İçeriğe atla

Hakîkat'ı yaşamak için günlük amelî tertîb nasıl olmalıdır?

Sâlik AmelTemel düzey22 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Hakîkat'ı yaşamak için günlük amelî tertîb, sâlikin ehil bir mürşide tâbi olarak, onun tertibiyle belirlenen düzenli zikir ve ibadetleri yerine getirmesiyle mümkün olur. Bu tertîb, nefsin tuzaklarından korunmak, hâllerin yerleşmesini sağlamak ve imân ile ameli dengeleyerek şirke düşmemek için elzemdir. Mürşidin rehberliğinde yapılan bu düzenli ameller, sâlikin kalbine ilâhî vâridâtın zuhûruna ve Hakîkat'ın bizzat yaşanmasına zemin hazırlar; zira Hakîkat tâlibinin kendi fikriyle yaptığı amel ve mücâhede ya haddinden fazla ya da eksik olabilir, itidalli olması ancak mürşidin tertibiyle mümkündür¹.

Detaylı cevap

Hakîkat'ı yaşamak, tasavvufî sülûkun nihâî gayelerinden biridir ve bu yolda ilerlemek için belirli bir günlük amelî tertîb şarttır. Bu tertîbin temelinde, sâlikin ehil bir mürşide müracaat etmesi ve ona tâbi olması yatar². Zira nefis, sâlike sürekli oyunlar ve tuzaklar hazırlar; bu sebeple mürşidin rehberliği olmaksızın yollar şaşırılabilir². Mürşid, sâlikin kendi fikriyle yaptığı amel ve mücâhedenin haddinden fazla veya eksik olmasını engelleyerek, onu itidalli bir yola sevk eder¹.

Günlük amelî tertîb, mürşid tarafından verilen vird adı verilen düzenli zikir ve dua listelerinin tatbikini içerir (Vird). Bu virdler, sâlikin kalbine ilâhî vâridâtın zuhûruna zemin hazırlar ve hâllerin yerleşmesini sağlar. Tertîb, sadece zikirle sınırlı değildir; Kur'ân-ı Kerim'i meal ile birlikte sesli okumak ve tefekkür etmek de bu tertîbin önemli bir parçasıdır³. Okunan âyetler üzerinde tefekkür etmek, sâlikin Hakîkat'ı idrâk etmesine yardımcı olur.

Bu düzenli ameller, Cenâb-ı Hakk'ın verdiği program üzere olmalı ve kulun tatbikatıyla sâlih amel hükmünü almalıdır⁴. İman ile amel arasındaki dengeyi korumak esastır; zira imandan ibadetin, ibadetten imanın görülmediği durumlar şirke yol açabilir⁵. Sâlikin günlük hayatında karşılaştığı hadiseler ve kendi nefsiyle yaşadığı iç dinamikler de bu tertîbin bir parçasıdır; zira sahne aynı sahnedir, sadece kıyafetler değişmiştir⁶. Bu tertîb, sâlikin manen daha dayanıklı ve muhabbetli olmasına katkıda bulunur⁷. Nihayetinde, bu tertîb ve nesak üzere yapılan ameller, sâlikin Hakîkat'ı bizzat yaşayarak Hakkel Yakin mertebesine ulaşmasına vesile olur⁸·⁹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Mesnevî Cilt 12 · Beyit 464 (s. 8)““Künd-şuden”, kör ve muattal olmak, ya'ni düşünüp amel ve mücâhede etmekten dolayı hem kendisi âciz kaldı ve hem de sa'yine atâlet geldi. Halbuki bu gizli hazin”Oku
  2. 2Bakara Dosyası, s. 49“Şöyle ki: Hakk yolcusu - sâlik- kendisine yüklenen emanetin gereğini yapmak, miracını en güzel şekilde yaşamak için öncelikle mutlaka ehil bir mürşide müracaat ”Oku
  3. 3Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi, s. 282
  4. 4Namaz Sûreleri (Cilt 2), s. 11“Yâni yaptığımız ameller Cenâb-ı Hakk'ın verdiği program üzere olmalı biz bunu yaptığımızda, yâni meselâ beş vakit namaz kıl deniyor değil mi? Bu bir program. Pr”Oku
  5. 5Hûd Sûresi, s. 129“Doğruluk ise amelin terazisidir. İman ve amel dengesi eşit olmalı. İmanından ibadetin, ibadetinden imanın görülmeli. Ayrılırsa ŞİRK olur. Tövbelerimiz bu şirk ü”Oku
  6. 6Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003), s. 71“Yani hadiselerin içinde yaşamak tabi bu gün bir fiil mümkün değil, çünkü o zaman şey kavimi olması lazım, genel olarak Musa (as) ın yaşadığı devirde aynen Firav”Oku
  7. 7İbretlik Bir Hikâye — Ustadan Uranos'a Tavsiyeler, s. 235“Ancak çalışırken de işsiz kalmışken de her perşembe akşamı ♫ derneğine gidince günlük hayatımda manen daha dayanıklı ve muhabbetli olduğumu gördüm. ------------”Oku
  8. 8Hakkel Yakin
  9. 9Mesnevî Cilt 10 · Beyit 2702 (s. 195)“Lâzım idi ki, cümle umûr bu âlem-i süflîde tertib ve nesak üzere olmalıydı. Çünkü kitâb-ı Hudâ'da hiçbir şey tertibsiz ve bî-nesak yazılmamıştır.””Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.