Cem
Birlik makamı. Çoklukta birliği görme, varlıkta Hakk'ı müşahede.
Tanım
Cem', sâlikin çoklukta (kesret) birliği (vahdet) müşâhede etmesi; halkı görürken Hakk'ı kaybetmemesi halidir. Tasavvufun en yüksek idrâk mertebelerinden biridir. Karşıtı "fark"tır — kulun kendini ve halkı ayrı varlıklar olarak görmesi.
Mertebeleri
Sûfîler cem'i üç mertebede anlatır:
- Cem' — Kul kendini ve halkı unutup yalnız Hakk'ı müşâhede eder (başlangıç).
- Cem'ü'l-cem' (cem-ül cem) — Hakk'ı müşâhede ederken aynı anda halkı da Hakk'ın tecellisi olarak görür; tevhîdin en yüksek mertebesi.
- Fark ba'de'l-cem' — Cem'den sonra gelen fark; sâlik hem Hakk'ı hem halkı yerli yerinde bilir, şeriata ve halka hizmete döner (kemâl).
Fark ile Dengesi
Cüneyd-i Bağdâdî der ki: "Fark'sız cem' zındıklıktır, cem'siz fark ta'tîldir." Yani halkı Hakk'ta eritmek (cem'siz fark yok) hulûle, Hakk'ı halktan soyutlamak (cem'siz fark) ilâhî tecellîyi inkâra götürür. Kâmil sûfî her iki nazarı birleştirir.
Kur'an Referansı
- Kasas 28:88 — "Her şey helâk olucudur, O'nun vechinden başka" — cem' nazarının Kur'ânî temeli.
- Bakara 2:115 — "Nereye dönerseniz Allah'ın vechi oradadır."
İbn Arabî ve Konevî
İbn Arabî cem' makamını "ahadiyyet-i cem'" olarak anar: Hakk'ın isim ve sıfatlarıyla halkın toplandığı ilâhî mertebe. Konevî Miftâhu'l-gayb'ta cem'i "insân-ı kâmil"in sırrı sayar — çünkü o, Hakk ile halk arasındaki berzahtır.
Edep
Cem' halinde sâlikin şeriatı terk etmemesi esastır; aksine cem'in gerçekliği, sahv-ı cem' ile, yani şeriat ölçüsüne dönerek tamamlanır.
İlgili Kavramlar
Kaynaklar
- Kuşeyrî, er-Risâle (Cem' ve Fark bâbı)
- İbn Arabî, el-Fütûhât
- Konevî, Miftâhu'l-gayb
Bu Kavram'in Gectigi Eserler

Ahmet Avni Konuk
27x“Fakat Hakk'ın nûru olan ulûm-ı enbiyâ ve evliyâyı yiyen kimse Kur'ân olur, ya'ni makām-ı cem'e vâsıl olup vücûd-ı Hakkānî ile kāim olur. 2479. Agâh ol, senin yarın misktir ve yarın gübredir. Agâh ol gübreyi çoğaltma, müşk-i Çîn'i çoğalt!”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10

Ahmet Avni Konuk
24x“"Kuş dili"nden murâd, hakāyıka müteallık olarak evliyânın vaz' ettikleri ıstılâhlardır. "Endûhten", cem' etmek ve tahsil etmek demektir. "Tumturâk", hodnümâlık ve kendini halka göstermek, "server", büyüklük ve riyâset ma'nâlarınadır. Ya'nî, hakikat âleminin ârifleri ve Hakk'ın âşıkları kendilerinin zevkî ve keşfî ve hâlî olan ma'rifetlerine dair birbirleri arasında sohbet edebilmek için birtakım ıstılâhlar vaz'...”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13

Ahmed Avni Konuk
22x“Fir'avn, bu kadar sadakati olan İmrân'ın kendisine isyân ve muhalefet edeceğini ve canının korktuğu o gecedeki muâmele-i zevciyyede bulunacağını aslâ hatırına bile getirmezdi. İmrân'ın Mûsâ'nın anasıyla cem' olması ve Mûsâ (a.s.)a hâmile olması 880. Şah gitti ve o, o dergâh üzerinde uyudu; eşi, onu görmek için gece yarısı geldi.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5

Ahmed Avni Konuk
18x“Mahşer ehli olan o pazarda bakır hissi, ne vakit altın his gibi satın alırlar? "Mahşer ehli"nden kasıt, "cem'" (bütün varlıkları bir görme makamı) ve "cem'ul-cem'" (bütün varlıkları hem bir hem de ayrı ayrı görme makamı) makamına ulaşmış kişilerdir.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3

