Eyahsebu en lem yerahu ehad(un)
Kendisini kimsenin görmediğini mi sanıyor?
Kendisini bir gören olmadı mı sanıyor?
Beled Suresi'nin bu ayeti, insanın Allah'ın her şeyi kuşatan bilgisi karşısındaki gafletini ve hesap verme bilincinden uzaklığını sorgulamaktadır. Ayet, insanın kendi eylemlerinin gizli kalabileceği yanılgısını, Allah'ın mutlak gözetimi altında olduğunu vurgulayarak çürütmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hasebe (حسب) kelimesi, bir şeyi zannetmek, tahmin etmek veya bir şeyi doğru kabul etmek anlamında kullanılır. Ayetteki 'أَيَحْسَبُ' ifadesi, insanın bir şeyi gerçek dışı bir şekilde doğru kabul etmesi, yani kimsenin kendisini görmediği yanılgısına düşmesi anlamındadır. Bu, genellikle yanlış bir inanç veya varsayım için kullanılır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Hasebe (حسب) fiili, zannetme ve hesap etme manalarını içerir. Ayetteki kullanımı, kişinin bir durumu yanlış değerlendirmesi, yani 'kimse beni görmüyor' gibi bir vehme kapılmasıdır. Bu, genellikle bir cehalet veya gaflet halini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hasibe' fiilinin Kur'an'da genellikle yanlış bir varsayım veya yanılgı bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette de, insanın kendisini kimsenin görmediği gibi yanlış bir zanna kapılması, Allah'ın her şeyi kuşatan bilgisi karşısında bir gaflet halini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Ra'â (رأى) fiili, gözle görmek manasına gelir. Ayetteki 'يَرَهُۥٓ' ifadesi, Allah'ın insanı görmesi, yani onun eylemlerine muttali olması anlamındadır. Bu, sadece fiziksel bir görme değil, aynı zamanda ilahi bir gözetim ve bilgi anlamına gelir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'râ'â' fiilinin Kur'an'da bazen 'bilmek' veya 'haberdar olmak' anlamında kullanılabileceğini belirtir. Bu ayetteki 'يَرَهُۥٓ' ifadesi, Allah'ın insanı ve yaptıklarını bilmesi, ondan haberdar olması manasındadır, bu da mecazi bir görme olarak yorumlanabilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ru'yet' (görme) kelimesinin hem gözle görme hem de kalple idrak etme manalarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'يَرَهُۥٓ' ifadesi, Allah'ın insanı hem zahiren hem de batınen görmesi, yani onun tüm hallerine vakıf olması anlamındadır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Ehad (أحد) kelimesi, olumsuz bağlamda kullanıldığında 'hiç kimse' anlamına gelir. Ayetteki 'لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ' ifadesi, 'hiç kimsenin onu görmediği' zannını ifade eder ki bu, insanın Allah'ın gözetimini göz ardı etmesidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ehad' kelimesinin nefy (olumsuzluk) bağlamında umum ifade ettiğini, yani 'hiçbir kimse' manasına geldiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, insanın kendisini kimsenin görmediği gibi yanlış bir genelleme yapmasını ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ehad' kelimesinin Kur'an'da genellikle olumsuzluk edatlarıyla birlikte kullanıldığında 'hiç kimse' anlamını pekiştirdiğini ifade eder. Ayetteki 'أَحَدٌ' kelimesi, insanın kendisini Allah dahil hiçbir varlığın görmediği gibi bir yanılgıya düşmesini vurgular.
Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri
Terzibaba - Necdet Ardıç
Yaptıklarını veya yapmadıklarını hiç kimse görmüyor-mu, bunun farkında değilmi?. Nefsi yönünde gururlanarak ve benlik şöhret üzere verdiklerini Cenâb-ı Hakk’ın görmediğini mi zannediyor.
أَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَيْنَيْنِ
(E lem nec’al lehu ayneyn)