Bakara 156 ayetinin Terzibaba'ya göre amelî yansıması nedir?
Terzibaba'ya göre Bakara Suresi 156. ayetinin amelî yansıması, sâlikin başına gelen her türlü musibet karşısında "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci'ûn" (Şüphesiz biz Allah'tanız ve şüphesiz O'na döneceğiz) diyerek tam bir teslimiyet ve rızâ hâli sergilemesidir. Bu ifade, kulun kendi varlığını ve tüm fiillerini Hak'tan bilmesi, nefsinin hilâfet iddiâsından soyutlanarak Hak'ın hilâfet emânetini izhâra mahal olması ve nihayetinde "halîfe" ile "müstahlif" arasında perdesizliğe ulaşması anlamına gelir. Ayet, kulun Hak'tan geldiğini, Hak için olduğunu ve yine Hak'ka döneceğini idrak etmesini sağlayarak, zerredeki hareketin, tabiatın ve sükûnetin Hak ile meydana geldiğini fiilen ortaya koyar¹. Bu idrak, aynı zamanda sâlikin her amelinde ve her hâlinde kendisini Hak'ın hükmü mîzânına çekme bilincini de pekiştirir.
Detaylı cevap
Bakara Suresi 156. ayetinin ("الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا إِلَيْهِ رَاجِعونَ") Terzibaba'ya göre amelî yansıması, kulun musibetler karşısında sergilediği teslimiyet ve rızâ hâlidir. Bu ayet, Terzibaba'nın eserlerinde "Biz senden geliyoruz, senin içiniz, sana dönücüleriz" şeklinde açıklanır². Bu ifade, sâlikin varlığının ve tüm fiillerinin kaynağının Allah olduğunu idrak etmesi ve her durumda O'na yönelmesi gerektiğini vurgular.
Bu amelî yansıma, tasavvuftaki halîfelik kavramıyla da yakından ilişkilidir. Halîfe, Hak'tan aldığı emaneti taşıyan ve Hak'ın zuhuruna ayna olan bir mahaldir. Bakara 156'daki teslimiyet, sâlikin nefsinin hilâfet iddiâsından soyutlanarak, Hak'ın hilâfet emanetini izhara mahal olması ve "halîfe" ile "müstahlif" arasında perdesizliğe ulaşması anlamına gelir. Bu, aynı zamanda kulun ilâhî ahlâkla ahlâklanması ve Hakk'ın nuruyla renklenmesi olan Sıbgatullah (Bakara 2/138) hâlinin bir tezahürüdür (Sıbgatullah).
Ayet, aynı zamanda mîzân kavramıyla da bağlantılıdır. Sâlik için mîzân, her amelinde ve her hâlinde kendisini Hak'ın hükmü mîzânına çekme idrakidir. Bakara 156'daki teslimiyet, kulun başına gelen her şeyi Hak'tan bilmesi ve bu musibetleri bir denge ve ölçü içinde değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde belirtildiği üzere, "o zerreden kendiliğinden meydana gelen hareket, tabiat ve sükûnet ortadan kalkıp, artık onun eli, sıfatları ve hareketleri Hak ile meydana geldi" ifadesi, bu teslimiyetin fiili bir tezahürüdür¹. Bu idrak, sâlikin Hak'ka dönüşünü³·⁴ ve Hakîkat-i Muhammedî'nin kıyamet sûretini ortaya koyar⁵.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.61“ayetinden, Yani, o zerreden kendiliğinden meydana gelen hareket, tabiat ve sükûnet ortadan kalkıp, artık onun eli, sıfatları ve hareketleri Hak ile meydana geld”Oku
- 2Terzi Baba (Cilt 1) · s.275“Bakara Sûresi (2)/156 ayetinde, inna lillahi ve inna ileyhi raci’une ayeti celilesi koro halinde terennüm edil”Oku
- 3Kâf Sûresi · s.169“Dönüş de bize yani zatımızadır ifadesi ile zâti âyetlerdendir. Bu dönüşü vakıf olabilmek için de Bakara sûresi 156. Âyetin daha bugünden anlaşılması gerelidir.”Oku
- 4İnşikâk Sûresi · s.62“Ama mü’minlerin ahirinde dönecekleri neresidir denilirse Bakara sûresi 156. Âyeti okumakta fayda vardır… الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا”Oku
- 5İnşikâk Sûresi · s.124“(64) Terzi Baba Gönülden Esintiler- Ölüm Hakkında- Sayfa 52, 53, 54… ↑ NUSRET TÛRA UŞŞÂKİ HAZRETLERİ ↑ Terzi Baba – (36) Kûr’ân-ı Kerim’de Yolculuk – Bakara Sûr”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.