Terzibaba - Necdet Ardıç
17x“” “en âminu birabbiküm” “sizin rabbinize inanın ( her ne kadar şu halde iken rabbinizi şuhûden idrak edemiyorsanız da imânen kabul edin dendiğinde ).” “feâmennâ” ( davetçiye olan güvencemizden dolayı) hemen “imân ettik,” derler. “rabbenâ fağfirlena zünubenâ” “ey rabbimiz! kendimize birer varlık vermemiz-den dolayı işlediğimiz benlik günahlarımızı bağışla.” “ve keffir annâ seyyiatinâ” ( beşeriyetimizden kaynaklanan...”

Ahmet Avni Konuk
16x“Tulum mesabesinde (derecesinde) olan kelime tuzağı tarafına toplanmış oldular. "İstihkān", "hakn"dan müştaktır; ve "hakn", sütü tuluma koyup cem' etmek ve sağıldıkça üzerine koymak demektir. Beyt-i şerîfte kelimeler "tulum"a ve kelimelere taalluk eden ma'nâlar da "süt"e teşbîh buyurulmuştur.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11

Ahmed Avni Konuk
16x“Bayrağı evvelen havâya kaldırırlar; ondan sonra her taraftan akıl, fehm, hışım, gazab, hilm, kerem, havf ve recâ ahvâl-i bî-pâyân ve bî-had sıfât, askerlerini o bayrağın altına cem' ederler. Uzaktan bakan kimse yalnız bayrağı görür, amma yakına gelen kimse bayrağın altında sayısız halkı görür. Ya'ni gafil teni görür ve akıl onda ne gevherler ve ne kadar ma'nâlar olduğunu bilir.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6

Ahmet Avni Konuk
16x“İnsân-ı kâmil akl-ı külle vâsıl olduğundan hitâb umûmen her asırdaki insân-ı kâmile ve husûsan Çelebi Hüsâmeddin hazretlerinedir. “Atyâr”, “tayr”ın cem'ü'l-cem'idir. “Hüş”, akıl ma'nâsına olan “hûş”un muhaffefidir. Ya'ni, “Ey insân-ı kâmil, İbrâhim Halîl (a.s.) yukarıda zikrolunan âyet-i kerîmede beyân buyrulduğu üzere dört kuşu öldürmüş idi.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
14x“Böyle olunca İsâ, üzerine halk olunduğu kendi hakikatinden nâşî ki nitekim biz onun mâ'-i mütevehhem ile mâ'-i muhakkaktan mahlûk olduğunu zikr ettik ihyâ-yı muhakkak ile ihyâ-yı mütevehhemi cem' etti. İhya ona, min-vechin tarîk-ı tahkik ile ve min-vechin tarîk-ı tevehhüm ile nisbet olunur. Binâenaleyh onun hakkında tarîk-ı tahkîktan وَاُحْيِ الْمَوْتَى (Bk.”
188 Fusûsu’l-Hi̇kem

Terzibaba - Necdet Ardıç
14x“O, Allâh'ın yeryüzündeki halîfesi olarak, hem "Kitâb-ı Mestûr"un icmâlî hakîkatlerini hem de "Kitâb-ı Manzûr"un tafsîlî âyetlerini kendi varlığında toplayıp cem' eden yegâne varlıktır. "Kitâb-ı Câmi'"dir. "Kur'ân-ı Nâtık" ya'nî "Konuşan Kur'ân"dır. Onun sözü, ahlâkı ve her bir hâli, satırlardaki Kur'ân'ın yaşayan bir tefsîri, kâinattaki sessiz âyetlerin ise dile gelmiş hâlidir.”
257 39 8 Zümer Sûresi T.O. Cem Cemâlî (1)

Terzibaba - Necdet Ardıç
13x“Ve sûret-i âlem-e sûret-i Âdem kaynak olmuş ve sûret-i Âdemiyyenin dahi en kemalli sûret-i, sûret-i Muhammediyye’den istifade etmesiyle olup, imkân “mim-i” ile Ahadiyyet “elif’i” ni (cem) etmiş-toplamıştır ki; biri cem-i biri fark-ı ve biri zahiri ve biri mazharı yani zuhur yeridir. Bu mânâdandır ki; İnsân-ı kâmil cem’ül cem ehlidir ve Onun hicabı – perdesi yine kendisidir. Ve bir şey ki; kendi kendine hicap – perde...”

