İçeriğe atla

Bekâ kaç kademede ele alınır?

Kavram TanımıTemel düzey5 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Bekâ, tasavvufta iki ana kademede ele alınır: Hak'ın bekâsı ve sâlikin bekâsı. Hak'ın bekâsı, Cenâb-ı Hakk'ın sonsuzluğunu, yani sıfât-ı zâtiyyesinden biri olan "sonsuz olma" hâlini ifâde eder. Sâlikin bekâsı ise, fenâ makâmından sonra Hak ile kâim olma hâlidir ve "bekâ billâh" olarak da bilinir. Bu mertebe, sülûkun kemâli ve vâsıllık makâmıdır; sâlikin kendi vücud iddiâsından fânî olduktan sonra Hak'ın vücuduyla bâkî kalmasıdır.

Detaylı cevap

Bekâ kavramı, tasavvufî sülûkun temel taşlarından biridir ve farklı vecheleriyle idrâk edilir. İlk olarak, Bekâ-i Hak mertebesi vardır ki bu, Cenâb-ı Hakk'ın zâtına mahsus bir sıfattır. Allah başlangıçsız (kıdem) ve sonsuz (bekâ) olandır. Kur'ân-ı Kerîm'deki Rahmân Sûresi'nin 26-27. âyetleri ("yeryüzünde olan herkes fânîdir, Rabb'inin vechi bâkîdir") hem Hakk'ın bekâsını hem de sâlikin bekâya ulaşma yolunu işaret eder. Bu, mutlak ve değişmez bir sonsuzluktur.

İkinci kademe ise Bekâ-i sâlik veya Bekâ billâh olarak adlandırılır. Bu, sâlikin mânevî yolculuğunun nihâî mertebesidir ve fenâ makâmının ardından gelir. Sülûk, mücâhede ve tezkiye ile başlar, sâlikin kendi vücudundan fânî olduğu fenâ hâliyle devam eder ve nihâyetinde Hak ile kâim olarak halka dönme hâli olan bekâ ile tamamlanır. Bekâ, fenânın zıttı değil, onun devamıdır; sâlik fenâda kendi vücud iddiâsından fânî olurken, bekâda Hak'ın vücuduyla bâkî kalır.

Bu mertebenin kemâli, bekâ-i tâm veya "el-fenâ-u fenâ-u'l-fenâ" olarak ifâde edilir; yani fenânın da fenâsı bekâdır. Sâlik, fânîlik bilincinden bile fânî olduğunda, geriye sâdece bekâ kalır. Bu hâlde sâlik, halk içinde Hak ile birlikte yaşar; zâhirde insanlarla muâmele ederken, bâtını Hak ile meşgûldür. Mesnevî-i Şerîf'te de belirtildiği üzere, bekâ kokusu bedenden değil, ruh tarafından istenir; çünkü ruh, "bekâ yakutu"dur¹·². Bekâ canı, gamdan, hastalıktan ve sapkınlıktan emin olan bir hâl olarak nitelenir³. Ancak, bazı sâliklerin fenâdan geçmeden bekâ iddiâ etmesi, tasavvufta "sahte bekâ" olarak kabul edilir; bu durum, sâlikin kendi vücudundan ayrılmadan kendisini Hak ile kâim sanmasıdır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8 · s.410Yani, "Bu beden tarafından, ne zaman sana beka kokusu gelir? Eğer sana bu beka kokusu lazımsa, onu o kokunun yeri olan ruh tarafından iste!" , “Huld”, “bâki ve Oku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.3871Çünkü onlar fânînin firâkındadırlar; "kân"a (mâdene) mensûb olan bekâ la'linden gâfildirler! &10024; 478. Çünkü onlar fânînin ayrılığındadırlar; "kân"a (madene)Oku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.3490Çünkü onlara, gamdan, hastalıktan ve sapkınlıktan emin olan beka canını halef olarak verdi. 382. Çünkü onlara bekâ canını, gamdan, marazdan ve dalâletten emin oOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.