İçeriğe atla

Hak ve Halk

Yaratıcı ve yaratılan. Tasavvufta Hakk'ın halkta, halkın Hakk'ta görülmesi.

Tanım

Hakk ve halk, tasavvuf düşüncesinin en merkezî ikilisidir: Hakk — yaratan, zâtî varlık (vücûd-ı hakîkî); halk — yaratılan, göreli varlık (vücûd-ı izâfî). Tasavvufun ana problemi bu ikisi arasındaki ilişkiyi doğru tanımlamaktır.

İki Yanlış Uç

  1. Tenzîh-i mutlak — Hakk'ı halktan tamamen kopuk görmek (mücerred aşkınlık); Hakk'ın halkta tecellîsi inkâr edilir.
  2. Teşbîh-i mutlak — Hakk'ı halka indirgemek (hulûl, ittihâd, panteizm); yaratılmışlar Hakk'ın aynı sanılır.

Ehl-i sünnet tasavvufu bu iki ucu reddeder: Hakk halk değildir, ama halk Hakk'ın âyâtıdır.

İbn Arabî ve Vahdet-i Vücûd

İbn Arabî'nin Fusûsü'l-Hikem'deki çerçevesinde Hakk ve halk "bir sikkenin iki yüzü" gibidir: Hakk bâtın yönünden varlıktır, halk zâhir yönünden Hakk'ın tecellîsidir. "Sübhâne men azhere'l-eşyâe ve hüve aynuhâ" — "Eşyayı izhâr eden ve yine onun aynı olan Allah'ı tenzîh ederim." Ancak İbn Arabî "aynı" derken hulûl kastetmez; varlık mertebelerindeki farklılığı korur.

Kur'an Referansı

  • Fussilet 41:53 — "Onlara ufuklarda ve nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz."
  • Bakara 2:115 — "Nereye dönerseniz Allah'ın vechi oradadır."
  • Hadîd 57:3 — "O evveldir, âhirdir, zâhirdir, bâtındır."

Tasavvuf Formülü

Sûfîlerin klasik terkibi: "Halk içre Hakk'ı, Hakk içre halkı görmek." Yûnus Emre: "Yaratılanı severiz, Yaratan'dan ötürü." Bu formül hem teşbîhe hem tenzîhe düşmeyen orta yoldur.

İlgili Kavramlar

Kaynaklar

  • İbn Arabî, Fusûsü'l-Hikem
  • Konevî, Miftâhu'l-gayb
  • Necdet Ardıç, Hak ve Halk risâleleri

Bu Kavram'in Gectigi Eserler

İnsân-ı Kâmil (Cilt 1)
İnsân-ı Kâmil (Cilt 1)

Abdulkerim Cili

2x

Hakkın ve halkın vücudu için bu sıfat gerekirdir… Yani Rab ve merbub, terbiye eden ve terbiye edilen. Yani Hakk ve halk. Rububiyetin iki yüzü vardır, biri Hakk'a, biri halka bakıyor. Hakk ve halk arasında birliği, irtibatı sağlıyor.

113 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l

TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)
TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

2x

Eğer bir kimse Hakkı 2/115 ayeti “nereye dönerseniz Hakk’ın vechi oradadır” gereği ile bulan mı daha hayırlıdır, yoksa Hakk ve halk diye ayıran mı da ha doğrudur. Hakk ve halk diye ayıranda gizli şirk olduğuna şüphe yoktur. 4- Bu grup üçüncü grubun taklitçileridir. 5- Bu grup ise zevk ve meşrebleri Şeyh-i Ekberin zevk ve meşrebine uymayan ariflerdir.

