İçeriğe atla

el-Vehhâb

el-Vehhâb (Vehhab) (Karşılıksız veren). Üç kaynak Vehhâb'ı tek bir ölçüde birleştirir: karşılık, sebep ve hak iddiâsı olmadan vermek. Mesnevî onu hem arzı dirilten yağmura, hem bu vermeyi Hakk'tan devralan kâmile bağlar; kâmilin verdiğini karşılık beklemeden verişini, hatta kulun küçük sunusunu sevinçle kabu

el-Vehhâb — Karşılık Beklemeden Bol Bol Veren

Mânâ. el-Vehhâb, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "karşılık beklemeden bol bol veren" demektir. Bu isim, Allah'ın lütuf ve ihsanının bir hak veya karşılık sonucu değil, tamamen kendi cömertliğinin bir eseri olduğunu ifade eden mübalağalı bir sıfattır. Ebû Süleyman el-Hattâbî, bu ismin derinliğini açıklarken, sadece maddî değerler hibe eden insan (vâhib) ile hem maddî hem de mânevî alanda (şifa, hidayet, evlat, kurtuluş vb.) lütuflarını sürekli ve karşılıksız olarak sunan Allah (el-Vehhâb) arasındaki farka dikkat çeker. İnsanların sunamayacağı bu nimetleri yalnızca Vehhâb olan Allah bahşeder.

Etimoloji. İsim, Arapça و-ه-ب (v-h-b) kökünden gelen ve sözlükte "karşılıksız vermek, bağışlamak, daha çok vermek" anlamındaki vehb (hibe) mastarından türemiştir.

Kur'an-ı Kerîm'de el-Vehhâb. "Vehhâb" ismi Kur'an-ı Kerîm'de üç yerde Allah'a izâfe edilerek geçer:

#Sure / AyetBağlam
1Âl-i İmrân 3/8İlimde derinleşmiş âlimlerin (râsihûn) duasında, "ente'l-vehhâb" (Lütfu bol olan yalnız sensin) şeklinde geçer.
2Sâd 38/9Kâfirlerin kibrine karşı, Allah'ın rahmet hazinelerinin O'nun katında olduğu vurgulanır.
3Sâd 38/35Hz. Süleyman'ın, kimsede olmayan bir mülk için yaptığı duada yer alır.

Bununla birlikte vehb kavramı Kur'an'da fiil ve isim kalıplarında yirmi beş defa kullanılır. Bu kullanımların çoğu doğrudan Allah'a nispet edilir ve yedi âyette "Rabbim/rabbimiz lutfet, bağışla" (heb lî / heb lenâ) şeklinde dua formundadır. Vehhâb ismi, Tirmizî ve İbn Mâce’nin esmâ-i hüsnâ listelerinde de yer almaktadır.

Anlamca yakın isimler. Kerîm, Mâni‘, Muğnî, Rahmân, Rahîm, Raûf, Rezzâk.

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Bu ismin tefekkürü, insanın sahip olduğu tüm iyilik ve nimetlerin ilâhî bir lütuf olduğu bilincini pekiştirir. Ebû Mansûr el-Mâtürîdî'nin belirttiği gibi, bunlar kulların hak ettiği şeyler değil, Vehhâb olan Allah'ın sırf kendi kereminden verdiği bağışlardır. Gazzâlî'ye göre ise gerçek ve mutlak cömertlik yalnızca Allah'a aittir; çünkü insanların vermesinde övgü kazanma, yerilmekten kaçınma gibi dünyevî amaçlar veya cennet umudu gibi uhrevî beklentiler bulunabilir. el-Vehhâb ise hiçbir karşılık ve beklenti olmaksızın verendir. Kulun bu isimden alacağı pay, Allah'ın kendisine lütfettiği maddî ve mânevî imkânları, O'nun rızasından başka bir gaye gütmeden diğer kullarına cömertçe sunmasıdır. Zira Allah'ın kulundan razı olması, diğer bütün nimetlerin üzerindedir.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Vehhâb" maddesi

Bilgiler

tr
Karşılıksız veren
esma
true
arabic
domain
tasavvuf
esmaNo
16
Bilgi Haritasinda Gor