Kelime-i İdrîsiyye "Kelime-i İdrîsiyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?
Kelime-i İdrîsiyye'nin merkez teması, İdrîs (a.s.)'ın şahsında tecellî eden mertebî yükseliş (urûc) ve ulvîyettir. Bu Fass, sâlikin nefsini hayvânî sıfatlardan ve tabîî kirlerden arındırarak rûhâniyetini kesâfetine gâlip kılması ve böylece yüce makamlara yükselmesini işler. Kitabın asıl dayanağı, Kur'ân-ı Kerîm'de İdrîs (a.s.) hakkında vârid olan "Biz onu yüksek bir mekâna kaldırdık" (Meryem 19/57) âyet-i kerîmesidir. Bu âyet, hem mekânsal hem de mertebe açısından ulvîyeti ifâde eder ve İdrîs (a.s.)'ın rûhânî sülûkunun zirvesini temsil eder.
Detaylı cevap
İdrîs (a.s.)'ın hikmeti olan "hikmet-i kuddûsiyye"nin Kelime-i İdrîsiyye'ye tahsîs edilmesinin hikmeti, onun riyâzât-ı şâkka ile nefsini hayvânî sıfatlardan, tabîî kirlerden ve ârızî noksanlıklardan tathîr etmesidir. Bu arınma neticesinde rûhâniyeti hayvâniyeti üzerine gâlip gelmiş, kesîrü'l-insilâh ve sâhibü'l-mi'râc olmuş, melâike ve ervâh-ı mücerrede ile muhâtabâtta bulunmuştur. Bu hâl, onun on altı sene yiyip içmediği, uyumadığı ve akl-ı mücerred hâline geldiği hikâyesiyle de desteklenir. Bu durum, kesâfet-i cismâniyyesi içinde, nazar-ı fikrîye müstenid olan aklı vücûduna hâkim olan feylesoflar için kabûl edilemez görünse de, nefislerini tabîî kirlerden ve cismânî kesâfetten kurtaran zevât için hakîkattir.
"Ulüvv" kavramı, İdrîs (a.s.)'ın mertebesini açıklayan iki temel nisbeti içerir: "ulüvv-i mekân" ve "ulüvv-i mekânet". "Ulüvv-i mekân", İdrîs (a.s.)'ın rûhâniyetinin felek-i Şems'e urûc etmesiyle açıklanır. Bu, cismânî bir yükseliş değil, rûhânî bir yükseliştir; zîrâ rûh-ı latîf, cism-i kesîf gibi ateşte yanıp inhilâl etmez. İdrîs (a.s.)'ın sıfât-ı beşeriyye-i tabîiyyeden sıyrılıp rûhânî sıfatlar ve nûrânî bir hey'etle bâkî kalması, nefs-i muzlimesinin rûh-ı münevverine inkılâb etmesi ve sûretinin de rûhânî hey'ete münâsib nûrânî misâlî sûrete tahavvül etmesiyle bu makâma erişmiştir. "Ulüvv-i mekânet" ise, onun nübüvvet mertebesi ve Allah katındaki şerefiyle alâkalıdır. İdrîs (a.s.), "Allah" ism-i câmiinin mazharı olan insân-ı kâmil gibi, ulüvv-i zâtî, ulüvv-i sıfâtî, ulüvv-i mekânet ve ulüvv-i mekân gibi dört kısım ulüvvden nasîb-i evfere sâhiptir. Bu, onun zâtî şerefi, ilim kemâli ve nübüvvet mertebesiyle tahakkuk etmiştir.
Bu Fass'ta vurgulanan "ulüvv-i zâtî", Allah ism-i şerîfiyle müsemmâ olan Zât'a mahsustur ve tüm vücûdî umurları ve ademî nisbetleri istiğrâk eden bir kemâli ifâde eder. Bu, Hakk'ın her şeyi kuşatan ve hiçbir na'tın onu fevtetmesinin mümkün olmadığı mutlak ulvîyetidir. İdrîs (a.s.)'ın bu Fass'taki konumu, sâlikin fenâ-i tâm mertebesine ulaşarak Hakk'ın vech-i vâhidini görmesi ve Hakk'ın kendisini görmesiyle birleşmesi gibi bir tevhîd-i zât mertebesine işâret eder. Bu, "ölmeden evvel ölünüz" hadîs-i şerîfinde emr olunan mevt-i ihtiyârîdir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.1“﷽ IV فَص ُّ حِكْمَة ٍ قُدُّوسِيَّة ٍ فِي كَلِمَة ٍ إِدْرِيسِيَّةٍ BU FASS-I MÜNÎF KELİME-İ İDRÎSİYYE’DE MÜNDEMİC OLAN HİKMET-İ KUDDÛSİYYE’NİN BEYÂNINDADIR “Hikm”Oku
- 2Kaynak · s.71““ulüvv-i zâtî” ile; ve mertebe-i vâhidiyyete tenezzülünde dahi “ulüvv-i sıfât” ile; ve mertebe-i şehâdete tenezzülünde dahi “ulüvv-i mekânet” ve “ulüvv-i mekân””Oku
- 3Kaynak · s.3““hikmet-i kuddûsiyye” arasında ma’nen ve mertebeten münâsebet olduğu için yekdîğerine mukārin kılınmıştır. Ve Nûh (a.s.) her ne kadar bi-hasebi’z-zamân İdrîs (a”Oku
- 4Kaynak · s.59“gelir.قَبْــل َ أن ْ تَمُوتُــومُوتُــوÖlmeden evvel ölünüz! hadîs-i şerîfinde emr buyurulan mevt budur. Bu hâle gelen sâlikin nazarında, ne kendi vücûdu ve ne ”Oku
- 5Kaynak · s.13“mekân ve mekânet için sâbittir. Ve insân-ı kâmilللّٰــه َ خَلَــق َ آدَم َ عَلَــىإِن َّ 197Gazzâlî,İhyâ, VII, s. 68 (kitâbu’t-tevbe); Hemedânî,Temhîdât, s. 193”Oku
- 6Kaynak · s.37“âlem-i ervâha; ve âlem-i ervâh da âlem-i ilme; ve âlem-i ilim ise zât-ı Hakk’a nisbeten kesîftirler; ve cümlesi Hakk’ın zât-ı latîfinin derece derece merâtib-i ”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.