İçeriğe atla

Muhammediyye Fassı'nın 'Hikmet-i Ferdiyye' adıyla anılmasının hikmeti nedir?

Fass İçeriği30 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Muhyiddîn İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserindeki Muhammediyye Fassı'nın 'Hikmet-i Ferdiyye' olarak adlandırılmasının temel hikmeti, Hakîkat-i Muhammediyye'nin tüm varoluşsal hakikatleri ve ilâhî hikmetleri kendinde toplamasıdır. Bu durum, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hakikatinin, Allah'ın biricik zâtı (zât-ı ahadiyye) dışında hiçbir varlığın üstünde bulunmayan bir ilâhî topluluk makamıyla tek olması ve "Allah" isminin tecelli yeri olmasıyla açıklanır¹. Ferdiyet, tüm birleri toplayan tek anlamındadır ve Hakîkat-i Muhammediyye, bütün taayyünatın evveli ve tüm mevcudatın ayn-ı sabitelerini ve hakikatlerini kapsar². Bu nedenle, nasıl ki peygamberlik Hz. Muhammed ile sona ermişse, Fusûsu'l-Hikem de tüm hikmetleri kapsayan 'Hikmet-i Ferdiyye' ile son bulmuştur³.

Detaylı cevap

Muhammediyye Fassı'nın 'Hikmet-i Ferdiyye' olarak isimlendirilmesi, tasavvuf mâverâsında Hakîkat-i Muhammediyye'nin merkezi ve kapsayıcı rolünü vurgular. Ferdiyet kavramı, tek ve bir anlamlarına gelmekle birlikte, tüm birleri kendinde toplayan bir tekliği ifade eder². Hakîkat-i Muhammediyye, Cenâb-ı Hakk'ın ilk taayyünü, akl-ı evvel ve ruh-ı a'zam olarak kâinatın halk sebebi kabul edilir. Bu hakikat, tüm varoluşun başlangıcı ve bütün mevcudatın özlerini (a'yân-ı sâbite) ve hakikatlerini barındırır².

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hakikati, ilâhî topluluk makamıyla tektir ve bu makam "Allah" isminin tecelli yeridir; zira onun üstünde sadece zât-ı ahadiyye bulunur¹. Bu durum, Hakîkat-i Muhammediyye'nin "zât, irâde, kavl" hükmünün faaliyete geçmesi için bir ayna görevi görmesiyle de ilişkilidir. Bu üç hakikatin faaliyete geçmesi için Hakîkat-i Muhammediyye'nin bunları kabul etmesi ve küllî eşyanın şeyiyetlerini ve "kün" emrini duyması gerekir⁴.

İbn Arabî, Fusûsu'l-Hikem'i Hz. Peygamber'in rüyasında kendisine yazdırdığını belirtir ve eserin vahy-i ilhâmînin bir tezahürü olduğunu ifade eder. Bu bağlamda, nasıl ki peygamberlik Hz. Muhammed'in şerefli varlığıyla sona ermişse, Fusûsu'l-Hikem de tüm hikmetleri kapsayan 'Hikmet-i Ferdiyye' ile sona ermiştir³. Bu son fass, bütün hikmetleri kendinde toplayan bir mertebeyi temsil eder ve bu mertebenin kemali "Ferdiyet" olarak adlandırılır⁵. Bu, Hakîkat-i Muhammediyye'nin tüm hakikatleri cem eden eşsiz konumunu açıkça ortaya koyar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Kelime-i Muhammediyye, s. 25“Cenâb-ı Şeyh (r.a.) Kelime-i Muhammediyye’nin “hikmet-i ferdiyye”ye mukārin bulunmasının sebebini îzâhen buyururlar ki: ( ) Efendimiz’in hikmeti ancak ferdiyyed”Oku
  2. 2Altı Peygamber, Cilt 6, s. 37
  3. 3Kelime-i Muhammediyye, s. 20“Şimdi peygamberlik, Efendimiz'in şerefli varlığıyla sona erdiği gibi, bu Fusûsu'l-Hikem de "hikmet-i ferdiyye" (tekliğin hikmeti) ile sona erdi. Ve aynı şekilde”Oku
  4. 4Kelime-i Muhammediyye, s. 74“Şimdi peygamberlik, Efendimiz'in şerefli varlığıyla sona erdiği gibi, bu Fusûsu'l-Hikem de "hikmet-i ferdiyye" (tekliğin hikmeti) ile sona erdi. Ve aynı şekilde”Oku
  5. 5Altı Peygamber, Cilt 6, s. 56

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.