Esmâ 22
Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 137 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)
EL-BÂSIT
İcabet ettiği zaman ruhlara ferahlık veren, ruhları iade eden, rızıkları arttıran demektir.
Bu iki ismin azameti; hayatı, ebedîliği temin eder. Âlemde hiçbir varlık sükûnette değildir. Haraket halindedir, tekâmül halindedir. Bunun için küçülmek, büyümek, daralmak, genişlemek, gece-gündüz sevinmek, kederlenmek, ölmek, dirilmek, nefes almak, nefes vermek, birbirini takip eden bu iki hareketle yaşamaktadır. Bîr şeye sıkıldınız mı arkadan gelecek ferahlığı bekleyiniz. Uzun bir gecenin içinde misiniz, sabah yakındır. Boyuna fakirlik mî çekiyorsunuz, size paranın kıymetini anlatıyor demektir. Elinize para geçtiği zaman israf etmemeniz için bir terbiye metodudur.
Daima sıhhattesinizdir, bir zaman gelir hastalıklar birbirini kovalar. Dertli misiniz? Derdi veren dermanını da verir, sabırlı olun. Mısrî hazretlerinin buyurdukları gibi:
Derdim bana derman imiş
Burhan arardım aslıma
Aslım bana burhan imiş
İşit Niyazinin sözün
Bir nesne örtmez Hakk yüzün
Hak'tan ayan bir nesne yok
Gözsüzlere pünhan imiş
Senenin mevsimleri de aynı hükme tabidirler. İlkbahar ve yaz ayları tamamiyle "el-Bâsıt" isminin tecellisidir. Sonbahar ve kış aylarının tesiri ile herşey ölüme çekilirken, hatta insanlar vücudlarını elbise ve paltolarla kaplarlarken, bahar ve yaz gelince yükler hafifler, ağaçların, tanelerin yüzlerinde bir genişlemek hareketi başlar. Dallara su yürür, gizlenmiş olan yapraklar, çiçekler, meyvalar, meydana çıkarlar. Her varlık neşe doludur. Açılmaya ve kokmaya başlar. Sesleri arşa çıkar. En kötümser kimseler bile neşelenirler. İnsanlar kırlara dökülürler, denizlere akarlar. İşte marifet, gönülde kış aylarında baharı yaşayabilmek, en kederli zamanda gülmeyi öğrenmektir.
Cihanda bundan âla müjde bahşayı nihân olmaz
Demişlerdir.
İşleriniz ters gidebilir, sonunda düzelmek muhakkaktır. Yılmayınız. Sevdiğiniz sizi sevmeyebilir, bunu vakti ile hesap ediniz. Şıpsevdi olmayınız, gönlünüze hâkim olunuz. Mukabele görmeyen sevgililer ölmeye mahkumdur. Sahibini bile öldürebilir, en iyisi sonra ölecek bir sevgiyi kalbinizde doğurmayınız. Sevmekten ziyade kendinizi sevdirmeye bakınız.
Sevmekte benlik, hodbinlik vardır. Kendini sevdirmeye çalışmakta ciddiyet, insanlık, iyi huylar vardır. İnsanı rahata, cennete ulaştırır. Benlik, diktatörlüğe istibdada götürür.
Kendini sevdirmeye çalışmak demokrasi yoludur. Yardım yoludur, beşeriyet bu yol üzerinde gitmeye çalışıyor. Maalesef demokrasiyi, hürriyeti yanlız kendine lâyık gören cahiller, hareketlerinin başkasını rahatsız edeceğini düşünmüyorlar. Nefes almak, hem de geniş bir nefes almak, ciğerlerimizi inbisat ettirir, genişlettir, yaşamak arzusu uyandırır. Daha çok kan temizlenir. Sinirlerimiz de düzelir. Sıhhate kavuşuruz. Nefes verirken ciğerlerimiz büzüşür, ikinci bir nefes almak için izin verilmezse öldük demektir. İnkıbazın sonu ölümdür, inbisattan gülmek ve sevinmek hasıl olur. İnkıbazdan ise ağlamak ve kederlenmek hasıl olur.
İnsanlar, kâmil kimseler ne çok kederlenir. Birden bire ne dense çok sevinip gülerler, daima mütebessim dururlar. Saadet bundadır, kaya gibi feleğin sıcağına soğuna mütehammil olurlar. Kayalar üzerine güneş, rüzgar, kar, yağmur yağdıkları zaman mütessir olmazlar. Bilirler ki hep geçicidir. Kâmil ve tecrübeli insanlar tenkitlere kızmazlar; tahammül ederler ve düşünürler. Tenkit edilecek bir iş yapmışlarsa, hayatlarını düzelterek düşmanlarına minnet hissi duymazlar. Eğer kendisini haklı görüyorsa geniş izahat ile düşmanını mahcup ederek dile getirmelidirler. Burada sükut bakır, söz altındır.
Her şeyi seversin olur özlün,
Halin kale gelir olur sözlün,
Seni bir hoş eden BASİT'tır ancak.