İçeriğe atla
Duhâ 9Cüz 30 · Sayfa 596

Duhâ Sûresi 9. Âyet

الضحى

Sohbete sor

Fe-emmâ-lyetîme felâ tekhar

Öyleyse sakın yetimi ezme!

Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri

Terzibaba - Necdet Ardıç

********** 64

Üzerinde yetimlik hali bulunan, nefis perdeleriyle perdelenmiş, beşeriyet elbisesi ile örtülmüş, gaflet haliyle dünya ya dalmış, bu yüzden ümitsiz kalbi kırık insanları da azarlama, onlara yardımcı olmaya çalış.


وَأَمَّا السَّائِلَ فَلَا تَنْهَرْ

(Ve emmes sâile fe lâ tenher.)

(93/10) “Ve ammâ sâili (bir şey isteyeni) bundan sonra azarlama.”


Sâil, sual edici, tahsil, eğitim isteyen ma’nâsınadır. Hakk yolunda bu şekilde istekte bulunanları geri çevirmeyin hitabı vardır.


وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ

(Ve emmâ bi ni’meti rabbike fe haddis.)

Namaz Sûreleri (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç

Üzerinde yetimlik hali bulunan, nefis perdeleriyle perdelenmiş, beşeriyet elbisesi ile örtülmüş, gaflet haliyle dünya ya dalmış, bu yüzden ümitsiz kalbi kırık insanları da azarlama, onlara yardımcı olmaya çalış.


İkinci yorum İşte daha evvelce sende bu yollardan geçtiğin için yetimi de ezme. Ona da ters şekilde konuşma. Yâni sen nasıl daha evvel yetimdin. Rabbın seni terbiye etti, sana babalık hükmünde bulundu. Seninde karşına gerçekten bir yetim gelirse, gerek fiziki gerekse manevi mânâda yetim. Onlara babalık et. Onları kolla. Hani bu Abese vetevellâ âyetinde de varya. Sana bir a’ma geldi. Sen onu abes gördün ve huzurundan uzaklaştırdın. Neden? Orada zengin ya da, o günün eşrafından insânlar vardı. Onlara birşeyler anlatıyorken a’ma geldi. İbni Mektum. Ya Rasû-lullah. Tık tık tık kör gözleriyle. Bana birşeyler anlat, öğret. Nerden çıktı bu diye abes olarak baktı ona Efendi-miz o anda farkında olmadan. Veya öyle demeyelim. Farkında oldu da, bizlere eğitim olarak siz böyle yapmayın diye örnek olsun diye. O hâdiseyi yaptı diyelim. İşte karşına kim gelirse gelsin. Onları yetim olanları yetim koyma. Sana ters şekilde kullananlara da sen öyle davranma. Iyi muamele et diye ikazı geldi.


وَأَمَّا السَّائِلَ فَلَا تَنْهَرْ

(93/10) (Ve emmes sâile fe lâ tenher.)

(93/10) “Ve ammâ sâili (bir şey isteyeni) bundan sonra

azarlama.”


Sâil, sual edici, tahsil, eğitim isteyen ma’nâsınadır. Hakk yolunda bu şekilde istekte bulunanları geri çevirmeyin hitabı vardır.


İkinci yorum

Ve gelen sail sorucu dilenciyi de azarlama. Kovma yâni, karşına gelen dilenciyi de azarlama. Sail burada her ne kadar lugatlarda dilenci olarak geçiyorsa da, sail seele sorucu mânâsına, yâni tahsil eğitim isteyen kimse mânâsındadır. Değil mi? Sual edici. Sual edici ne sual eder? Dünyalıkta sual eder, her şeyi sual eder İşte dünyalık sual edene dilenci deniyor. Yâni dünyalık ekmek, aş isteyen dilenci ama ahiretlik bir şey isteyen sail, gerçek sorucu suâl edici. Ya Resulallah bana senden haber ver. Bunu senden dileniyorum demektir. Yâni o kadar çok istiyorum tevazu halindeyim ki, önünde ne yapmam lâzım geldiyse, gururu kibiri herşeyi kaldırdım. Bir dilenci gibi önünde eğiliyorum. Bana yalnız o ilimden ver. Diye istiyor. Gurur kibir meselesi yapmadan ben bu tahsili yapacağım, nefsimi de bir kenara bırakacağım, diyerek gelen ve sual edenlerden yâni Hak’tan sual edenleri azarlama. İşte şimdi yorgunum, yok uykum var, yok bilmem neyim var. Vaktim yok diye başından atma diyor.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)