Ahmed Avni Konuk
13x““Cân-bâz” vasf-ı terkîbîdir. Cân oynayıcı, ya'ni cân fedâ edici demektir. “Yâ” masdariyyet içindir. “Fehm-gird-ârîm” fehmimizi cem' ederiz ve anlayışımızı bir araya getiririz demektir. “Enbâz” şerîk ve ortak demektir. “Enbâzî-künîm” düşüncede ortaklık ederiz demek olur ki, müzakere ve müşâvere ma'nâsınadır.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1

Ahmed Avni Konuk
13x“" Evvelki beyitte "dem-i bî-müntehâ" dan murâd, hiç bir an munkatı' olma- yan ve nihâyeti bulunmayan "nefes-i rahmânî"dir ki, esmâ ve sıfatın mezâ- hiri olan kâinâtın hey'et-i mecmûasına lâ-yenkatı' vücûd-bahş olur. Fakat âlemin hey'et-i mecmuası, insan gibi cem'iyyet-i esmâiyyeyi kabûle müstaid değildir. Meselâ efrâd-ı âlemden hiçbir ferd ism-i Gaffâr'ın mazharı olamaz; çünkü mükellef olmadığı cihetle, kendisinden...”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2

Ahmet Avni Konuk
12x“)ın yalnızlık ile kal'ayı zabt etmeye gelmesi ve o kal'anın padişahı onun def'i hususunda vezîr ile meşveret etmesi ve o vezîrin pâdişâha: "Sakın ha! Teslîm et ve cehilden dolayı tehevvür etme! Zîrâ bu adam müeyyeddir ve Hak'tan kendi cânibinde cem'iyyet-i azîm tutar" diye söylemesi... ✨ ✨ Sade Türkçe flash 356. Ca'fer'in (r.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12

Ahmed Avni Konuk
12x“Nitekim bu Mesnevî'yi okuyanlar, aradaki farkı derhal görürler. "A'râz", "araz"ın cem'idir. Araz, renkler gibi, kendi zâtıyla kāim olmayıp bir cevherin ve maddenin vücûduyla beraber zâhir olan şeye derler; cevherin zıddıdır; ve metâ' ma'nâsına da gelir.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7

Ahmet Avni Konuk
10x“Hükümet-i zahiriyyede zâbıta me'mûru kuvve-i tasarrufu, bilcümle kuvâyı kendinde cem' eden hükümdârdan alır ve hükümdârın zuhûr ettiği yer- de, zabıta me'mûrunun kuvve-i tasarrufiyyesi kalmayıp, hükümdarın emri altında zebûn olur ve bir köşeye sıvışır. Orada ancak sultânın tasarrufu cârî olur. Bunun gibi akıl dahi vücûd-ı insânîde zabıta me'mûru gibidir, sultân-ı hakîkî olan Hakk'ın tecellîsi vâki' olduğu vakit, o...”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“(106) Derviş ve dut hikayesi…………………………….……….. (108) cem-ül cem makamı……………………………………...….. 109) Hakikatini düşünen insan………………………..….……. (112) Sunni ve Hakiki yıldızlar……………………………”
149 17.cd Sohbet Arasi Sohbetler

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
7x“...(86) 28.Paragraf : Süleyman'dan himmetsiz ve cem'iyyetsiz olarak mücerred "emr" ile telaffuz vâki' oldu. (92) 29.Paragraf: Allah Teâlâ onun için "Bu bizim atâmızdır" (Sâd, 38/39) dedi. (98) 30.Paragraf:...”
189 Fusûsu’l-Hi̇kem

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
6x“İmdi bir veled, terk eden şahs-ı âbirde o veled ile onun zikri hayy olan sıfatın husulü beyniyle onun ismi beynini cem' etti; onu Yahya tesmiye eyledi. Binâenaleyh onun ismi olan Yahya îlm-i zevki gibi oldu (1). ----------------- Ya'nî bu hikmet-i Yahyâviyye yani Yahya ismindeki hikmet, esmada hikmet-i evveliyyedir.”
190 Fusûsu’l-Hi̇kem

Ahmed Avni Konuk
6x“"; meyveler söyler ki, "Yaprağın sırrı nedir?" Yani, "Ölümün altında gizli bir haşir (yeniden diriliş) ve cem' (toplanma) yeri vardır ki, orada her ferdin amellerinin meyvesi yayılır. Ve bu haşir ve neşir (diriliş ve yayılma) yeri ortaya çıkınca, ölümün sırrı meydana çıkar.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
5x“) kuvâ-yı fa'âleyi cem' etmekle, ancak ervâh-ı kesîrenin mecmû'u olduğu halde doğdu. Zîrâ sağîr kebîrde müessirdir. Sen çocuğu görmez misin? Hâssıyyetle büyükte tasarruf eder. Binaenaleyh kebîr kendi riyasetinden ona nazil olup onunla mülaabe eder; ve ona çocukça söyler; ve ona onun aklıyla zahir olur.”
192 Fusûsu’l-Hi̇kem

