İçeriğe atla

Kalem kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları24 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta Kalem kavramı, ulûhiyyet âleminde tüm nesne ve olayların kaydedilmesini sağlayan ilâhî bir araç olarak ele alınır. Bu kavram, hem ilm-i ilâhîdeki batınî varlığı hem de Hakikat-i Muhammedî ile olan ilişkisi bağlamında mertebî bir derinliğe sahiptir. Kalem, ilk yaratılan varlık olması hasebiyle, akl-ı evvel ve nûr-ı Muhammedî ile aynı nurdan ibaret görülür. Bu nur, kula nisbet edildiğinde akl-ı evvel, Hakk'a nisbet edildiğinde ise kalem-i a'lâ adını alır. Kalemin işlevi, kıyamete kadar vuku bulacak her şeyi Levh-i Mahfuz'a yazmak ve böylece kaza ve kaderin tecellî etmesini sağlamaktır. Bu yönüyle Kalem, ilâhî ilmin sonsuzluğunu ve tecellîlerin her mertebede zuhurunu gösteren bir vasıtadır.

Detaylı cevap

Kalem kavramı, tasavvufî sülûk içinde farklı mertebelerde idrak edilir ve tahakkuk eder. Bu idrak, ilimden tahakkuka doğru ilerleyen bir süreçtir.

1. İlim Mertebesi (İlme'l-yakîn): Bu mertebede sâlik, Kalem'in tanımını ve işlevini teorik olarak öğrenir. Kaynaklarda belirtildiği üzere, Kalem "ulûhiyyet âleminde bütün nesne ve olayların kaydedilmesini sağlayan araç" olarak bilinir. Hadislerde "Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir" ifadesiyle Kalem'in yaratılış önceliği ve "kıyamete kadar vuku bulacak olan her şeyi yazmasını emretmiş, o da yazmış ve artık bir daha yazmamak üzere kalem kurumuştur" beyanıyla kaderi yazma işlevi idrak edilir. Bu aşamada sâlik, Kalem'in ilâhî ilimle olan bağlantısını ve Levh-i Mahfuz'daki yazılışını aklen kavrar. Kalemin, "nûr-ı Muhammedî" ve "akl-ı evvel" ile aynı nurdan ibaret olduğu bilgisi de bu mertebede edinilir.

2. Hâl Mertebesi: Sâlik, zikir ve murâkabe gibi tasavvufî uygulamalarla Kalem'in işlevine dair geçici bir idrak ve hissiyat yaşar. Bu, Kalem'in sonsuz hareketleriyle meydana gelen manaların âlemin her tarafında faaliyet göstermesini veya ilâhî hakikat manalarının âlem sayfalarında rumuzlar şeklinde açıldığını bir an için müşahede etme hâlidir. Bu hâl, Kalem'in sadece bir yazı aracı olmaktan öte, ilâhî kudretin ve ilmin bir tecellîsi olduğunu kalben hissetmeye başlar.

3. Makam Mertebesi (Ayne'l-yakîn): Bu mertebede Kalem'in hakikati sâlikin kalbinde sabitlenir. Sâlik, Kalem'in sadece maddî bir varlık olmadığını, aksine "ilâhî veya mânevî kalem" olduğunu kesin olarak idrak eder. İbn Abbas'tan nakledilen "ilâhî kalemin nurdan yaratıldığı" rivayetleri ve Kalem'in "nûrânî büyük bir cisim" olduğu görüşleri bu mertebede daha derinlemesine anlaşılır. Sâlik, Kalem'in, yaratılışın başlangıcından sonsuza kadar vuku bulacak nesne ve olayları ilâhî ilme göre kaydeden madde ötesi bir varlık olduğuna dair kesin bir inanca sahip olur. Bu makamda, Kalem'in akl-ı evvel ve nûr-ı Muhammedî ile özdeşliği, sâlikin kendi idrakinde bir makam haline gelir.

4. Tahakkuk Mertebesi (Hakke'l-yakîn): Bu en yüksek mertebede sâlik, Kalem'in hakikatini bizzat yaşar ve o hakikatle bir olur. Kalem'in ilâhî ilmin bir tecellîsi olduğu ve her şeyin kaderini kaydettiği bilgisi, sâlikin kendi varlığında tecellî eder. Sâlik, ilâhî kaderin işleyişini, Kalem'in yazımını ve bu yazımın kendi varlığındaki yansımalarını müşahede eder. Bu mertebede, Kalem'in "kula nisbet edilince akl-ı evvel, Hakk'a nisbet edilince kalem-i a'lâ" adını alması, sâlikin kendi idrak ve marifetinde birleşir. Sâlik, Kalem'in ilâhî kudretin bir aracı olarak tüm kâinatta zuhur eden tecellîleri nasıl kaydettiğini, kendi varlığında ve çevresindeki her şeyde idrak eder. Bu, Kalem'in sadece bir kavram olmaktan çıkıp, sâlikin kendi hakikatinde zuhur eden bir ilâhî sır haline gelmesidir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Eser, s. 63“olmasaydın âlemleri halketmezdim.” Burada da görüldüğü gibi âlemlerin halkıyyeti onun batıni varlığına bağlanmıştır. Eğer o mertebenin yukarıda bahsedilen ilm-i”Oku
  2. 2Eser, s. 65“duymuş (Buhârî, “Ṣalât”, 1; Müslim, “Îmân”, 263), kalemin insanlar hakkında yazdığı hususların asla değişmeyeceğine inanmak gerektiğini belirtmiş ve bütün insan”Oku
  3. 3Eser, s. 67“varlıkların meydana gelişi ve bilgilerin yazılışında vasıta olması bakımından kalem, nübüvvet nurunun yayılmasına aracılık etmesi itibariyle de nûr-ı Muhammedî ”Oku
  4. 4Eser, s. 23“de şöyledir: نۤ وَالْقَلَمِ“kendisiyle zikir yazılandır”. Demek ki, üzerine yemin edilen kalem, şer'an bilinen kalemdir ki, o da Levh-i Mahfuz'u yazan kalem, ya”Oku
  5. 5Eser, s. 21“heca harflerinden olan « نharfini anlamak, anlatılan okunuşa göre, kesin demektir. Fakat burada bu kadarı müteşabihliği gidermek için yeterli değildir. “Bu vav,”Oku
  6. 6Eser, s. 1“GÖNÜLDEN ESİNTİLER. 68.1 ن وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ 68-1 - Nûn vel kalemi ve mâ yesturûn. 68-1- Nun, Kaleme ve yazdıklarına andolsun ki, Nûn ve kalem de yo”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.