İçeriğe atla

İdrîsiyye Fassı'nın sâlik için pratik yansıması nedir?

Sâlik AmelOrta düzey6 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

İdrîsiyye Fassı'nın sâlik için pratik yansıması, ruhaniyetin idrâki ve mükâşefe hâllerinin yaşanmasıdır. Bu fass, sâlikin mücâhede neticesinde tezkiyeyi kemâle erdirmesiyle Hakk'ın perdeleri kaldırması ve kalbine doğrudan idrâklerin inmesi olan mükâşefenin asıl dayanağını oluşturur. Sâlik, bu süreçte kendi sırrını, ezelî hakikatini ve Hak ile olan ilişkisinin mahiyetini idrâk eder, bu da mükâşefe-i sır olarak adlandırılır. İdrîsiyye Fassı, sâlikin bedensel yoğunluğunun inceliğe dönüşerek bir ayna gibi parlaması ve Hak'ın zâtî tecellîlerinin kalbine vuku bulması makamıdır¹.

Detaylı cevap

İdrîsiyye Fassı, sâlikin tasavvufî yolculuğunda ruhaniyetin derinlemesine idrâk edildiği ve mükâşefe hâllerinin yaşandığı bir mertebedir. Bu fass, sâlikin nefs mertebelerini aşarak Hazarât-ı Hamse'ye doğru ilerlemesiyle ilişkilidir (Hazarat-ı Hamse). Sâlik, bu süreçte mücâhede ve riyazetle nefsini tezkiye eder ve bu tezkiye kemâle erdiğinde Hak Teâlâ ona perdeleri kaldırır, kalbine gayb âleminden veya doğrudan Hak'tan idrâkler iner; bu duruma mükâşefe denir. Mükâşefe, sâlikin kendi sırrını, ezelî hakikatini ve Hak ile olan ilişkisinin mahiyetini idrâk ettiği mükâşefe-i sır mertebesine ulaşmasını sağlar.

Bu makamda sâlikin bedensel yoğunluğu (kesâfet-i ten) inceliğe (letâfet) dönüşür ve sâlikin kalbi bir ayna gibi parlar¹. Bu parlaklık sayesinde muhataplarının hâlleri kendisine yansır ve kendisi renksiz ve sâde olup, kendisine yansıyan sûretlerden âri olur¹. Bu durum, vahdet-i vücud meselesinin hakikatinin açığa çıkması makamıdır ve sâlikin kalbine tecellî-i zâtî vuku bulur¹. Mükâşefe, sûfî geleneğinde ilhamın ilk kez açılmaya başladığı Nefs-i Mülhime mertebesiyle de bağlantılıdır, zira sâlik kendi dar aklının ötesinde bir kaynaktan ilham almaya başlar (Nefs-i Mülhime). Bu mertebe, sâlikin kendi nefsini bilmesi ve Rabbini idrâk etmesiyle irfâniyet zevkine eriştiği bir hâldir².

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8 · s.306Yani, insân-ı kâmilin (olgun insan) kesâfet-i teninin (bedeninin yoğunluğunun) letâfete (inceliğe) tebeddülü (dönüşmesi) ve bir ayna gibi mücellâ (parlak) olup,Oku
  2. 2Târık Sûresi · s.14Sâlik rû’yalar ile durumunu anlamaya başlar. Bu seyr (نجم) “Necm” yıldızının yansıması ile olur. Sayısal ifâdesi, (ن) Nun:50, (ج) Cim:3, (م) Mim: 40, (50+3+40)=Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.