İçeriğe atla

Kelime-i Âdemiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakk'a karşı edebe riâyet etmek, nefsânî arzulara kapılmamak ve her hâlükârda tevhidî bir bakış açısı geliştirmektir. Bu dersler, sâlikin nefsini terbiye etmesi, Hakk'ın tecellîlerini idrâk etmesi ve nihâyetinde kâmil insan mertebesine ulaşması için temel teşkil eder. Özellikle kötü fiillerin nefsinden, iyi fiillerin ise Hakk'tan geldiğini bilmek, sâlikin edep makâmında ilerlemesini sağlar. Bu, Âdem'in (a.s.) zellesini kendine isnâd etmesi ve İblîs'in terk-i edep etmesi örnekleriyle açıklanır. Ayrıca, her mevcûdun zîrûh olduğunu ve Hakk'ı tesbîh ettiğini idrâk etmek, sâlikin varoluşa bakışını derinleştirir ve onun mârifetini artırır.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, tasavvufî sülûkun temelini oluşturan edep ve mârifet makâmlarında ilerlemesini hedefler. Bu dersler, sâlikin niyet ve fiil ekseninde işleyişini düzenleyerek, hâl ve mârifet boyutunda kemâle ermesini sağlar.

1. Edep Makâmı ve Nefs Terbiyesi: Kitap, sâlikin en önemli derslerinden birinin Hakk'a karşı edebi gözetmek olduğunu vurgular. Hz. Şeyh-i Ekber'in (r.a.) Nisâ Sûresi'nin 4/1. âyetini tefsir ederken belirttiği gibi, "Vücûd-ı zâhiriniz olan bu taayyün-i kesîfinizi Hakk'a vikāye, ya'ni siper ittihâz ediniz" (Kaynak 1). Bu, sâlikin kötü fiilleri ve zemmedilen sıfatları kendine isnâd etmesi, övülen fiilleri ve güzel sıfatları ise Hakk'a vermesi gerektiği anlamına gelir. Eğer sâlikten zemmedilen bir vasıf zuhûr ederse, "Bunlar Hakk'ındır, deme; benimdir de!" Eğer kerem ve rahmet gibi hamîde vasıflar zuhûr ederse, "Bunlar Hakk'ındır, de!" (Kaynak 1). Bu edep, sâlikin nefsini terbiye etmesini ve kibir, gurur gibi nefsânî huzûzâttan uzak durmasını sağlar. Âdem'in (a.s.) zellesini nefsine isnâd etmesi ve bu edebi sebebiyle makbûl olması, İblîs'in ise terk-i edep ettiği için matrûd olması bu dersin önemini açıkça gösterir (Kaynak 1). Bu, aynı zamanda sâlikin tövbe makâmında ilerlemesini ve nefs muhâsebesi yapmasını gerektirir.

2. Tevhidî Bakış Açısı ve Mârifet: Sâlik, her şeyin Hakk'ı tesbîh ettiğini ve her mevcûdun zîrûh olduğunu idrâk etmelidir. Kur'ân-ı Kerîm'de buyurulduğu gibi, "Allâh'ı hamd ile tesbîh etmeyen hiçbir şey yoktur; velâkin siz onların tenzîhini ve tesbîhini tefakkuh etmezsiniz" (İsrâ, 17/44) (Kaynak 4). Bu, sâlikin varoluşa tevhidî bir nazarla bakmasını, her şeyde Hakk'ın tecellîsini görmesini sağlar. Ehl-i hicâb bu tesbîhleri işitmezken, hicâb-ı taayyünden halâs olan ehl-i keşf sem'-i rûh ile onların nutuklarını işitirler (Kaynak 4). Bu idrâk, sâlikin mârifet makâmına ulaşmasına yardımcı olur ve onu ârif kılar. Her mevcûdun hakîkatinin mazhar olduğu isim olduğunu ve bu ismin müsemmânın aynı olduğunu bilmek, sâlikin varlığın sırlarına vâkıf olmasını sağlar (Kaynak 4).

3. İnsan-ı Kâmil Mertebesi ve Küllîyet: Sâlik, insan-ı kâmilin âlemin ayn-ı cilâsı olduğunu ve bütün merâtibi muhît bulunduğunu anlamalıdır. Hz. Ali'nin (k.v.) buyurduğu gibi, "Sen bir cirm-i sagîr olduğunu zu'medersin, hâlbuki âlem-i ekber sende müntavîdir" (Kaynak 5). Bu, sâlikin kendi hakîkatini idrâk etmesi, kendisinde gizli olan ilâhî sırları keşfetmesi anlamına gelir. İnsan, "Allah" ism-i küllîsinin mazharıdır ve bütün ilâhî isimler bu ismin tahtında mündemiçtir (Kaynak 5). Bu idrâk, sâlikin sûretlerden çıkmayarak Hakk'ı müşâhede etmesini ve vehmî vücûdunu Hakk'ın vücûduyla mübâdele etmesini sağlar (Kaynak 3). Böylece sâlik, "Ben de sizin gibi beşerim" diyen peygamberin beşerî yönüyle birlikte "Beni gören Hakk'ı gördü" diyen ilâhî yönünü de idrâk ederek, muammâ-yı vücûdu çözmeye yaklaşır (Kaynak 3). Bu, sâlikin fenâ makâmına doğru ilerlemesinin bir göstergesidir.

Bu dersler, sâlikin nefsânî arzulara kapılmadan, tevhidî bir bakış açısıyla varoluşu anlamasını ve kâmil insan mertebesine ulaşma yolunda ilerlemesini sağlar.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.125beste olan ukūl-i cüz’iyyelerine mağrûren, sûret-i insâniyyede mevcûd olmak gibi bir ni’metin kadrini bilmezler. Ey tâlib-i ma’rifet, bu fırsat eline bir def ’aOku
  2. 2Kaynak · s.129ba’dehû Kelime-i İsmâîliyye’de mündemic hikmet-i aliyye, ba’dehû Kelime-i Ya’kūbiyye’de mündemic hikmet-i rûhiyye, ba’dehû Kelime-i Yûsufiyye’de mündemic hikmetOku
  3. 3Kaynak · s.37Ve eğer sen nazar-ı selîm sâhibi isen onunla bâkî olduğunu görürsün. Böyle olunca sen, O’nunla ol! Fikir ile muttasıf olma! Zîrâ gayr, ancak “gıyer”den müştaktıOku
  4. 4Kaynak · s.123hâlinde tekevvün edip, ba’dehû buhâr-ı nârî, sonra da mâyi’-i nârî hâline geldiğini ve ondan sonra da tasallüb ederek milyonlarca seneler sonra rûy-i arzda nebâOku
  5. 5Kaynak · s.11kendi mevhûm olan varlıklarından fânî oldukları cihetle sâir efrâd-ı insâniyyeden bu kemâl ile mümtâz olmuşlardır. Ya’ni bu zevât-ı kirâm Hak-perest ve efrâd-ı Oku
  6. 6Kaynak · s.131Ondan sonra sırasıyla her birinin ezvâkı, bu kitâb-ı münîfin birer bâbından kinâye olan her bir fasta beyân olunmuştur. Her bir kelimenin bir hikmete sebeb-i ihOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.