بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ
أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ
Elem neşrah leke sadrak(e)
(Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
وَوَضَعْنَا عَنكَ وِزْرَكَ
Ve veda'nâ ‘anke vizrak(e)
(2-3) Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?
ٱلَّذِىٓ أَنقَضَ ظَهْرَكَ
Elleżî enkada zahrak(e)
(2-3) Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?
وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ
Ve rafa'nâ leke żikrak(e)
Senin şanını yükseltmedik mi?
فَإِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا
Fe-inne me'a-l'usri yusrâ(n)
Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
إِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا
İnne me'a-l'usri yusrâ(n)
Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
فَإِذَا فَرَغْتَ فَٱنصَبْ
Fe-iżâ feraġte fensab
Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.
وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَٱرْغَب
Ve-ilâ rabbike ferġab
Ancak Rabbine yönel ve yalvar.