İçeriğe atla

Haşr Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, belirli ibadetlerin ötesine geçerek ilim, irfâniyyet ve âriflik ile Hakikat-i İnsâniye'yi idrâk etmeyi hedefler. Kur'ân-ı Kerîm'in dağlara inseydi paramparça olacağı (Haşr 59/21) hakîkati, onun insan gönlüne inmesinin ancak nefsin parçalanıp Nûr Dağı'na dönüşmesiyle mümkün olduğunu gösterir. Bu dersler, sâlikin sadece zâhirî amellerle yetinmeyip, bâtınî bir dönüşümle mârifetullaha ulaşmasını, böylece Hakîkat-i Muhammediyye'ye vâsıl olmasını amaçlar. İrfânî dersler, sâlikin nefsini terbiye ederek, ilâhî isimlerin tecellîlerini kendi varlığında müşâhede etmesini ve bu yolla Hakk'a yakınlaşmasını sağlar.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, tasavvufî sülûkun temelini oluşturan mârifetullah yolculuğunda önemli bir yer tutar. Bu dersler, zâhirî ibadetlerin ötesinde, sâlikin bâtınî âlemini şekillendirerek onu Hakîkat-i İnsâniye'ye ulaştırır.

1. İlim, İrfâniyyet ve Âriflik: Kitapta belirtildiği üzere, din sadece belirli tesbihleri çekmek veya namazları kılmak değildir. Bunlar dinin bir parçası olmakla birlikte, asıl olan ilim, irfâniyyet ve ârifliktir (Kaynak 1). İnsan, düşüncesiyle değer bulan bir varlıktır; ancak bu düşünce, geçmiş hatıralar veya hayaller değil, gerçek olanı düşünmektir. Ârif, Hak'ı tanıyan, irfân sahibi kimsedir. Bu makâma ulaşmak için sâlikin nefsini tanıması ve Rabb'ini idrâk etmesi gerekir. Ârif, bilgiyi müşâhede ile yaşayan, ilme'l-yakîn'den ayne'l-yakîn'e, oradan da hakk'el-yakîn'e yükselen kişidir.

2. Kur'ân'ın Kalbe İnişi ve Nefsin Terbiyesi: Haşr Sûresi'nin 21. âyetinde buyrulduğu gibi, "Eğer Biz, bu Kur'ân'ı, dağa indirseydik, O'nu mutlaka, Allah'ın korkusundan huşû ile boynunu bükmüş, parça parça olmuş görürdün." (Kaynak 1). Bu âyet, irfân ehli için Kur'ân'ın kalbe inişini sembolize eder. İrfân ehline Kur'ân inmeye başladığında, onların dağ hükmünde olan nefisleri paramparça olur ve yerine Kur'ân'ı idrâk edecek "Cebel-i Nûr" yani "Nûr dağı" kalır. Bu, sâlikin nefsânî arzularından arınarak, kalbini ilâhî nûra açması ve Kur'ân'ın hakîkatini idrâk etmesi demektir. Hz. Mûsâ'ya tecellî edildiğinde Tûr dağı parçalanırken, Efendimiz (s.a.v.)'in nûrdan bir dağ oluşturması, Kur'ân'ın gelmesine tahammül edebilmesini sağlamıştır. Bu, sâlikin de kendi içinde bir "Nûr dağı" oluşturması gerektiğini gösterir.

3. Hakîkat-i İnsâniye ve İnsân-ı Kâmil Mertebesi: Kitapta, Kur'ân ve Kitap kelimelerinin ebced hesabıyla 13 sayısına işaret etmesi ve bu sayının Hakîkat-i Ahadiyyet ile Hakîkat-i İnsâniye arasındaki bağı temsil etmesi vurgulanır (Kaynak 2). Cebrâil (a.s.)'ın 13 ile 13 olan Kitab-Kur'ân'ı 23 senede indirmesi, bu ilâhî oluşumun derinliğini gösterir. İnsân-ı Kâmil, ilâhî hakîkata ayna olan, 18000 âlemin gözbebeği ve Nûr-u Muhammedi'nin tam kemâlli zuhûr mahallidir (Kaynak 6). Sâlik, bu mertebeye ulaşmak için nefs mertebelerini (7), unsurları (4), mevalidi (3) ve Arş, Kürsi, Akl-ı Küll, Nefs-i Küll'ü idrâk ederek, 19 sayısıyla ifade edilen İnsân-ı Kâmil'e vâsıl olur. Bu, sâlikin kendi varlığında ilâhî isimlerin tecellîlerini müşâhede etmesi ve Hakîkat-i Muhammediyye'ye ulaşması demektir.

4. Seyr ü Sülûk ve Makâmlar: Hucurât Sûresi'ndeki âyetler (49/2-3), Peygamber'in huzurunda sesleri kısmak ve amellerin boşa gitmemesi için edebe riayet etmek gerektiğini vurgular (Kaynak 6). Bu âyetler, sülûk yolunun bir imtihan olduğunu ve geçilen mertebeleri olduğunu açıkça gösterir. Sâlikin sülûkta ulaştığı istikrârlı manevî mertebeye makâm denir. Makâm, hâlden farklı olarak süreklilik arz eder ve sâlikin amel ve tahkîk ile elde ettiği bir mevkiidir. Makâmlar, tevbe, sabr, tevekkül, rızâ, mârifet gibi mertebelerden oluşur ve her makâm bir öncekinin tahkîkiyle açılır. Sâlik, bu makâmları kat ederek manevî yükselişini sürdürür.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.99“Eğer dağlara indirilseydi paramparça olurdu” (59/21) İşte bizlere geldiği için bu deryadan nasibimizi almalıyız, ne kadar alabilirsek o kadar faydalanırız. DinOku
  2. 2Kaynak · s.97onu hayatlarından dışarıya çıkardıklarından nefislerine karşı “zâlim” olmuşlardır. Böylece nefs’lerine karşı “ zâlûmen cehulâ” dırlar. İkinci yön: İse yukarıda Oku
  3. 3Kaynak · s.177cem etmiş gönlü, 18000 âlem olan bu Tüm merâtib-i ilâhiye ve tüm târîkatları bünyesinde bulunduran, İnsân-ı Kâmil her yöne rahmettir. Biz den bu kadar daha ilerOku
  4. 4Kaynak · s.179Sırrı" (Osmanlıca'dan Çeviri) 5) Salât ve Ezân-ı Muhammedi'de Bazı Hakîkatler 6) Mübarek Geceler ve Bayramlar 7) İslâm, Îmân, İhsân, Îkân 8) Tuhfetü'l Uşşâki (OOku
  5. 5Kaynak · s.185130) İbretlik Bir Hikâye Daha - Kilise Çanları 131) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: 53. Âyetleri ve Terzi Baba 132) İbretlik Bir Hikâye Daha - Kaner Yiğido 133) MuhOku
  6. 6Kaynak · s.167hâlde, fakîrde onun bu uyarısına karşı, tamam Efendim yerine, bu “Gönül Kâ’besi” çizimi olduğunu ifâde ederek, bunda “Hicr” olmaz denmiştir. a) Bu yaşantı bir tOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.