Esmâ 38
الْكَبِير
Kebîr
KEBİYR'dir büyüklüğü hep sonsuz,Alemler her zerrede olmaz onsuz,Bu varlığı zannetmeki Ruhsuz,Büyüklüğünü bilen KEBİYR'dir ancak.
Esmâ 38
Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 174 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)
EL-KEBİR
وَلَا تَنفَعُ الشَّفَاعَةُ عِندَهُ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُ حَتَّى إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمْ قَالُوا مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ قَالُوا الْحَقَّ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ {سبأ/23}
Ve lâ tenfeuş şefâatu indehû illâ li men ezine lehu, hattâ izâ fuzzia an kulûbihim kâlû mâzâ kâle rabbukum, kâlûl hakka, ve huvel aliyyul kebîr(kebîru).
Ve O’nun huzurunda, kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez. Onların kalplerinden korku giderilince: "Rabbiniz ne buyurdu?" dediler. (Onlar da) "Hakkı buyurdu." dediler. Ve O; Âli’dir (çok yüce), Kebir’dir (çok büyük).