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
5x“Paragraf: Ve Hakk'ın ma'rifetinde tenzih ve teşbih beynini cem' eden ve onu iki vasf ile vasf eyleyen kimse, nasıl kî kendi nefsini tafsil üzere değil, mücmelen arif oldu ise, Hakk'ı dahi tafsil üzere değil, mücmelen arif olur. Zîrâ âlemde suverden olan şeyin adem-i ihatasından nâşî, onu iki vasf ile tafsil üzere vasf etmek müstahîldîr (7). ------------------- Yani mutlak arif tahkik ehli olan arif, lafzi arif...”
121 Fu Hi 03 NUH FASSI

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
4x“Kendi nefsinden nutk eder ki: "Muhakkak Allah Teâlâ ancak onu ezdâd beyninde cem' etmekle, onun üzerine onunla hükm etmekte bilinir." Böyle olunca Hak, Evveldir, Âhir'dir, Zâ-hir'dir ve Bâtın'dır. Binâenaleyh O, zahir olan şeyin "ayn"ıdır. Ve O, zuhuru hâlinde bâtın olan şeyin "ayn"ıdır. Ve vücûdda O'nu gören O'nun gayri yoktur.”
122 Fusûsu’l-Hi̇kem

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
4x“) için biri nübüvvet ve diğeri risâlet olmak üzere iki menzilet beynini cem' etti. (140) Mesnevi (142) 21.Paragraf: Vaktaki Allah Teâlâ beni bu makamda ikâme Eyledi. (143) 22.Paragraf: Zikrettiğimiz şeyle tahakkuk ettiği vakit, akl-ı mücerred olmaklığa intikâl eder.”
191 Fusûsu’l-Hi̇kem

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“Velhâsıl ârif "cem'" mertebesinde Hak'tan mütemeyyiz (ayrı) değildir. Meselâ demir ateşte kıpkırmızı olur; ve ateş sıfatıyla muttasıf olur (nitelendirilir). Bu hal demirin ateş ile cem' mertebesidir. Bu mertebede demirle ateşi ayırmak mümkün değildir.”
239 23 7 Mu'minûn Sûresi.T.O.Cem Cemâlî

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“İslam dininde bütün ibadetler ise yaklaşmak yani kendini kendinde bulmak için, kendi miracını tamam etmek için verilmiştir ki, burası cem-ül cem mertebesidir. Bu makamın iç ahadiyet, dış ise samediyettir. Buranın ötesi Muhammedîlere nasip olacak bir sırdır.”
Dur Rabbın Namazda Cilt 2

Fahrettin Avan
3x“Şöyle de düşünebiliriz; cem' hâli; varlığın toplu olarak bulunuşudur. Regâib ise; rağbet etme, çok istenilen şey, bol bol ihsan etmek demektir. Acaba Regâib gecesi ifadesiyle bizlere verilmek istenen şifre nedir? Veya bizim almamız gereken nedir? Şimdi şöyle bir izah yoluna gidelim.”
Mübarek Geceler Bitirme Tezi

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
3x“Ve fetihler "feth"in cem'idir. Salih (a.s.) dahî ism-i Fettâh'ın mazharıdır. Bu mazhariyyeti hasebiyle Hak Teâlâ Sâlih (a.s.)a devenin zuhuru için dağın yarılması mu'cizesiyle gayb kapısını "feth" etti. Çünkü o açılış gaibden oldu, gayb kapısını feth etmesi onun için fütuhiye O’na verildi.”
186 Fusûsu’l-Hi̇kem

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Bunların bazısı şeriat, bazısı tarikat, bazısı hakikat, bazısı marifet mertebesinde dirler. Hepsi de kendi mertebelerinde Hakk’tır ve de gerçektir. Ancak en kemâlde olan irfan ehli, “cem-ül cem” e ulaşanlardır. “Cem-ül Cem” demek, bütün cemleri bir araya toplayıp Cem’inde Cem’i demek tir. Bu mertebeye eren kişinin iki (2) vechi/ yönü vardır.”
Tevbe Suresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Bunların bazısı şeriat, bazısı tarikat, bazısı hakikat, bazısı marifet mertebesinde dirler. Hepsi de kendi mertebelerinde Hakk’tır ve de gerçektir. Ancak en kemâlde olan irfan ehli, “cem-ül cem” e ulaşanlardır. “Cem-ül Cem” demek, bütün cemleri bir araya toplayıp Cem’inde Cem’i demek tir. Bu mertebeye eren kişinin iki (2) vechi/ yönü vardır.”
14 rfan mektebi Hakk yolu

