İçeriğe atla
Alak 5Cüz 30 · Sayfa 597

Alak Sûresi 5. Âyet

العلق

Sohbete sor

‘Alleme-l-insâne mâ lem ya'lem

(4-5) O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.

Namaz Sûreleri (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç

~~96.5~
عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ~ ~ ~

(96/5) - Allemel insâne mâ lem yağlem.
(96/5) - O insana bilmediği şeyleri öğretti.


Ve allemel, alleme eğitti, el insâne. İnsanı eğitti. Nasıl Ma şöyle eğitti ki, lem ya’lem. Bilmediklerini ona öğretti. İşte bunlar bize lazım. Elif’ler, be’ler, te’ler, se’ler bize lâzım. Çünkü biz sebeplere bağlıyız. Ama Hazreti Rasûlullah sebeplere bağlı değil. Allemel insâne ma lem ya'lem. İşte bundan sonraki âyetlerde daha sonra gelerek bu Alak Sûresi kaç âyet? Ondokuz âyet bakın burada da bir hikmet var. Ondokuz rakamının hakîkati zâten ikra ile açılmış oluyor. Neydi Ondokuz? Kûr’ân’ın hakîkati, İnsan-ı Kâmilin hakîkati, şifre rakkamıydı. Kûr’ân’da, bunun ile başladığı için İkra süresi ile başladığı için Ondokuz âyette bırakmış. Yirmi de yapabilirdi Cenâb-ı Hakk. Ama o zaman sistem uymazdı, rakkam değişirdi. Dinleyicilerden biri:

Hocam bir şey sormak istiyorum. “Alâk kelimesini biraz açabilir misiniz”?

Pıhtılaşmış kan. Yâni insânın vücûd heykelinin, kayna-ğının, nüvesinin çekirdeğinin, kan pıhtısından olduğunu bildiriyor. Tıp kitaplarında, bu oluşumun bütün evreleri ile birlikte, nasıl geliştiği bugün açık olarak yazılmakta, ve ayrıcada mahallinde müşahedeli olarak da görülmektedir.

Başka bir yönü ilede anlamaya çalışırsak, şöyle düşünebiliriz. Kan pıhtısını, kanın içinde bulunan bütün özelliklerinin bir çekirdek halinde bulunduğunu düşünelim ki o da insanın küçültülmüş terkibidir. Yani orada yeni bir insanın bir kopyasının oluşumunu sağlayacak bütün özellikler mevcuttur, ancak bunun gelişmesi için, tohumun toprağa atılıp belirli bir süre zaman ihyaç olduğu gibi, bunun da yeniden gelişip insan sûretine ulaşması için zamana ihtiyacı vardır.

İşte bu kan pıhtısı insan’ın sûretini ortaya getiriyor iken, “venefahtü” de “sıretini-bâtını” ortaya getirmektedir.

İşte bu özelliklerin kendi gerçeklerini arif olabilmeleri için güzel bir eğitime ihtiyaç vardır. İşte bu husus.

Ellezî alleme bil kalem. O kalemle öğretti. Allemel

insâne ma lem ya'lem. İnsana da bilmediğini talim etti. Bakın burada, değişik bir şey daha çıkıyor. Bi zâtihi Allah’ın insânı eğittiği ortaya çıkıyor. Alleme, Allemel insâne, insân talim etti. Ma lem ya’lem. Bilmediğini talim etti. Kimden? Rabbından talim etti. veya Rabbı talim ettirdi.

Daha evvelce kendini Hakk’tan ayrı ve gayrı zannederken, Rabbı’nın eğitimi ile kulunun Rabb’ın dan ayrı gayrı olmadığını, ve hep onunla birlikte olduğunu bildirdi. İnsan oğlu için bundan büyük eğitim ve ikram düşünmek mümkünmüdür? Cenâb-ı Hakk vacibül vücûd kendi Ulûhiyyet hakikatlerini insana ikram etmiş, ve bu hakikatleri idrak etmesi içinde eğitmiş talim ettirmiştir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)