180 Fusûsu’l-Hi̇kem

Enbiyâ Sûresi
Enbiyâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

2x

Dördüncüsü, onlardır ki, mevcûdâtı bir vecihten Hak ve bir vecihten halk görürler ve ayniyyetin vücûduyla berâber Hak ve halk arasındaki tegâyür ve imtiyâz-ı i’tibârî-i nefsü’l- emrîyi ve her ikisinin ahkâmını mülâhaza ederler ve abd, abd ve Rab de Rab derler ve bunlar “muhakkıkîn” tâifesidir ve bu mertebe ma’rifetin nihâyetidir. Ya’nî defîne ve hazîne harabelerde olur, ma’mûrelerde olmaz. Sen vehmi ve fehmi ve...

233 21 26 Kur Ker Yol Enbiya Sûresi Murat Deruni

Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)
Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)

Terzibaba - Necdet Ardıç

2x

*(6) Ulûhiyyet “Zât Mertebesi” Tüm olarak bu varlığın gerçek yüzleri ile kendi mertebelerinde korumaya “Ulûhiyyet” adı verilir. Hak ve halk olarak: Ulûhiyyet, zâtın esas mahiyetinden ibarettir. Yüce zâtın zuhur yerlerinin en yükseği “Ulûhiyyet” zuhurunun meydana geldiği yerdir. Ulûhiyyet, karşılıklı zıddı, özünde toplar.

Gökyüzü İnsanları Araştırması 2

Zümer Sûresi
Zümer Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

2x

Bâtınen ise "hâlis dîn", Hakk'ın kendisini iki mertebesiyle (Hakk ve halk olarak) müşâhede ettiği sistemin adıdır. Bu sistemde mutlak gayriyyet ("sen" ve "ben") ve isneyniyyet (Allâh ve kul ikiliği) yoktur, kul Hakk'ın Zâtî tecellîgâhıdır, kuldan fiilini işleyen O'dur. İşte bu sebeple, "hâlis dîn Allâh'a âittir" denmiştir.

257 39 8 Zümer Sûresi T.O. Cem Cemâlî (1)

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2

Ahmed Avni Konuk

2x

Dördüncüsü, onlardır ki, varlıkları bir yönden Hak ve bir yönden halk görürler ve ayniyetin (birliğin) varlığıyla beraber Hak ve halk arasındaki değişimi ve nefsü'l-emrî (gerçekte var olan) itibari ayrımı ve her ikisinin hükümlerini göz önünde bulundururlar ve kul, kul ve Rab de Rab derler ve bunlar "muhakkıkîn" (gerçekleri araştırıp bulanlar) topluluğudur ve bu mertebe marifetin (bilginin) sonudur. Eğer sen akıl ve...

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2

Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi
Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi

Terzibaba - Necdet Ardıç

2x

Elif ve Lâm’ın birleştiği ilk mertebe, var etme mertebesidir. Bu mertebe “Lâ ilâhe illâllah’tır.” Bu Hakk ve Halk mertebesidir. Mutlak varlık, o Elif’tir, bu mertebede halk etmeye, sınırlı varlık ise o Lâm’dır, halk olmaya yönelir.

95 8 Terzi Baba Necdet 8 19 53 Ard

Hicr Sûresi
Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Yâni, “yakîn”, kulun kendine âit zannettiği bütün fiillerin, esmâların ve sıfâtların hakîkatte Hakk’a âit olduğunu ve kendi varlığında Hakk’ın varlığından başka hiçbir şey olmadığını kesin olarak idrâk ve müşâhede etmesidir. Bir başka ta’bîrle yakîn, Hakk’ın kendi kendini iki mertebesi ile (Hakk ve halk olarak) müşâhedesidir. Kişi yakîne vâsıl oluncaya kadar kendi Rabb-ı Hâss’ına yönelerek ibâdet etmekte mâzurdur.

Hicr Suresi

İnsân-ı Kâmil (Cilt 2)
İnsân-ı Kâmil (Cilt 2)

Abdulkerim Cili

Bunun ikisinin de hüviyeti, Hüviyet-i Mutlaka; mutlak hüviyet, Hakk'ın Zatından, Ahadiyetinden kaynaklanan hüviyeti. Halkın da hüviyeti, Hakk'ın da hüviyeti orda. Yani halk ve Hakk diye ayrı ayrı gördüğümüz iki şey, aslında tek şeyden başka bir şey değil. Bizim gözümüz nasıl dışarıdaki varlıkları ayrı ayrı gördüğü halde, tek şekilde resim veriyor.