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Bunların bazısı şeriat, bazısı tarikat, bazısı hakîkât, bazısı mârifet mertebesindedirler. Hepsi de kendi mertebelerinde Hakk’tır ve de gerçektir. Ancak en kemâlde olan irfân ehli, “cem-ül cem” e ulaşanlardır. “Cem-ül Cem” demek, bütün cemleri bir araya toplayıp Cem’inde Cem demektir. Bu mertebeye eren kişinin iki (2) vechi/yönü vardır.”
61 6 Pey 6 Hz.Muhammed s.a.v

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“İsim her biri ilah/ilahedır ama aslı Allah olarak cem edilirse o zaman top halinde ve Cem-ül C em makamı olarak Allah tasdik olur. Mürşid Allah noktasına bakar. Cem ve Cem-ül Cem makamının şanı olarak Allah isminde tevhid edip, Mürşidinin gönlünü, gözünü aydınlatma yolunda hizmet etmelidir.”
89 6 her ey merkez nde mi hik yesi

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x““Cem-ül Cem” demek, bütün cemleri bir araya toplayıp Cem’inde Cem’i demek tir. Bu mertebeye eren kişinin iki (2) vechi/ yönü vardır. Biri halka, diğeri Hakk’a bakar. Nerede nasıl gerekiyorsa o vechiyle görünür. Onu tanımak, anlamak cidden çok zordur. “Kâmil İnsân” mertebesinin geriye dönüş makamları vardır.”
Enfal Suresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“” Bu alemleri bu mülkü böylece en güzel şekilde zuhura getiren Allah (c.c) ne güzeldir. Ey salik, Hak yolunda “Makam-ı Cem-ül Cem” e gelip, cümle “Esma-i İlahiye” nin eser ve ahkamı senden zahir olduğu vakit; sen, hakikatinle Hak ol.”
Kalem Suresi

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“Mısır'ın eşrâfiyle kâhinlerini cem' edip dedi ki: "Ben rü'yâmda denizden yedi semiz ve onu müteâkıb da yedi zaîf öküz çıktığını; ve zaîf öküzlerin semiz öküzleri yuttuğunu; ve dâneleri yeşil ve birbirine bağlanmış yedi başak ile kuru olarak yedi başak zahir olup, kuruların yeşil başaklara galebe ederek onlardan eser kalmadığını gördüm . Eğer rü'yâ ta'bîrini bilirseniz bu rü'yâma fetva ve cevâb verin!" Onlar cevaben:...”
182 Fusûsu’l-Hi̇kem

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“Binâenaleyh biz onu, müşahede ettiğimiz vakit, kendi nüfûsumuzu müşahede ederiz. Ve bizi müşahede ettiği vakit, nefsini müşahede eder. Ve biz her ne kadar bizi cem' eden hakîkat-i vahide üzerine isek de, şekk etmeyiz ki, muhakkak biz, şahıs ve nevi' ile çoklarız, imdi biz kat'â biliriz ki, muhakkak bir fârik vardır.”
119 Fu Hi 01 ADEM FASSI

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Cem' günü, vahdetin tecellîsi; cennet-cehennem ise marifet ve gafletin neticesidir." [27] "Ümmü'l-Kurâ'dan inen her harf, bir kalp kıblesine yönelir. Cem' vakti geldiğinde, zâhirî farklar bâtınî vahdette erir." [28] ---------------- وَلَوْ شَاء اللَّهُ لَجَعَلَهُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَلَكِن يُدْخِلُ مَن يَشَاء فِي رَحْمَتِهِ وَالظَّالِمُونَ مَا لَهُم مِّن وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ {الشورى/8} (42/8) “Velev şâa(A)llâhu...”
250 42 38 Ku Ker Yol Şûrâ Sûresi Murat Derûni

