İçeriğe atla

Müşâhede

✓ Onaylı

Müşâhede, sâlikin kalp gözüyle Hakk'ın tecellîsine şahit olması, perdenin kalkıp Şâhid, Meşhûd ve şühûdun bir olduğu makama ermesidir.

Tasavvuf yolculuğu, duymakla başlayan, inanmakla yola revân olunan ve nihayetinde görmeye, bilfiil şahit olmaya varan bir aşk ve irfan seferidir. Bu seferin zirvesi, menzili, sâlikin en büyük muradı ise müşâhededir. Müşâhede, perdenin ardındaki hakikati haber almak değil, perdenin kendiliğinden kalkıp Şâhid’in, Meşhûd’un ve şühûdun bir olduğu makamda bizzat bulunmaktır. O, Cenâb-ı Hakk’ı anlatan kitapları okumakla, O’nun güzelliğini anlatanları dinlemekle yetinmeyip, bizzat o Güzelliğin tecellîsine kalp gözüyle şahit olmaktır. Terzibaba İrfan Mektebi’nin temelini teşkil eden hikmet, işte bu şahitliğe, bu aynî tecrübeye dayanır; zira bilgi, yaşandığı ve tadıldığı ölçüde hakikat olur. Bu sohbetimizde, yolumuzun esası olan müşâhede denizinden bir katre sunmaya, o hâlin ne olduğunu ve seyr-i sülûk içindeki yerini anlamaya gayret edeceğiz.

Bu Kavram'in Gectigi Eserler

Vahiy ve Cebrâîl
Vahiy ve Cebrâîl

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu âlemde zâhir olan şeyin, his ve şehâdet âleminde zuhurundan evvel görülmesi mümkündür. Nitekim irfan ehlinden ve diğer insânlardan birçok kimseler rü’yâlarında bir takım vukuat müşahede ederler, ki onun eseri sonradan “âlem-i şehâdet” te meydana gelir. “Misâl âlemi” nin sûretleri insâna, rü’yâda; “havâss”a ise, hem rü’yâda, hem de uyanıklık halinde münkeşif olur.