114 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l

İnsân-ı Kâmil (Cilt 4)
İnsân-ı Kâmil (Cilt 4)

Abdulkerim Cili

Böylece Halk ve Hakk ikiliği ortadan kalkınca gerçek teklik meydana gelmiş olur işte bu kimseler tam bir tevhid ehlidirler. Yeri gelir halkıyyet elbiselerini giyerler halkın arasına öylece halk olarak karışırlar. Yeri gelir Hakk libasını giyerler halkın arsında Hak olarak dolaşırlar, ancak bunları o halleri ile kimse tanıyamaz.

117 İ̇nsân-I Kâmi̇l

TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye
TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

Batındaki sıfat-ı Hakk zahire sıfat-ı halk olarak çıkmaktadır. İnsan-ı Kamil’in dışında bütün varlıklar sıfat-ı Hakk ve halk ile zuhurdadır. Ama İnsan-ı kamil sıfat-ı ilahiye ile zuhurdadır. O muhdesat değildir, mahluk değildir.

122 Fusûsu’l-Hi̇kem

Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)
Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç

(م) “Mim” Hakikat-i Muhammedi ise bu (اَنَ) “Ene-Ben”, (اَنْتَ) “Ente-Sen” ile ara da “Mâbeynci” olan Hakk ve Halk arasında haberci olan mertebedir. Bu namazı kılan Kâmil İnsân ise 5 vakit namazının kemâli ile bu sayı (5x10)= 50 vakit (صَلَاتِهِمْ دَائِمُونَ) “salât-ı dâimûn” namazda devâmlılık olur.

126 14 1 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol

İnsân-ı Kâmil (Cilt 6)
İnsân-ı Kâmil (Cilt 6)

Abdulkerim Cili

...O, Seb'ü mesanidir… ------------------------ O mübarek surenin nice nice sırları vardır... O kadar çoktur ki: Bu sayfalara sığması imkânsızdır… Hz.Ali (kv); Yetmiş deve yükü ilim çıkarırdım, Fatiha'dan diyor. K...

167 İ̇nsân-I Kâmi̇l

İbretlik Bir Hikâye — Ustadan Uranos'a Tavsiyeler
İbretlik Bir Hikâye — Ustadan Uranos'a Tavsiyeler

Terzibaba - Necdet Ardıç

Hakk ve Halk ve Ulûhiyyet ve Zuhur mahallerinin bir edilmesidir. Toplamıda Zat ve Hakikatul Ahadiyet’ul Ahmediyyedir. 531 = Bize 53 – 31 tersten 13 ve 5, 3 ve1 ve 8 ve Toplamda 9 rakamını vermektedir. 53 = Şifre sayımız “Terzi Baba” ve Ahad olan Ahmed-i vermektedir.

169 10 bretlik bir hik ye daha Usta dan ra na tavsiyeler

Şûrâ Sûresi
Şûrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Nasıl bir işaret buna Suyun “H₂O” kimyasal sembolüdir. “H” hidrojen ve “O” oksijendir. “O” Hu dur. 2 tane H ise “Ha” ve “Hı” harfleri ile Halk ve Hakk tır. Hüviyet, Hakk, Halk su içinde kendi gizlemiştir. (Murat Derûni) "Gemiler, varlık deryasında yüzen ilâhî nişanelerdir.

250 42 38 Ku Ker Yol Şûrâ Sûresi Murat Derûni

Secde Sûresi
Secde Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Zât'ın dışa dönük tecellisinin ve yaratılışın fiilen başladığı sahadır. "İsneyniyyet" yani ikiliğin (Hakk ve halk) belirmeye başladığı yerdir. Allah'ın bütün âlemi kendi özünden halk ettiği "ilk rahmeti"dir ve "Nefes-i Rahmâni" (Rahman'ın Nefesi) buradan yayılır.