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Yani perdeleri yaktı. Aynı kesrette Vahdeti müşahede ettiler. [43] 2. Paragraf: İmdi Mûsâ (a.s.) kuvâ-yi fa'âleyi cem' etmekle, ancak ervâh-ı kesîrenin mecmû'u olduğu halde doğdu. Zîrâ sağır kebîrde müessirdir. Sen çocuğu görmez misin?”
233 21 26 Kur Ker Yol Enbiya Sûresi Murat Deruni

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Bunların bazısı şeriat, bazısı tarikat, bazısı hakîkât, bazısı mârifet mertebesindedirler. Hepsi de kendi mertebelerinde Hakk’tır ve de gerçektir. Ancak en kemâlde olan irfân ehli, “cem-ül cem” e ulaşanlardır. “Cem-ül Cem” demek, bütün cemleri bir araya toplayıp Cem’inde Cem demektir. Bu mertebeye eren kişinin iki (2) vechi/yönü vardır.”
251 47 28 Kur Ker Yol Muhammed sav Suresi Murat Deruni

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“Zirâ onun hakikati, mukaddimede dahi beyân olunduğu üzere, fevkinde ancak zât-ı Ahadiyye bulunan cem'iyyet-i ilâhiyye makamı ile yani tek ve yalnız bu makam ile münferiddir. Ve o makam "Allah" isminin mazharıdır. Ve Allah ismi ise cemî'-i esmayı cami' olan ism-i a'zamdır. Hani ahadiyet mertebesi vahidiyet mertebesine tenezzül ettiği zaman orada bu Hakikat-i Muhammedi programını yaptı ve ilk tecellisi de orası oldu.”
Fusûsu’l-Hi̇kem

Terzibaba - Necdet Ardıç
“...zahir ve batın olarak vasıflandırdı. Çünkü her mertebe vücud-u mutlakının tenezzülatından zahir olmuştur. Yani zahir ve batın dediğimiz bunlar birer mertebedir, işte bu mertebelerin hepsi de mutlak vücudu...”
Saf Suresi

Abdulkerim Cili
“...a Rahman olursun. Zira “İnsan-ı Kamil” zahiri ve batını ile halka rahmettir . S.A.V Efendimiz hakkında, Kur’anı Keriym Enbiya Suresi 21. sure 107. ayette “vema erselnake illa rahmeten lil alemiyne” “Biz seni an...”
117 İ̇nsân-I Kâmi̇l

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“Hakk'ı halkta ve halkı Hak'ta müşahede eden kimse, fenadan sonra hâsıl olan baka ve "cem'"den sonra hâsıl olan "fark" makamında şuhûd-ı kâmil sahibidir. Ve bu makamın sahibi makamat-ı saire ashabından daha âlimdir. (Şerh-i Kâşânî'den alınmıştır.) -------------- 29. Paragraf: İmdi Hak, zıll-i hâssa nisbet ile, küçük ve büyük ve sâf ve asfâdır. Zücâcda yani cam eşyada nazırdan hicabına nisbetle nur gibidir ki, onun...”
184 Fusûsu’l-Hi̇kem

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Yalan yalanlar üzerine cem' gelir. Habîsler habislere fürâğ vurdu. Yalan ve bâtıl olan şeyler, yalan ve bâtıl olan şeyler ile birleşir. Zîrâ her bir cins kendi cinsine meyleder. (Nûr, 24/26) [“Habîsler habisler içindir.”] âyet-i kerimesi mûcibirice, habîs ve kötü olan şeyler habîs ve kötü olan kimselere parlak görünür.”
236 24 24 Kur Ker Yol Nûr Sûresi Murat Deruni

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Fakat onun sonsuz şuunatları özellikleri zuhurları vardır ki, onları zâtında cem' etmiştir. Yani akıl bütün şuunatındaki çoklukları kendi varlığında zâtında toplamıştır. Devr-i Âdem'den yani Âdem (a.s.) zamanından bu âna kadar zuhur etmiş ve bundan sonra da zuhur edecek olan muhtelif eserleri zuhurları i'tibâriyle o ma'nâ küldür.”
237 29 35 Ku Ker Yol Ankebût Sûresi Murat Derûni

Terzibaba - Necdet Ardıç
“...st mertebelerden aldığı yansıma Esmâ-î Mertebeden zuhur edecekti. 20 = 1 Zâhir ve Bâtın-ı ve 10 ile Sıfat mertebesinin de zuhurda olduğunu gösteriyordu.. 12 =İnsân-ı Kâmil, 10 Sıfat-i ve 9 Esmâ-i İlâhiyye’sini...”
32 Ter Baba 3 sti are dosyas

