Kulillâhi Sümme Zerhüm
✓ Onaylı*Kulillâhi sümme zerhüm*, En'âm Sûresi'nin 91. âyet-i kerîmesinin bir parçası olup, sâlike "Allah de, gerisini bırak" buyurarak tevhidin özünü ve fenâfillah makamının sırrını işaret eder.
Tanım
Kulillâhi sümme zerhüm, En'âm Sûresi'nin 91. âyet-i kerîmesinin bir parçası olup, sâlike "Allah de, gerisini bırak" buyurarak tevhidin özünü ve fenâfillah makamının sırrını işaret eder. Bu kavram, Terzibaba Necdet Ardıç Hazretleri'nin külliyatında, mânevî yolculukta karşılaşılan her türlü oluşum ve şüphe karşısında müminin kalbini yalnızca Hakk'a yöneltmesinin usûlü olarak mühim bir yer tutar. Dijital kütüphanemizde bu âyet-i kerîme üzerine yapılan sohbetler ve tefsirler, sâlikin zihnini fânî olanın meşguliyetinden arındırıp mutlak hakikate ermesi için bir rehber niteliğindedir.
Kavramın Kökeni ve Anlamı
Kulillâhi sümme zerhüm ifadesi, Kur'ân-ı Kerîm'in En'âm Sûresi'nin 91. âyetinde geçen bir emirdir. Kelime kökeni itibarıyla Arapça olup, "Kul" (de ki), "lillâhi" (Allah'a/Allah için), "sümme" (sonra), "zerhüm" (onları bırak) kelimelerinden oluşur.
Terzibaba'nın Yaklaşımı
Terzibaba Necdet Ardıç Hazretleri, Kulillâhi sümme zerhüm âyetini, sâlikin mânevî hayatında karşılaştığı her türlü oluşuma karşı takınması gereken temel tavır olarak açıklar.
Fusûsu'l-Hikem'de Kulillâhi Sümme Zerhüm
İbn Arabî için kulillâhi sümme zerhum — "Allah de, gerisini bırak" — üç kelimelik bir tasavvuf manifestosudur: Allah de (vahdete dön), sümme (sonra — zaman ve mertebe sırası), zerhum (kesreti bırak).
Bu Kavram'in Gectigi Eserler

“5. ÂYETLER ………………………………………. (149) KULİLLAHİ SÜMME ZERHÜM (ALLAH DE GEÇ) …………… (152) Mekke-i Mükerreme …………………………………………………….. (158) 96, 97, 98, 99. 100. ÂYETLER ……………………………………. (172) 101, 102, 103, 104. 105. ÂYETLER ……………………………. (178) 106, 107, 108, 109. 11”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“ُ ثُمَّ ذَرْهُمْ 6/91 başımıza ne tür oluşum gelirse gelsin Allah de geç diyor bakın başkasını düşünme. Onun için birçok ehlullah öyle der “Elhamdülillah” der “Allah” der geçer “Allahuekber” der geçer üzerinde durmaz. Kur’an-ı Kerim’de benim yazdığım bir ya”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“ُ ثُمَّ ذَرْهُمْ 6/91 başımıza ne tür oluşum gelirse gelsin Allah de geç diyor bakın başkasını düşünme. Onun için birçok ehlullah öyle der “Elhamdülillah” der “Allah” der geçer “Allahuekber” der geçer üzerinde durmaz. Kur’an-ı Kerim’de benim yazdığım bir ya”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“arı bırak, Zât’a yapış.” mâ’nâsına-dır.” Yâni Allah de geç. “Kul” de ki; ”lillâhi” Allah; “sümme zerhum” sonra oradan uzaklaş. İşte bu âyet-i kerîme de bizlere çok büyük yol göstermekte ve yolu çok kesin göstermektedir. Cenâb-ı Hakk buyuruy”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“r? KULİLLÂH SÜMMR ZERHÜM; (6/91) Allah de. Sonra uzaklaş. (Allah de geç.) İşte bunlar o âyetin hükmü ile yaşayanlar. Allah de geç diyor. Ne şekilde ne sûrette görürsen gör gerçektir. Burada biraz daha işin kolayı var. Diğerlerinde biraz kayma ihtimali vardır.”

