Furkân kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Tasavvufta Furkân kavramı, Hakk'ın zuhur mertebelerindeki farklılaşmasını ve bu farklılaşmanın idrak edilmesini ifade eder. Kur'ân, Zat mertebesini temsil ederken, Furkân sıfat mertebesini ve bu sıfatların kesret âlemindeki tecellilerini gösterir. Furkân, hak ile batılı, iman ile küfrü, helâl ile haramı ayıran bir ölçü olarak kabul edilir ve bu ayrım, Hakk'ın isim ve sıfatlarının farklı görüntüleriyle ortaya çıkar. Cem mertebesinde bulunan sâlik, fark âlemindeki bu ayrılıkları kabul etmezken, Furkânî idrak, kesret içindeki vahdeti görmeyi ve her bir varlıkta Hakk'ın zuhurunu müşahede etmeyi gerektirir. Bu mertebe, sâlikin tevhid eğitimini tamamlayarak âlemi "fiilî Kur'ân" olarak okuyabilmesiyle tahakkuk eder.
Detaylı cevap
Furkân, tasavvufî sülûkte sıfat mertebesinde işlenen bir kavramdır. Bu mertebe, Hakk'ın zuhurunun ve tecellilerinin kesret âlemindeki farklılaşmasını ifade eder. Kitapta belirtildiği üzere, "Kûr'ân zât ve Furkân sıfattır". Bu ayrım, Zat'ın ehadiyet mertebesinin, esmasıyla imkân âleminde zuhuru ve tecellisi itibarıyla her şeyde mevcut olduğunu gösterir. Yani, bütün varlıklar ahadiyet mertebesinin zuhurda farklılaşmış hâlleridir.
Sâlikin bu mertebedeki tatbiki, "Cem mertebesi" ile "Fark mertebesi" arasındaki idraki kavramasıyla gerçekleşir. Cem mertebesinde ikame olunan kimse, Furkân'a, yani farka müteallik olan ihbaratı kabul etmez. Çünkü o, aynı cemde olduğu için farkın ne olduğunu bilmez, farklılıktan gelen haberleri kabul etmez. Ancak bu, fark âlemini inkâr etmek değil, ilmen ve ruhen cemde olduğundan fırkalaşmayı kabul etmemektir. Zira "Kûr'ân Furkân-ı mutazammındır", yani Kur'ân Furkân'ı da kendi bünyesine almıştır; fark âleminin ne kadar mertebesi, tafsili varsa Kur'ân ve cem mertebesinde hepsi birleşmiştir.
Furkân, Hakk'ın isimlerinin ve sıfatlarının hakikatinden ibarettir; ancak bu isim ve sıfatlar, çeşitli görüntülerinin değişik şekillerine göre birbirinden ayrılır. Örneğin, Rahim ismi Şedid isminden, Mün'im ismi Müntakim isminden farklıdır. Bu durum, "Fark, Hakkın kendi özünde olur... Bu oluş ise… Onun güzel isimleri ve sıfatları cihetinden gelir… Bu durumdaysa… değişiklik ortaya çıkar" ifadesiyle açıklanır.
Bu mertebede sâlikin ulaşması gereken idrak, âlemdeki her şeyin "fiilî Kur'ân" olduğunu görmektir. "Bu âlemler ise Kûr'ân-ı tafsili yani Fûrkân'dır". Bir kuşun uçuşu, gökyüzündeki bulutlar, yaşanan kıssalar; hepsi Kur'ân'ın kendisidir. Bu idraka ulaşmak için "tevhid eğitimi" gereklidir. "Dışarıdaki fiili Kur'ân-ı okumak içinde tevhid eğitimi gerekiyor". Bu eğitim, sâlikin mertebeleri seyr etmesi, yani makamları aşarak idrakını genişletmesiyle mümkündür. İnsan-ı kâmil, hem büyük Kur'ân olan âlemleri hem de küçük Kur'ân olan sayfaları (varlıkları) kendinde cem eder. Bu sayede, dışarıdaki Kur'ân'dan haberdar olur ve kelâmî Kur'ân'ı da idrak eder. Bu, sâlikin yakîn mertebelerinde ilerleyerek, ilme'l-yakîn'den ayne'l-yakîn'e ve nihayet hakke'l-yakîn'e ulaşmasıyla Furkânî idrakin tahakkuk etmesidir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.23“hakikatine mütekabiliye havi olan Ahadiyet-i Zatiyenin ihatasından hariç hiçbir şey yoktur. Yani Kûr’ân’ın ihatasından hariç hiçbir şey yoktur. Ve esma-ı İlahiy”Oku
- 2Kaynak · s.37“zaman. Yani feth-i futuhat Haktan olduğu zaman sendeki bütün gayri şeyler hakka bölük, bölük geçer. Yani kısa sürede çok şey depoya atmış olursun. Biz kendimizi”Oku
- 3Kaynak · s.1“Kur’ân-ı Kerîm de yolculuk Terzi Baba Necdet Ardıç İ’şari Te’vil ve Tefsiri (235-25-29) Furkân Sûresi. Murat Derûni NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI TASAVVUF SERİSİ (”Oku
- 4Kaynak · s.3“bu vazîfeyi, Terzi Baba’nın feyiz pınarından gönlüme akan ilhâmlarla yerine getirmeye çalıştım. Bu süreçte, âyetlerin hem zâhirî hem de bâtınî mânâlarını bir bü”Oku
- 5Kaynak · s.45“tutmağa çalışalım. 10 Görüldüğü sayısal bağlantılar ile ulaşılan “Furkan” tafsili kûr’ân âleminde bu eli bulup tutmak lazımdır. Furkân – Fetih bağlantısı da bir”Oku
- 6Kaynak · s.13“ve salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner. 72. Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vak”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.