Terzibaba - Necdet Ardıç
“” Bu âlemleri bu mülkü böylece en güzel şekilde zuhura getiren Allah (c.c) ne güzeldir. Ey sâlik, Hakk yolunda “Makam-ı Cem-ül Cem” e gelip, cümle “Esmâ-i İlâhiyye” nin eser ve ahkâmı senden zâhir olduğu vakit; sen, hakikatinle Hakk ol.”
35 1 Fâti̇ha-Sûresi̇

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Çünkü ulûhiyyet mertebesinde toplu olan esmânın tümü, bu mertebenin ismi olan "Allah" isminin tahtında cem' olmuştur. Her bir isim bir şifredir, “Hay” esmâsının şifresi “H” ve “y” isimleridir. “H” ve “Y” ye bastığın zaman “Hay” gidiyor aslına ulaşıyor.”
En'âm Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Çünkü ikisi birbirinden ayrılmaz. Sonra Cem-ül Cem toplulukların topluluğu mertebesinde o müşahede de “Vahid”, Samed”, Ahad”, “Samed” “Allah” esma-ı Şerifleri ile devran edilir....”
137 5 2001 3 CD Sohbet Aras Sohbetler

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Cem'in fark durumu tahkiktir; Farkın da cem'indedir vicdan… Sıfatların çeşitleridir; Nam üzere iki cem olan… Bulunur tevhid birliğinde; Zatın hükmü sayılır FURKAN… Çünkü sıfattır ayrılamaz; Olmuştur zatı için bir şan…”
235 25 29 Kur Ker Yol Furkan Sûresi Murat Deruni

Terzibaba - Necdet Ardıç
“) kuvâ-yi fa'âleyi cem' etmekle, ancak ervâh-ı kesîrenin mecmû'u olduğu halde doğdu. Zîrâ sağır kebîrde müessirdir. Sen çocuğu görmez misin? Hâssıyyetle büyükte tasarruf eder. Binaenaleyh kebîr kendi riyasetinden ona nazil olup onunla mülaabe eder; ve ona çocukça söyler; ve ona onun aklıyla zahir olur.”
234 22 27 Kur Ker Yol Hac Sûresi Murat Deruni

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Çünkü ikisi birbirinden ayrılmaz. Sonra Cem-ül Cem toplulukların topluluğu mertebesinde o müşahede de “Vahid”, Ahad”, “Samed” “Allah” esma-ı Şerifleri ile devrana devam edilir....”
148 16 3 CD Sohbet Aras Sohbetler

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Daha sonra esma mertebesi ile isimleri, sıfat mertebesi ile sıfatları, zat mertebesi ile de zati hakikatleri cem eder. Ardından insan-ı kamil mertebesi ile birlikte tüm mertebeleri kendi bünyesinde cem eder ve cem-ül cem olur. Burada asıl kemalatına ulaşmış olur. Mi’rac hadisesinin diğer bir yönü ise: Mi’rac hadisesinin Resulullah (s.”
Dur Rabbın Namazda Cilt 1

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“Veyahut "Gâlif"in cem'i olan "gâlifûn" lafzı kalb olundukda, "gâfil'in cem'i olan "gâfilûn" kelimesi husule gelir. Ve "gılâf” bir emr ilm-i ilâhîde ne şey üzerine sabit idiyse, o hal üzere o şeyi idrâkten kalbi setr eden perde ve hicâbdır. Ve ehl-i gafletin kalbi gılâf içinde olduğundan ancak hayât-ı dünyeviyyeyi idrâk ederler.”
187 Fusûsu’l-Hi̇kem

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Akıl gene de akıldır. Fakat onun sonsuz şuunatları özellikleri zuhurları vardır ki, onları zâtında cem' etmiştir. Yani akıl bütün şuunatındaki çoklukları kendi varlığında zâtında toplamıştır. Devr-i Âdem'den yani Âdem (a.”
78 A’yân-I Sâbi̇te

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Sonra Cem-ül Cem (toplulukların topluluğu mertebesinde) müşahadesinde VAHİD, EHAD, SAMED, ALLAH Esma-i şerifleriyle devran edilip KAVS 'in (*) tecellisinde, kavs-i imkan mertebeler sebebi ile kavs-i vücub' e ayna olduğunu göstermek için de Vahid → Ehad'ın zuhuru, Ehad → Samed'in zuhuru, Ehad mertebe-i cami-i'nin (toplu mertebe) zuhuru olduğuna ima yoluyla toplu olarak zakirinin her birinin zuhuruna diğerinin sadr-ı...”
08 Tuhfetul Ussaki

