İçeriğe atla
Tevbe 54Cüz 10 · Sayfa 195

Tevbe Sûresi 54. Âyet

التوبة

Sohbete sor

Vemâ mene'ahum en tukbele minhum nefekâtuhum illâ ennehum keferû bi(A)llâhi vebirasûlihi velâ ye/tûne-ssalâte illâ vehum kusâlâ velâ yunfikûne illâ vehum kârihûn(e)

Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah'ı ve Resulünü inkar etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur.

Tevbe Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Vemâ mene’ahum en tukbele minhum nefekâtuhum illâ ennehum keferû bi(A)llâhi vebirasûlihi velâ ye/tûne-ssalâte illâ vehum kusâlâ velâ yunfikûne illâ vehum kârihûn(e) Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah’ı ve Resûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur. (9/54)


Onları kendilerinden, nafakalarını kabul olunmaktan engelleyen de başka birşey değil, ancak şu halleridir ki, bunlar hakikatte Allah'a ve Resulü'ne küfrettiler, inanmayıp inkâr ettiler. Ve namaza da ancak tembel tembel, üşene üşene, gelirler, başka türlü gelmezler infakı da ancak hoşlanmaya hoşlanmaya yaparlar, başka türlü yapmazlar. Yani Allah ve Resulü'ne kalben küfürleri devam ettiğinden, namazın ve infakın ne yerine getirilmesindeki sevaba, ne de terkinden dolayı günaha inanmadıklarından, adeta namazı boşuna bir külfet, infakı da bir cereme, bir zarar saydıklarından, bu gibi görevleri yaparken, bunları kalben iman ve gönül hoşluğu ile seve seve ve Allah rızası için değil başka bir maksat, dış görünüşü kurtarmak için yaparlar. Bundan dolayı infakı bir istek ve benimseme söz konusu olmadan görünüşte gönül hoşluğu ile yapıyormuş olsalar bile o nafakaların Allah yoluna harcanması yine de canlarını sıkar. Bunu gönülden isyan ederek ve istemeyerek verirler. Şüphe yok ki, bir kimsenin inanmadığı bir şeyi yapması, dışardan belli etmese bile kendi içinde mutlak bir isteksizlik konusudur. Hasılı kabule engel olan mutlak fısk ve günah değil, küfürdür. Ve önceki "kerhen" tabiri belli olan isteksizliği, ikinci "karihun" ise içlerindeki mutlak isteksizliği ifade eder.[58]

Gönlün önemi burada bir kere daha ortaya çıkmaktadır. Bir tavuk bile kümesi, falluğu olmazsa yani uyun ortam meydana gelmezse yumurtlamaz isteksiz olur. Olsa bile o yumurtanının randımanı düşüktür. O gönülde Hakka iman, resülüne muhabbet olmazsa ilimleri ve mir’ac olan namaz kabul olmaz ki Uluhiyet ve Risalet mertebesini inkar etmektedirler. Gönülsüzce, gönül zâti mahaldir. Bundan önce ef’âl, esmâ, sıfât mertebeleri bu gönülde faaliyete geçirilir. Böyle mertebelerin faaliyete geçmediği bir gönül de haliyle gönülsüz olur ve ilimleri hakk ilmi olmaz ve mir’aclarıda usül ve mertebesine uygun olmadığı için kabul olmaz.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)