el-Hâlık
el-Hâlık (Halık) (Yaratan). Üç kaynak Hâlık ismini "hikmetli yaratış" ekseninde birleştirir. Mesnevî onu abes iş yapmayan, zıtları yerli yerine koyan, kuluna irade veren ve sahte azametleri kıran isim olarak açar. Füsûs, Hâlık'ın mahlûk olmadan zâhir olamayacağını, âlemin her an yeniden yaratıldığını (halk-
el-Hâlık — Her Şeyi Takdir Edip Yaratan
Mânâ. el-Hâlık, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup en temel anlamıyla “yaratan” demektir. Kelimenin kökündeki “takdir etme” (oranlama, ölçümleme) mânâsı, bu ismin daha derin bir anlama sahip olduğunu gösterir: el-Hâlık, her şeyi bir plan, ölçü ve amaç dâhilinde, âhenkli bir şekilde yaratan varlıktır. Râgıb el-İsfahânî gibi âlimler, ismi “herhangi bir ana madde veya model olmaksızın nesneleri icat eden” şeklinde tanımlayarak Allah’a mahsus olan yoktan yaratma (ibdâ‘) boyutuna dikkat çekerler. Bununla birlikte “halk” kavramı, Kur’an’da mecâzen “mevcut bir maddeden yeni bir şekil ve suret meydana getirmek” (Hz. Îsâ’nın çamurdan kuş yapması gibi) veya “yalan uydurmak” anlamlarında da kullanılmıştır.
Etimoloji. İsim, Arapça h-l-k (خ-ل-ق) kökünden gelen halk (halk) masdarına dayanır. Arap dili uzmanları, bu kökün temel anlamının “takdir etmek” yani “bir şeyi belirli bir ölçüye ve düzene göre belirlemek, oranlamak” olduğunu kabul ederler. Yaratmanın rastgele bir fiil değil, ilim, irade ve kudretle gerçekleşen planlı bir eylem olduğunu ifade eder.
Hâlık, Bâri' ve Musavvir Nüansı. Haşr sûresinin son âyetinde (59/24) peş peşe zikredilen bu üç isim, âlimlerin çoğunluğuna göre yaratılışın birbirini izleyen üç aşamasını anlatır. Bu yorumda:
- el-Hâlık, yaratılacak varlığın bütün özelliklerini, yapısını ve kaderini en ince ayrıntısına kadar bilen ve takdir eden, yani projesini çizen mimar gibidir.
- el-Bâri', takdir edilen bu planı yokluktan varlık alanına çıkaran, fiilen meydana getirendir.
- el-Musavvir, varlık sahnesine çıkarılan şeye kendine özgü şeklini, suretini ve işlevini vererek onu son hâline getirendir. Gazzâlî bu üçlü süreci, bir yapının mimar (Hâlık), mühendis-kalfa (Bâri') ve tezyinatçı (Musavvir) tarafından tamamlanmasına benzetir.
Kur'an-ı Kerîm'de el-Hâlık. “Yaratma” (halk) kavramı, fiil ve masdar formlarında Kur'an'da toplam 236 defa Allah’a nispet edilir. “el-Hâlık” ismi ise çeşitli formlarda şu şekilde geçer:
- Doğrudan el-Hâlık şeklinde sekiz âyette yer alır.
- “Yaratanların/şekil verenlerin en güzeli” anlamındaki ahsenü’l-hâlikīn terkibi içinde iki âyette geçer.
- “Sürekli ve mükemmel şekilde yaratan” anlamındaki mübalağa (yoğunluk) sîgası olan el-Hallâk ismi iki âyette kullanılır.
- Allah’ın azametini ifade etmek için çoğul sîgada (hâlikūn) bir âyette zikredilir.
Anlamca yakın isimler. Yaratma fiilinin farklı aşama ve niteliklerini ifade eden Bâri' ve Musavvir isimlerinin yanı sıra Bedî' (örneksiz ve eşsiz yaratan), Fâtır (yoktan var eden, yaran), Münşî' (inşa edip geliştiren), Bâis (ölümden sonra dirilten), Kayyûm (her şeyi ayakta tutan), Müheymin (gözetip yöneten), Muhyî (hayat veren) ve Mümît (öldüren) isimleri de el-Hâlık ile anlamca yakındır.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. el-Hâlık, Allah ile kâinat arasındaki ilişkiyi ifade eden en kapsamlı isimlerden biridir. Kelâm âlimleri, Allah’ın ezelde (hiçbir şey yaratılmamışken) bu isimle nitelenip nitelenemeyeceğini tartışmışlardır. Bu tartışma, O’nun sıfatlarının ezelîliği ve yaratma fiilinin mahiyeti hakkındaki derin teolojik anlayışı yansıtır. Bu ismi idrak eden mümin, yoktan ve eşsiz bir şekilde yaratma fiilinin yalnızca Allah’a ait olduğunu anlar. İnsanın icatları, sanatı ve üretimi ise Allah’ın yarattığı maddelere ve O’nun bahşettiği ilim ve kudret yeteneğiyle şekil vermekten ibaret mecazî bir “yaratma”dır. Bu bilinç, kişiyi kibre kapılmaktan korur, Allah’ın mutlak kudreti karşısında acziyetini ve O’na olan minnettarlığını artırır.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Hâlik" maddesi