Terzibaba - Necdet Ardıç
“...Hak yolunda “Makam-ı Cem-ül Cem” e gelip, cümle “Esma-i İlahiye” nin eser ve ahkamı senden zahir olduğu vakit; sen, hakikatinle Hak ol. suret ve zahirinle de halk ol. Hak...”
09 ER RAHMAN

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Bu mertebenin ismi İnsan-ı Kamildir. İnsan-ı kamil: İnsan-ı Kamil, kamil insan anlamındadır, Makam-ı Ahadiyyet, Cem-ül Cem toplamların toplamı Zikri “Allah” (cc) alemi, bütün alemlerdir. Her alemde gereği gibi hareket etmek peygamberi Muhammed Mustafa (sav) dir lakabı “Abdühu ve Rasuluhu” dur.”
141 9 2002 5 CD Sohbet Aras Sohbetler

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Ey nefret edici şeyh, tezvîri terk et; birkaç körü cem' etmiş acı susun! “Tezvîr", kizb ve hîle etmek. “Kör"den murâd ilm-i hakîkî ile ilm-i taklîdîyi temyîze muktedir olamayan kimseler. “Acı su”dan murâd taklîdî ve tahminî olan ilim. Ya’ni, “Ey ehl-i hâlin yokluğundan ve mücâhedesinden nefret edici olan şeyh-i müzevvir, yalan ve hîle ile halka kendini satmayı terk et!”
174 11 Ku Ker Yol Mutaffifin Suresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Sonra Cem-ül Cem (toplulukların topluluğu mertebesinde) müşahadesinde VAHİD, EHAD, SAMED, ALLAH Esma-i şerifleriyle devran edilip KAVS 'in (*) tecellisinde, Kavs-i imkan mertebeler sebebi ile kavs-i vücub' e ayna olduğunu göstermek için de Vahid → Ehad'ın zuhuru, Ehad → Samed'in zuhuru, Ehad mertebe-i cami-i'nin (toplu mertebe) zuhuru olduğuna ima yoluyla toplu olarak zakirinin her birinin zuhuruna diğerinin sadr-ı...”
242 30 36 Ku Ker Yol Rûm Sûresi Murat Derûni (1)

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Ve Hakk'ın ma'rifetinde tenzih ve teşbih beynini cem' eden ve onu iki vasf ile vasf eyleyen kimse, nasıl kî kendi nefsini tafsil özere değil, mücmelen arif oldu ise, Hakk'ı dahi tafsil üzere değil, mücmelen arif olur. Zîrâ âlemde suverden olan şeyin adem-i ihatasından, nâşî, onu iki vasf ile tafsil üzere vasf etmek müstahîldîr (7).”
254 50 32 Kur Ker Yol Kaf Sûresi ve Mustafa Hilmi Sâfî Hz. Murat Deruni

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Sonra Cem-ül Cem (toplulukların topluluğu mertebesinde) müşahadesinde VAHİD, EHAD, SAMED, ALLAH Esmâ-i şerifleriyle devran edilip KAVS 'in (*) tecellisinde, --------- (*) Fe Kâne kab-ı kavseyni ev edna (necm 53/9) Kavs-i vücub, Kavs-i İmkân tasavvufta varlık vücut mertebelerinin izahında kullanılır. Vacip (ezeli olan) İmkân (sonradan var edilen) e denir. Mübarek geceler ve bayramlar kıtabımızın Ml'rac kandili...”
28 (tesbîh VE Zi̇ki̇r)

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Yüz hüneri kabul edici ve amade olmuşum!” "Hâce”, efendi ve evin reîsi ve muallim ve şeyh ve pîr ve maldâr ve hâkim ve sâhib-i cem'iyyet ma'nâlarına gelir (Burhan). Malûmdur ki, İblîs ateşten ve hararetten mahlûktur; ve ateş ve harâret bilcümle şekil, parçaları bozucu ve kahredicidir.”
Tarık Suresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
“” Bu alemleri bu mülkü böylece en güzel şekilde zuhura getiren Allah (c.c) ne güzeldir. Ey salik, Hak yolunda “Makam-ı Cem-ül Cem” e gelip, cümle “Esma-i İlahiye” nin eser ve ahkamı senden zahir olduğu vakit; sen, hakikatinle Hak ol.”
Gökyüzü İnsanları Araştırması 2
Bilgiler
- era
- klasik
- arabic
- الجمع
- domain
- tasavvuf
- related_to
- fark,vahdet-i-vucud,sahv,hak-ve-halkinsan