İçeriğe atla

Doğdular, kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta "Doğdular" kavramı, sâlikin beşerîyetten mânâya doğru ilk adımını, yani manevî dirilişini ifade eder. Bu, mürşid-i kâmil ile karşılaşma ve ona teslimiyetle başlayan bir süreçtir. Şeriat mertebesine tekabül eden bu ilk doğum, kişinin kendi benliğini terk ederek, Allah'ın muradına uygun bir Âdemî kimliğe bürünme yolculuğunun başlangıcıdır. Mürşidin himmetiyle ana rahmindeki bekleyiş gibi bir hazırlık döneminden sonra, dervişin mânâda canlanması ve Âdem sisteminin tatbikatına başlaması bu mertebede gerçekleşir. Bu süreçte beşerî haller, eski alışkanlıklar ve benlik "Lâ" olup yok olur ki, o ölüden diri olan mânâ çıksın.

Detaylı cevap

"Doğdular" kavramı, tasavvufî sülûkun ilk ve en temel mertebesi olan Şeriat mertebesinde işlenir. Bu mertebe, kişinin beşerî varoluşundan manevî bir kimliğe geçişinin başlangıcıdır. Kaynaklarda bu durum, "İnsanın beşer mertebesi ile doğdular" (), "Manevî doğum, mürşidle başlayan süreçtir" () ve "Beşer olarak insanın oluşması ve sonrasında doğum gerçekleşir" () ifadeleriyle açıklanır.

Bu manevî doğum, mürşid-i kâmil ile mülâki olunmasıyla başlar. Mürşide gelene kadar geçen süre, ana rahmindeki bekleyişe benzetilir; bilinmeyen bir süre boyunca beklenir, tâ ki hidayetçiye uyana, selam inmiş gönülle gönüllenene kadar (). Mürşidin kabulüyle birlikte dervişte sistem çalışmaya, isimler tatbik olmaya başlar (). Bu, "Âdem için secde tatbîkatı başlayarak, 'mânâyı Âdem' vücûd arzına iner" () şeklinde ifade edilir.

"Doğdular" mertebesi, kişinin beşerî benliğinden, dünyevî arzularından ve nefs-i emmâre hallerinden arınmaya başladığı aşamadır. Bu, "Lâ" kapısındaki manevî diriliş olarak da tanımlanır (). Kişi, mürşidinin muhatap noktasını seçmesiyle, ölü olan manevî kimliğinin mürşidin rahmine düşerek Allah'ın ilâhî hayaline doğru yola çıktığını idrak eder (). Bu, "Nefahtü min rûhi" sırrının tecellî ettiği noktadır ().

Bu mertebede sâlik, henüz ilim ve hâl aşamasındadır. Kavramın tanımını bilir (ilme'l-yakîn) ve mürşidin sohbetleriyle manevî bir uyanışın ilk parıltılarını (hâl) yaşamaya başlar. Ancak bu henüz makam seviyesinde sabitlenmiş bir durum değildir (bkz. Master Cevap: K2-T9). Şeriat mertebesi, "nefs-i emmâreden çıkış" () ve "maddesel hayatı yaşarken mürşidimizi aramak" () gibi başlangıç hallerini kapsar. Bu, tasavvufî sülûkun ilk adımıdır ve sonraki mertebeler olan "Yaşadılar" (Tarîkat), "Öldürdüler" (Hakîkat) ve "Öldüler" (Marifet) için bir zemin hazırlar.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.219olan Mürşid-i Kâmil’e gelindiği ve ona mülâki olunduğunda önceye ait ne varsa, beşerî haller, eski alışkanlıklar, beşerî benlik, ölecek, "Lâ" olup mülk noktası Oku
  2. 2Kaynak · s.209Risâlet: hüve muhammeden resûllüllah. Gözün gördüğünü gönül yalanlamadı. Â’mâ’nın hakîkatı kendinde açıldı. Ayağını koyarsın başlarsın dönmeye. Doğma önce ölme Oku
  3. 3Kaynak · s.213Bismillâhirrahmânirrahîm Doğdular-yaşadılar-öldürdüler-öldüler, hikâyesinin tefekkürü: İnsan bilinmezlik, görünmezlikte (â’mâiyet) önce ölü idi. Sonra zâhir hayOku
  4. 4Kaynak · s.185ulaşabilirsin. Nefsin güzelleşir saflaşır, yani tam teslimiyet hâlidir. Ölmeden önce ölmek gerek. “Mutu kable ente mutu.” Allah râzı olsun. Hürmetle ellerinizdeOku
  5. 5Kaynak · s.211Marifet, Urûc, Muhammediyyet, Radiye-Mardiye mertebeleri olarak da açabiliriz. - DOĞDULAR Allah'ın, mânâ âleminden, zâtî olan arzusunun, madde âlemine çıkması vOku
  6. 6Kaynak · s.231ediyor. Âdem (a.s.)’da lâ iken Mûseviyete geldi mi ilâh, isimleri “esmâlar” çalışmaya başladı, ama şeriatı var. İsâ’yı çarmıha gerdiklerinden Hıristiyan olamadıOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.