“âtları bırak, Zât’a yapış.” mâ’nâsına-dır.” Yâni Allah de geç. “Kul” de ki; ”lillâhi” Allah; “sümme zerhum” sonra oradan uzaklaş. İşte bu âyet-i kerîme de bizlere çok büyük yol göstermekte ve yolu çok kesin göstermektedir. Cenâb-ı Hakk buyuruy”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“oğrudur ama genele, gerçeğe göre yanlıştır, boş konuşmadır. Allah de geç. Bunu dediği zaman kişi artık hiç bir şey söyleyemez. Birimler hakkında söz söyleyemez. Her varlıkta Hakk’ın varlığını, kendinde de onu müşahade ettikten sonra kime ne söyler ki? Aciz kal”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“ok. Cenab-ı Hakk’da ayet-i kerimede “Kulillah sümme zerhum” allah de geç diyor. Teferruatı düşünme. İşte kişi eşya diye sandığı şeyin hakikatinin hakkın bir isminin hakikati olduğunu idrak ederse o kanaat ve anlayışla hayatını sürdürüyorsa “Feeynema tüvellu fe”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“eç; (قُلِ اللّهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ) “Kul Allahu sümme zerhum” Allah de geç. (En’âm 91) Nusret Babam rahmetullâhi aleyh “Kimsesiz sandılar beni, halbuki ben herkesim” diyor. İrfân ehlinin, ün, pâye, nişân ile işi olmaz bunları bir kalem geç. Artmaz geç; Zâten”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“illâallah" dan da üstün bir yer. "Kul illah sümme zerhum" "Allah de geç" hakikatine işaret var burada. Bu tecellinin en yükseği ise… anlatılan şeklidir… Çünkü orada, sırf kendisi vardır. Bütün sıfat, isim, işaret, nisbet ve itibarlardan yana temizdir”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“r şunlar bunlar meydana gelmeyecek işin hakikatini bilecek “Allah de geç” diyecek onların üstünde fazla durmayacak. Bazı guruplar var, kendilerine zincir ile vuruyorlar Hüseyin, Hüseyin, Ali, Ali Hasan, Hasan kardeşim ağıt yakacaksan ömründe bir defa yak beş”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“ndirilmiştir, İslâmiyetin bâtını ise bunu tek’e indirerek “Allah de geç” dedi. Bu âlemde Allah (c.c.) var ise ve ondan başka bir varlık yok ise bizler ne oluyoruz ki, ancak Cenâb-ı Hakk (c.c.) bu ikilik üzere olan anlayışı da kabul ediyor. Zâhiren var olan k”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“olur. İşte bu mertebede En’âm sûresi 91. âyetinde mealen: “Allah de geç” hükmünü yaşamayıp Hakk’ı unutup gaflete dalmak büyük günahtır. Bu hususta Hz. Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled gençliğinde girdiği bir erbaîn halvetinden çıktıktan sonra babası “Oğlum söyle”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“lendirme, sadece onu yaşamaya bak. (Kulillâh sümme zerhüm) "Allah de geç." Nefsinin vesveselerine de aldanma. Çok mantıklı gibi Görünerek önüne çıkar. Tabii nefsini çok boğma ama boşta bırakma. kilonu muhafaza etmeye bak fazla yük tefekküre de, sa”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“sürü şüpheler meydana gelmeyecek işin hakikatini bilecek “ Allah de geç” diyecek onların üstünde durmayacak fazla. Bazı guruplar var, kendilerine zincir ile vuruyorlar Hüseyin, Hüseyin, Ali, Ali Hasan, Hasan kardeşim ağıt yakacaksan ömründe bir defa yak beş”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“------- Vasılı ilâ Allah. Bâtını billâh/fillâh, Allah de geç. Netice ulaşılacak yerde, ne kaza vardır ne kader, hepsi Hakk’tır Hakk’tan’dır, Hakk’la’dır, kendinden kendinedir, kendinde’dir, diğer yönlerin hepsi, kendi mertebelerinde geçerl”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“olur. İşte bu mertebede En’âm sûresi 91. âyetinde mealen: “Allah de geç” hükmünü yaşamayıp Hakk’ı unutup gaflete dalmak büyük günahtır. Bu hususta Hz. Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled gençliğinde girdiği bir erbaîn halvetinden çıktıktan sonra babası “Oğlum söyle”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“----------- Vasılı ilâ Allah. Bâtını billâh/fillâh, Allah de geç. Netice ulaşılacak yerde ne kaza vardır ne kader hepsi Hakk’tır Hakk’tan’dır, Hakk’la’dır, kendi kendinedir, kendinde’dir, diğer yönlerin hepsi kendi mertebelerinde geçerlidir, ancak di”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“onra eşyayı görmüşler, bazıları O Allah'tır demiş, bazıları Allah de geç eşyasını sıfatını bir şeyini düşünme demişler. Zat mertebesinden baktığımız zaman, yani yukarıdan baktığımız zaman ef'al, esma, sıfat, zat bu mertebeden baktığımız zaman, aşağıya doğru”