak ve Hamur’dur. Hamur da maya’nın etkisi ile ekşiyip kabarır. Ve yenecek hale gelmesi için fırında pişmesi gerekir. Hakîkat-i İlâhi sohbetinin bir salik’in anlayabilmesi için Mürşid Hamur’u gönül ateşinde pişirmesi gerekir. Ve ufak lokmalar halinde taliplilerine verir. Eğer büyük lokmalar ile verilirse boğaza takılır ve ma’nevi ölüme sebep olabilir.
Şarabı içtik şerhoş olduk şükrillah Ayıldık ilme talib olduk elhamdüllilah Şarap ırmağı HAKÎKAT mertebesini temsil eder.[57]
عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَ {المطففين/28}
“Aynen yeşrebu bihel mukarrabûn.“