256 32 Ku Ke Yol Secde Suresi Muharrem Avan

İnci Tezgâhı (1)
İnci Tezgâhı (1)

Terzibaba - Necdet Ardıç

Vahidiyyet tecellisi cihetinde halk yoktur. her varlığa sûret getiren bir sıfattır. RUBUBİYYET: Bu âlemin bekasını ister. Bu tecelli yönünden Hak ve halk vardır. ULÛHİYYET: Bu âlemin fenâ bulmasını gerektirir. Ama kendi bekâ gözünde. Bu âlemin bakası ise kendi fenâ gözünde ulûhiyyet tecellisi cihetinde Hakk vardır.

41 (İnci tezgâh-ı)

Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1)
Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç

.............................................(75) Hak ve Halk.............................................................(89) “Ma’mur ev”.......................................

Gökyüzü İnsanları Araştırması 1

Kelime-i İdrîsiyye
Kelime-i İdrîsiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

Vâkıâ her bir nefesinde o ârifin Hak ve halk hakkındaki ilmi tezâyüd eder; ve kendisi (S.a.v.) Efendimiz hazretlerinin isr-i âlîlerine iktifaen رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا (Tâhâ, 20/114) [Ya Rab! Bana ilmi ziyâde et!] der. Fakat bu ziyâde-i ilim “hayret”i iktizâ etmez; belki o ulûm, baʼzısı bazısının fevkinde olarak ulûm-i yakîniyyedir; ve adem-i hayretle berâber ilimdeki ziyâde, ancak mahallin hükmünden hâsıl olur; ve...

Kelime-i İdrîsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kuddûsiyye

Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri
Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri

Terzibaba - Necdet Ardıç

Alay ve eksiklik nefsimizden kaynaklıdır. Karşımızdakine verdiğimiz zarar onuru ile oynamaktır. Her insanın halk ve Hakk olan yanı vardır. Gayretulla’a dokunması Hakk yönündendir. Âlem bize aynalık yapar. Kendimizi seyrederiz.

Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri

TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet
TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

Yani ilgisiyle bilgisiyle bu mertebeyi aşmıştır. Bunda mutmain olmuştur. Hayrete düşmemek mutmain olmaktır. O arifin her nefesinde Hak ve halk hakkındaki ilmi ziyadeleşir. Genel çerçevesiyle bu ilmi bildiği için hayrete düşmez. Kendisi (s.a.v.

181 Fusûsu’l-Hi̇kem

Nahl Sûresi
Nahl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ama hakikatte Hakk ve halk olduğu Hakk’ın halk ta zuhur ve tecelli ettiğidir. Burada ikilik değil teklik geçerlidir. Ve ayniyet ve gayriyet geçerli olur. Hem aynıdır, hemde gayrıdır. Nasıl bir karpuz dilimi, karpuzdan gayrı değildir. Ama aynı değil tamamı değildir.

Nahl Suresi

Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (30)
Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (30)

Terzibaba - Necdet Ardıç

“ Nazar-ı celâl” vechi Hakk’ın, gayriyyet elbisesi ile perdelenmesi olduğundan, yani Cenâb-ı Hakk kendi zatından zuhur ettiğinde perdelenerek zuhur etmekte, isneyniyyet (ikilik) ortaya çıkmakta, Halk ve Hakk olarak. İşte Halk olarak görünmesi Celâli tarafı, perdelenmesi, perdeli olarak kendisini göstermesi.

162 30 Muhtelif Sohbet Aras Sohbetler

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13

Ahmet Avni Konuk

Çünkü onlar, Hakk'ı tenzih edeceğiz diye, muhakkiklerin (hakikati araştıranların) tecelli (Allah'ın isim ve sıfatlarının görünmesi) ilimlerine itiraz ederler. Yani, "Ey varlığı Hak ve halk diye iki bağımsız kısma ayıran âlim efendi! Ben büyük bir manevî gıdaya ulaştım. Zira ben de Hakk'ı bu vehmedilmiş (sadece sanıda var olan) izafî varlığın (mutlak varlığa göre bağıntılı varlık) dışında sanır ve وَهُوَ مَعَكُمْ...

