Hikmet nedir?
Hikmet, lügatte 'doğru hüküm, sağlam bilgi, fâidesiz şeylerden kaçınma' anlamına gelir. Tasavvufta ise Hakk'ın eşyayı yerli yerine koyma sıfatı (el-Hakîm) ve sâlikin bu sıfata ayna olma mertebesidir. Kur'ân-ı Kerîm'de Bakara Sûresi 269. ayette geçen "hikmet kime verilirse ona çok hayır verilmiştir" ifadesi, hikmetin önemini vurgular¹. Hikmet, sadece bilgi edinmek değil, bilginin tahkik edilmiş hâli olup, bilineni doğru yere ve zamanda kullanma yeteneğidir. İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserinde her peygamberin temsil ettiği özel bir hikmet bulunur; örneğin, Hz. Lokman'a "Hikmet-i İhsâniyye" verilmiştir¹.
Detaylı cevap
Hikmet, tasavvufî anlayışta dört ana kademede ele alınır. Birinci kademe, akâidî hikmettir; bu, Allah'ın 'el-Hakîm' isminin tecellisi olarak âlemdeki her şeyin belirli bir nizam ve gaye üzere halk edildiğini ifade eder. Mü'minûn Sûresi 115. ayet, "Sizi boşuna mı halk ettiğimizi sandınız?" ifadesiyle bu kademeyi destekler; yani hiçbir halk abes (boşuna) değildir, her şey hikmet üzeredir. Bu, batılı hikmetin nefsanî ve hayalî hikmetinden farklı olarak, Allah'ın bildirdiği İslâm'ın hakikati olan İlâhî hikmettir².
İkinci kademe, ahlâkî hikmettir; insanın söz ve davranışlarını yerli yerine koyması, edep sahibi olması ve gerekli sözü gerekli yerde söylemesidir. Lokman Sûresi 12-19. ayetlerdeki Hz. Lokman'ın oğluna nasihatleri, bu kademenin klasik metnini oluşturur. Hz. Lokman'a verilen hikmet, "Hikmet-i İhsâniyye" olarak adlandırılır¹·³.
Üçüncü kademe, ilmî hikmettir; eşyanın ardındaki gaye ve illeti bilme, ilm-i marifet ile ilm-i hâl arasındaki köprüyü kurmadır. Bu kademede sâlik, her amelin ardındaki Hakk'ın hükmünü görmeye çalışarak 'lima' (niçin) sorusunu sorar.
Dördüncü kademe, zâtî hikmettir; sâlikin Hakk'ın 'el-Hakîm' ismine tam bir ayna olmasıdır. Muhyiddîn İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eseri, tasavvuf mâverâsının ana metni olup, 27 Fass (bölüm) içerir ve her Fass bir peygambere ait bir hikmeti taşır. Örneğin, Âdemiyye Fassı "Hikmet-i İlâhî"yi, Şîsiyye "Hikmet-i Nefthiyye"yi, Nûhiyye "Hikmet-i Subbûhiyye"yi, Hûd "Ahadiyyet hikmeti"ni, Yûnus "Hikmet-i Nefesiyye"yi⁴, Süleyman "Rahmânî hikmet"i ve Dâvud "Vücûdî hikmet"i temsil eder⁵·⁶·⁷. Fusûsu'l-Hikem, Hz. Peygamber'in İbn Arabî'ye rüya ile yazdırdığı, vahy-i ilhâmînin bir tezahürü olarak kabul edilir ve "Hikmet-i Ferdiyye" ile sona erer ki bu hikmet, Hz. Muhammed'e özgü olup tüm hikmetleri kapsar⁸.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kelime-i Lokmâniyye · s.1“LOKMAN KELİMESİNDEKİ İHSAN HİKMETİNİN AÇIKLANMASINDADIR "İhsan hikmeti"nin Lokman kelimesine özgü kılınmasının sebebi şudur: "Andolsun ki Lokman'a hikmet verdik”Oku
- 2Lokmân Sûresi · s.107“hüküm ve hikmet sahibidir. Ayette bahsedilen “Hikmet” İlâh-i hikmettir, batılıların, bâtıl “felsefe” hikmeti değildir. Allah’ın bildirdiği İslâmın hakikati olan”Oku
- 3Kelime-i Lokmâniyye · s.11“LOKMAN KELİMESİNDEKİ İHSAN HİKMETİNİN AÇIKLANMASINDADIR "İhsan hikmeti"nin Lokman kelimesine özgü kılınmasının sebebi şudur: "Andolsun ki Lokman'a hikmet verdik”Oku
- 4Kelime-i Âdemiyye · s.823“Şuayb kelimesinde Kalbî hikmet, sonra Lut kelimesinde Melekî hikmet, sonra Üzeyir kelimesinde Kaderî hikmet, sonra İsa kelimesinde Nübüvvet hikmeti. Şuayb kelim”Oku
- 5Kelime-i Âdemiyye · s.823“Şuayb kelimesinde Kalbî hikmet, sonra Lut kelimesinde Melekî hikmet, sonra Üzeyir kelimesinde Kaderî hikmet, sonra İsa kelimesinde Nübüvvet hikmeti. Şuayb kelim”Oku
- 6Kelime-i Âdemiyye · s.830“Bundan sonra Şît kelimesinde gizli olan nefsî hikmet, bundan sonra Nûh kelimesinde gizli olan sübbûhî hikmet, bundan sonra İdris kelimesinde gizli olan kuddûsî ”Oku
- 7Kelime-i Âdemiyye · s.821“Bu, sonra bir hikmettir: Âdemî kelimesinde ilâhî bir hikmettir ve o, Allah Resulü'nün (a.s.) bu kelimesidir. ... Sonra Şit kelimesinde nefsî bir hikmet, sonra N”Oku
- 8Kelime-i Muhammediyye · s.21“Şimdi, peygamberlik, Efendimiz'in şerefli varlığıyla sona erdiği gibi, bu Fusûsu'l-Hikem de "hikmet-i ferdiyye" (tekil hikmet) ile sona erdi. Ve aynı şekilde Al”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.