İçeriğe atla

Cebir ve İhtiyâr

Cebir ve ihtiyâr, kulun fiillerindeki zorlama veya seçme hürriyeti meselesidir. Tasavvufta cebir, kulun kendi ezelî hakikatinin (a'yân-ı sâbite) kendi varlığına tecellisidir.

Aziz dost, gel, asırlardır nice zihni meşgul eden, nice kelâm âlimini çetin münazaralara sevk eden bir meselenin kapısını aralayalım: Cebir mi, ihtiyâr mı? Kulun fiillerinde bir zorlama mı vardır, yoksa o, mutlak bir seçme hürriyetine mi sahiptir? Bu sual, zâhirde bir çıkmaz sokak gibi görünür. Lâkin irfan mektebinde, meselenin düğümü sorunun sorulduğu yerde değil, daha derinde, varlığın kökeninde aranır. Terzibaba İrfan Mektebi’nin bize öğrettiği sır şudur: Cebir vardır, lakin bu cebir, Hakk’tan kula yönelen bir zorlama değildir. Bu, kulun kendi ezelî hakikatinin, yani a'yân-ı sâbitesinin, bu âlemdeki gölgesi olan kendi vücûduna yaptığı bir tecellîdir. Cebir, kulun kendinden kendedir. Bu hakikati idrak etmek, sâliki şikâyetten rızâya, isyandan teslîmiyete ve kavgadan edebe taşıyan bir Burak gibidir. Bu sohbetimizde, bu ince sır perdesini aralamaya niyet edelim.

Bu Kavram'in Gectigi Eserler

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2

Ahmed Avni Konuk

22x

Hiç bu âlem-i izâfide bir ferd "emr-i irâdî"nin hükmünden kendisini kurtarabilir mi? Hayır. Bu beyt-i şerîfin zevkıne varmak için 623, 624, 625 numaralı beyitler ile, onları ta'kîb eden ebyâtı ve îzâhâtını mütâlaa etmek lâzımdır; zîrâ bu bahislerde cebir mes'elesi îzâh edilmiştir; burada tekrârı mûcib-i tatvil olur.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2

TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye
TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

20x

M. Arabi Hz.leri: "Bu alemde cebir diye bir şey yoktur, cebir kendinden kendinedir, yani ayan-ı sabitesine onu oraya koyduğu zaman o cebir denilen şey kendi özünden zuhura gelmektedir."

TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1

Ahmed Avni Konuk

18x

Ey cebir mezhebine sâlik olan kimse, sen "Bende bir şey yoktur" dersin. Fakat hasta olduğunda nedâmet izhâr edersin — bu sende bir irade bulunduğunu hatırlatır.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3

Ahmed Avni Konuk

15x

İmdi burada "cebir" suâli vârid olur. Filvâki' cebir vardır; fakat bu cebir Hak'tan değil, abdin kendi ayn-ı sâbitesinden ve hakikatından yine kendisinedir.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3

TB. Fusûs Mukaddimesi
TB. Fusûs Mukaddimesi

Ahmet Avni Konuk

15x

Bu hükümde cebir yoktur. Zîrâ bu hükmü a'yân-ı sâbite kendileri üzerine vermişlerdir; ve Hak bidâyeten mahkûmün-aleyhdir.

TB. Fusûs Mukaddimesi

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5

Ahmed Avni Konuk

14x

Buna göre sabit hakikatlerin, yatkınlık diliyle talep ettikleri şey ne ise, Yüce Allah onu verdi. Böyle olunca, sırf cebir yoktur. Bu hususta daha fazla açıklamalar I. ciltte 625 numaralı şerefli beyitte geçti. Ve o Sünnî dahi, “Abdin irâdesinden bu Cebrî'nin ne haberi vardır; kendisini ef'âlinde mecbûr bilmek ile, nefsinden sâdır olan ef'âl-i tesbihiyyeyi de Hakk'a izâfe etmiş oluyor.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5

TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye
TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

14x

İşte arif her ne vakit âlemde tasarruf ederse, böylece emr-i ilâhî ve cebir iledir; kendi ihtiyarıyla değildir. Zîrâ arif huzurdadır. Ve risâlet makamının dahi elbette tasarruf istediğine şüphemiz yoktur. Şu halde resul, Allah tarafından getirdiği risâleti, kavminin kabul etmeleri için, mu'cize ile tasarruf eder; ve izhâr ettiği mu'cize ümmetinin indinde, onun risâletini tasdik eyler; ve bunun neticesi olarak dîn-i...

TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7

Ahmed Avni Konuk

12x

Ey ilm-i hakâyık ile meşgûl olan sâlik, İblis'in eğri fikrinden ibret al ve cebri olma! Ne vakte kadar cebir ağacına sıçrarsın, ihtiyârını bir tarafa koyarsın?

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7

Kelime-i Ya'kûbiyye
Kelime-i Ya'kûbiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

12x

Abd-i mütedeyyin mecbûren mütedeyyindir. Fakat bu cebir, ona kendi hakîkatinden ve isti'dâd-ı ezelîsinden gelir.

Kelime-i Ya'kûbiyye

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6

Ahmed Avni Konuk

10x

Peygamberler, inkârcıların cebir (kulların fiillerinde zorunlu olduğu) yolunda meydana gelen cevaplarına karşı dediler ki: "Evet, Yüce Allah kendisinden kaçınmak mümkün olmayan birtakım küfür ve iman, saadet ve şekavet gibi vasıfları yarattı ve bunları kazâ etti (ezelî genel takdirine dâhil etti), ve bunların "kazâ-yı mübrem" (değişmez ilâhî takdir) olanlarından kaçınmak da mümkün değildir. Çünkü bunlar asıl...

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8

Ahmet Avni Konuk

9x

Zîrâ kul, isti'dâd-ı ezelîsi mûcibince Hak'dan hangi işe tahsîsini taleb etmiş ise, Hak dahi onu vermişdir." Binâenaleyh abdden taleb ve Hak'dan ihsân vâki' olmuşdur. Eğer abdin şekāveti hakkında bir cebir vâki' olmuş ise, kendinden kendinedir. Nitekim âyet-i kerîmede لا يسأل عما يفعل وهم يسألون (Enbiya, 21/23) ya'ni "Hakk'a işlediğinden suâl olunmaz, mes'ûl olan onlardır" buyurulur.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8

TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet
TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

8x

Cebir kavramı vahdet-i vücud zemininde ikilik şartını taşımadığı için baştan çöker.

TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9

Ahmet Avni Konuk

6x

Sen izafî varlık (mutlak varlığa göre) arşının taşıyıcısı olan dört melekten birisin ve maddî âlem, ilahi isimlerin bağışlarını sana yönelerek bekler. “Senin vazîfenden âlem-i cismâniyyete rahmet getirmektir. Binâenaleyh cebir ve şiddeti bırak da niyâzıma rahmet et! Sen vücûd-ı izâfî arşının hâmili olan dört melekten birisin ve cismâniyet âlemi atâyâ-yı esmâiyyeyi sana te-veccüh ederek bekler.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9

TB. Kelime-i Şîsiyye
TB. Kelime-i Şîsiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

6x

Lisân-ı istidâd ile vâki' olan talebler üzerine Hak hükmetmiştir; bu cebir Hak'tan değil, aynın kendindendir.

TB. Kelime-i Şîsiyye

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13

Ahmet Avni Konuk

5x

Bu "hatâyeyn hesabı"nın özeti şudur: Muhasebeci bilinen sayılardan bilinmeyen sayıları bulur. Uzun işlemli ve varsayımlı bir hesaptır. Bunu cebir ilminin denklemleri vasıtasıyla çözmek daha kolaydır. Sâlikin bir hatası şudur ki, o evvelce Hakk'a kendi varlığının gayr-i hakiki bir varlık ve kendisine de Hakk'ın varlığından gayr-i hakiki bir varlık vehmederdi.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10

Ahmet Avni Konuk

4x

Nasıl ki gelecek beyitte zikredilmiştir. Yani, ey şüttâr (Hakk'a ulaşmak için hızlı yol alan) yoluna sâlik olan kimse, kendi nefsinin cebir ve ihtiyârından kurtul. Çünkü senin ruh şahbazın (kuvvetli ruhun) gerçek şah tarafına yol buldu.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11

Ahmet Avni Konuk

3x

O sebepler ve eserlerde etkileyici olan kader akıl ile kavranamaz, yani akıl yürütülerek düşünülemez; ve kader sırrı hakkındaki açıklamalar, birinci cildin 626 numaralı beytine denk gelen "این نه جبرست معنی جباریست. ذكر جباری برای زاریست" [yani "Bu, cebir değildir; bu, cebrî olma anlamıdır. Cebrî olmanın zikri yakarış içindir"] beytinde geçti ve başka yerlerde de sırası geldikçe açıklandı.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11