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13

İnsân-ı Kâmil (Cilt 5)
İnsân-ı Kâmil (Cilt 5)

Abdulkerim Cili

Bunlar asli olarak Hakk’a ait olduğu halde âlemin yaşantısı için vekâleten kullara da verilmiştir. Bu şekilde Hakk ve halk olarak müşterek kullanılmaktadır. Ancak halki yönü ile bunları kullanan birey, eğer bu isimleri nefsi mana da kullanıyor ise, bunların sorgusu vardır ve bir ceza gerektirir çünkü bunlar kula emanet verilmiştir.

166 İ̇nsân-I Kâmi̇l

Hucurât Sûresi
Hucurât Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(م) “Mim” Hakikat-i Muhammedi ise bu (اَنَ) “Ene-Ben”, (اَنْتَ) “Ente-Sen” ile ara da “Mâbeynci” olan Hakk ve Halk arasında haberci olan mertebedir. Bu namazı kılan Kâmil İnsân ise 5 vakit namazının kemâli ile bu sayı (5x10)= 50 vakit (صَلَاتِهِمْ دَائِمُونَ) “salât-ı dâimûn” namazda devâmlılık olur.

253 49 41 Ku Ker Yol Hucurat Sûresi Murat Derûni

Bi'smi Has, Selâm (13)
Bi'smi Has, Selâm (13)

Terzibaba - Necdet Ardıç

Eslem ve Te ile Tevhid mertebeleri ve Harfin alt tarafının bir kayık şeklinde olması ki, Hakikati Muhammedi kayığıdır. Üstünde ki iki nokta zâhir ve bâtın noktalarıdır. Hakk ve Halk ve Ulûhiyyet ve Zuhur mahallerinin bir edilmesidir. Toplamıda Zat ve Hakikatul Ahadiyet’ul Ahmediyyedir.

91 Bi̇i̇smi̇ Has, Selâm (13)

Vahiy ve Cebrâîl
Vahiy ve Cebrâîl

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ulûhiyyet “Zât Mertebesi” Tüm olarak bu varlığın gerçek yüzleri ile kendi mer-tebelerinde korumaya “Ulûhiyyet” adı verilir. Hak ve halk olarak: Ulûhiyyet, zâtın esas mahiyetinden ibarettir. Yüce zâ-tın zuhur yerlerinin en yükseği “Ulûhiyyet” zuhurunun mey-dana geldiği yerdir. Ulûhiyyet, karşılıklı zıddı, özünde toplar. Mesela (evveli olmayanı, sonradan olmuşu); (Hakk’ı, halkı); (varlığı, yokluğu) vb.

İnsân-ı Kâmil (Cilt 3)
İnsân-ı Kâmil (Cilt 3)

Abdulkerim Cili

Demek ki; zahiri, batını, o uluhiyet mertebesi, Lâm dediğimiz uluhiyet mertebesi, ikisini birlikte, Hakk ve halkı kendi bünyesinde toplamış oluyor ki, işin aslı da bu. Sadece Hakk olarak baktığımız zaman, eksik görüyoruz. O zaman halk, ortaya çıkmıyor. Uluhiyet Lâm'ı ilâve edildiği zaman, halk olarak görüntüye, zuhura geliyor bu âlemler.

115 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l

Mü'minûn Sûresi
Mü'minûn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bir başka ta'bîrle yakîn, Hakk'ın kendi kendini iki mertebesi ile (Hakk ve halk olarak) müşâhede etmesidir. Ehlullâh "yakîn"i üç mertebeye ayırmıştır: İlme'l-yakîn : Hakîkate ilmî yoldan ermektir ki, bir şeyi delîl ve burhân ile bilmektir.

239 23 7 Mu'minûn Sûresi.T.O.Cem Cemâlî