İçeriğe atla

İnsan kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta "İnsân" kavramı, Cenâb-ı Hakk'ın zâtî tecellîsinin mazharı olarak en yüce mertebelerde işlenir ve varlığın özünü teşkil eder. İnsân, Cenâb-ı Hakk'ın "Ben âlemlere sığmadım, mü'min kulumun gönlüne sığdım" hitabına mazhar olan yegâne varlıktır. Bu, insânın diğer varlıklarda bulunmayan zâtî bir tecellîye sahip olduğunu gösterir. "Ve nefahtu fîhi min rûhî" (Sâd 38/72) ayetiyle ruhundan üflendiği, "Ve lekad kerremnâ benî âdeme" (İsrâ 17/70) ayetiyle kerem sahibi kılındığı belirtilerek, insânın ilâhî varlıkta müstesnâ bir konuma sahip olduğu vurgulanır. İnsân, Cenâb-ı Hakk'ın kendisine ayna olması için halkettiği bir varlıktır ve bu hakikati idrak etmek tasavvufî sülûkun temel gayesidir.

Detaylı cevap

İnsân kavramı, tasavvufî mertebeler içinde zât mertebesine atfedilen bir isimdir ve varlığın zuhuruna yönelik dört temel oluşumun (Akıl, Rûh, Nefs, Beden) ötesinde, zuhur evveli "â'yân-ı sâbite" mertebesinde ilâhî ilimde mevcudiyetini sürdürür. Bu mertebe, "ceal" edilmemiş, yani sonradan var edilmemiş, ezelden beri ilâhî ilimde var olan bir hakikattir. İnsân Sûresi'nin ilk ayeti olan "Hel etâ alel insâni hînun mined dehri lem yekun şey'en mezkûrâ" (76/1) ayeti, insânın bu zuhur evveli, "anılan bir şey değil idi" halini ifade eder. Bu, insânın programının, yani hakikatinin, âlemler halk edilmeden evvel ilâhî düşüncede ilk var olan olduğunu gösterir.

İnsânın bu mertebî yolculuğu, zât âleminden sıfât âlemine, oradan esmâ âlemine ve nihayet ef'âl âlemine doğru ilerler. Rahmân Sûresi'ndeki "Halâkal insân" (55/3) ayeti, insânın ilâhî ilimden, zât âleminden sıfât âlemine doğru olan yolculuğunun ve mânâ âlemindeki lâtif inşasının başlangıcını bildirir. Bakara Sûresi'ndeki (2/30) ayetler ise esmâ âlemine, yani melekût âlemine intikalini ve orada diğer varlıklarla lâtif ünsiyetini açıklar. Son hilkat aşaması ise Hicr Sûresi'ndeki (15/29) "şekil verdiğim, ruhumdan üflediğim zaman,…. Onun için secde ediciler olun" hükmüyle zâhir ve bâtın inşasının tamamlandığını gösterir.

Bu mertebeler silsilesinde insân, "küçük âlem" olarak madde oluşum yönüyle, "büyük âlem" olarak ise mânâ yönüyle tanımlanır. Nefs, insânın harekete geçmesini sağlayan mekanizmanın tümü olup, hem dünyevî hem de uhrevî ahlâkları bünyesinde barındırır. Seyr-i sülûk yolunda nefs terbiyesi büyük önem taşır; zira nefs, terbiye edildiğinde "sâfiye" haline gelir ve "rûh" adını alır. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) "Ben nefsimi müslüman ettim" buyurması, nefsin öldürülmeyip terbiye edilmesi gerektiğini vurgular. Bu merbiye, insânın ilâhî varlığını idrak etmesi ve kendi değerini bilmesi için zaruridir. İnsân, sırtındaki ilâhî emanet yükünü idrak ettiğinde, nefsinin dağları paramparça olur ve gerçek kimliğine ulaşır.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.9mevcût olduğunu müjdelemesidir. Cenâb-ı Hakk (c.c) 9 benim hakikâtim sende mevcûttur diyerek onu müjdeliyor, tebşir ediyor. Cenâb-ı Hakk (c.c) “Ben âlemlere sığOku
  2. 2Kaynak · s.15dağı paramparça olmaktadır. Bu yükü “cehil ve zâlim” olan insân yüklendi,(33/72) bâtıni olarak cehil beşeriyetten cehil olmaktır. Bizlerde olan ilâhî varlık üstOku
  3. 3Kaynak · s.13eşeği az yemeğe alıştırmaya başlar ve her geçen gün yemini azaltır, sonunda bir gün bakar ki eşek ölmüş, bunu görünce “tam da alışmıştı” der. Bizler de aynı şekOku
  4. 4Kaynak · s.7(Sîn) harflerinden 7 oluşmaktadır. (Nûn) () Rahmâni yönde faaliyet sahasında kalınırsa n ûr-u İlâhî’dir ancak terbiye edilemez ve emmârelikte kalınırsa n âr-ı cOku
  5. 5Kaynak · s.1GÖNÜLDEN ESİNTİLER: KÛR’ÂN-ı KERÎM’de YOLCULUK (76) İNSAN SÛRESİ NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (50) SAYFA NO İÇİNDEKİLER:…………………………………Oku
  6. 6Kaynak · s.17zat âleminden sıfat âlemine doğru olan yolculuğu ve mânâ âlemindeki lâtif inşaası bu Âyet-i kerîme ile Rahmâniyyet mertebesine verilmiş olduğu ve bu Âyet-i KerîOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.