İçeriğe atla

İbrâhîmiyye Fassı'nın anahtar terim envanteri nedir?

Fass İçeriği0 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

İbrâhîmiyye Fassı'nın anahtar terimi, Hz. İbrâhîm'e mahsus olan ve Allah ile kul arasındaki en samimi dostluk bağını ifade eden "hullet"tir. Bu makâm, Hz. İbrâhîm'in "Halîlullâh" (Allah'ın dostu) lakabını almasının temelidir ve Nisâ Suresi 125. ayetindeki "vettehazallâhu İbrâhîme halîlâ" (Allah İbrâhim'i halîl edindi) ifadesine dayanır. Hullet, dostluğun kalbin her gözeneğine nüfûz etmesi anlamına gelir ve tasavvufî makâmlar arasında mahbûbiyetten (sevilenlik) daha içli bir ilişkiyi temsil eder. Fusûsu'l-Hikem'in beşinci bölümü olan İbrâhîmiyye Fassı, bu hikmetin tahkîk edildiği yerdir.

Detaylı cevap

İbrâhîmiyye Fassı, Muhyiddîn İbn Arabî'nin tasavvuf metafiziğinin ana metni olan Fusûsu'l-Hikem'in 27 bölümünden beşincisidir. Bu Fass'ın merkezinde yer alan anahtar terim hullettir. Hullet, lügatte 'derinlik, içlilik, dostluğun en samimi hâli' anlamına gelirken, tasavvufta Hak ile kul arasındaki en yakın muhabbet bağını ifade eder; muhabbetten daha içli, mârifetten daha samimî bir ilişkiyi belirtir.

Hullet makâmı, Hz. İbrâhîm'e özel olarak verilmiş bir makâmdır ve bu nedenle kendisine "Halîlullâh" (Allah'ın halîli, dostu) lakabı verilmiştir. Bu makâmın asıl menşei, Kur'an-ı Kerim'deki Nisâ Suresi 125. ayetidir: "vettehazallâhu İbrâhîme halîlâ" (Allah İbrâhim'i halîl edindi). Halîl, Hak ile arasındaki dostluğun her gözeneğe nüfûz ettiği kimse olarak tanımlanır.

Tasavvufta peygamberlere verilen üç temel makâmdan biri olan hullet, kelîmullâh (Hz. Mûsâ) ve habîbullâh (Hz. Muhammed) makâmlarından farklıdır. Hullet ile mahbûbiyyet arasındaki fark, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî tarafından "halîl Hak'la içiçe oturur, mahbûb Hak'ın yanına oturur" beytiyle açıklanır. Mahbûbiyyet sevenin sevdiğinden 'öte' kalmasıyken, hullet sevenin sevdiğine 'karışması', dostluğun her gözeneğe nüfûz etmesidir.

Hz. İbrâhîm'in hullet makâmına ulaşma yolculuğu, En'âm Suresi 76-79. ayetlerdeki yıldızı, ayı ve güneşi denedikten sonra "lâ uhibbu'l-âfilîn" (batanları sevmem) deyip "innî veccehtu vechiye lillezî fataras-semâvâti ve'l-arda hanîfâ" (yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim, hanîf olarak) hâline ermesiyle başlar. Sâffât Suresi 102. ayette Hz. İsmâîl'i kurban etmeye götürmesi ise hulletin kemâlidir. İbn Arabî, İbrâhîmiyye Fassı'nda hulletin iki vechini açar: sâlikin Hak'a dostluğu ve Hak'ın sâlike dostluğu.

Kaynaklar

Bu cevap kütüphanedeki 2 eserden derlendi — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.1439Onun güçlükleri çözüldü ve akıldan daha fazla, onun her bir güçlüğü için 5520 anahtar verdi. Hz. Hızır'ın cevaplarından Musa (a.s.)'ın güçlükleri çözüldü. Hem dOku
  2. 2Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003) · s.76Hayvanları bile atlar terlemiş yorulmuş bir halde iken hemen durdurmazlar teri soğuyuncaya kadar onu biraz normal yürüyüşte gezdirirler. İşte böylece hayatımızıOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.