İçeriğe atla

Hikmet nedir?

Kavram TanımıTemel düzey22 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Hikmet, lügatte 'doğru hüküm, sağlam bilgi, fâidesiz şeylerden kaçınma' anlamına gelir. Tasavvufta ise Hakk'ın eşyayı yerli yerine koyma sıfatı (el-Hakîm) ve sâlikin bu sıfata ayna olma mertebesidir. Kur'ân-ı Kerîm'de Bakara Sûresi 269. ayette geçen "hikmet kime verilirse ona çok hayır verilmiştir" ifadesi, hikmetin önemini vurgular¹. Hikmet, sadece bilgi edinmek değil, bilginin tahkik edilmiş hâli olup, bilineni doğru yere ve zamanda kullanma yeteneğidir. İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserinde her peygamberin temsil ettiği özel bir hikmet bulunur; örneğin, Hz. Lokman'a "Hikmet-i İhsâniyye" verilmiştir¹.

Detaylı cevap

Hikmet, tasavvufî anlayışta dört ana kademede ele alınır. Birinci kademe, akâidî hikmettir; bu, Allah'ın 'el-Hakîm' isminin tecellisi olarak âlemdeki her şeyin belirli bir nizam ve gaye üzere halk edildiğini ifade eder. Mü'minûn Sûresi 115. ayet, "Sizi boşuna mı halk ettiğimizi sandınız?" ifadesiyle bu kademeyi destekler; yani hiçbir halk abes (boşuna) değildir, her şey hikmet üzeredir. Bu, batılı hikmetin nefsanî ve hayalî hikmetinden farklı olarak, Allah'ın bildirdiği İslâm'ın hakikati olan İlâhî hikmettir².

İkinci kademe, ahlâkî hikmettir; insanın söz ve davranışlarını yerli yerine koyması, edep sahibi olması ve gerekli sözü gerekli yerde söylemesidir. Lokman Sûresi 12-19. ayetlerdeki Hz. Lokman'ın oğluna nasihatleri, bu kademenin klasik metnini oluşturur. Hz. Lokman'a verilen hikmet, "Hikmet-i İhsâniyye" olarak adlandırılır¹.

Üçüncü kademe, ilmî hikmettir; eşyanın ardındaki gaye ve illeti bilme, ilm-i marifet ile ilm-i hâl arasındaki köprüyü kurmadır. Bu kademede sâlik, her amelin ardındaki Hakk'ın hükmünü görmeye çalışarak 'lima' (niçin) sorusunu sorar.

Dördüncü kademe, zâtî hikmettir; sâlikin Hakk'ın 'el-Hakîm' ismine tam bir ayna olmasıdır. Muhyiddîn İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eseri, tasavvuf mâverâsının ana metni olup, 27 Fass (bölüm) içerir ve her Fass bir peygambere ait bir hikmeti taşır. Örneğin, Âdemiyye Fassı "Hikmet-i İlâhî"yi, Şîsiyye "Hikmet-i Nefthiyye"yi, Nûhiyye "Hikmet-i Subbûhiyye"yi, Hûd "Ahadiyyet hikmeti"ni, Yûnus "Hikmet-i Nefesiyye"yi³, Süleyman "Rahmânî hikmet"i ve Dâvud "Vücûdî hikmet"i temsil eder⁴. Fusûsu'l-Hikem, Hz. Peygamber'in İbn Arabî'ye rüya ile yazdırdığı, vahy-i ilhâmînin bir tezahürü olarak kabul edilir ve "Hikmet-i Ferdiyye" ile sona erer ki bu hikmet, Hz. Muhammed'e özgü olup tüm hikmetleri kapsar⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Kelime-i Lokmâniyye, s. 1“LOKMAN KELİMESİNDEKİ İHSAN HİKMETİNİN AÇIKLANMASINDADIR "İhsan hikmeti"nin Lokman kelimesine özgü kılınmasının sebebi şudur: "Andolsun ki Lokman'a hikmet verdik”Oku
  2. 2Lokmân Sûresi, s. 107“hüküm ve hikmet sahibidir. Ayette bahsedilen “Hikmet” İlâh-i hikmettir, batılıların, bâtıl “felsefe” hikmeti değildir. Allah’ın bildirdiği İslâmın hakikati olan”Oku
  3. 3Kelime-i Âdemiyye · s.82“Şuayb kelimesinde Kalbî hikmet, sonra Lut kelimesinde Melekî hikmet, sonra Üzeyir kelimesinde Kaderî hikmet, sonra İsa kelimesinde Nübüvvet hikmeti. Şuayb kelim”Oku
  4. 4Kelime-i Âdemiyye, s. 823“Şuayb kelimesinde Kalbî hikmet, sonra Lut kelimesinde Melekî hikmet, sonra Üzeyir kelimesinde Kaderî hikmet, sonra İsa kelimesinde Nübüvvet hikmeti. Şuayb kelim”Oku
  5. 5Kelime-i Muhammediyye · s.21“Şimdi, peygamberlik, Efendimiz'in şerefli varlığıyla sona erdiği gibi, bu Fusûsu'l-Hikem de "hikmet-i ferdiyye" (tekil hikmet) ile sona erdi. Ve aynı şekilde Al”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.