Kelime-i kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Tasavvufta "kelime" kavramı, ilahî tecellîlerin ve zuhuratın farklı mertebelerde tezahürünü ifade eder. Ademiyet'ten Muhammediyet'e uzanan bir silsilede, her mertebenin kendine özgü bir kelime zuhuru vardır. Kelime-i Tevhid ise bu zuhurların en kapsamlısıdır ve tüm âlemleri bünyesinde cem eden ilahî bir lafız olarak kabul edilir. Sâlikin bu kelimenin hakikatine ermesi, nüzul (iniş) ve uruc (yükseliş) seyrini idrak etmesiyle mümkündür. Bu seyir, beşerî idrakin mertebelerine göre farklı düzeylerde yaşanır ve Kelime-i Tevhid'in lafzî ifadesinden öte, manevî müşahadesini gerektirir.
Detaylı cevap
"Kelime" kavramı tasavvufta, ilahî tecellîlerin ve zuhuratın farklı mertebelerde ortaya çıkışını ifade eder. Bu mertebeler, peygamberler silsilesi üzerinden açıklanır:
- Mertebe-i Ademiyet: İlk kelime zuhuru Adem (a.s.) ile başlar. Bakara 2/37'de belirtildiği gibi, Adem'in Rabbinden aldığı "kelimeler" ile tevbesinin kabul edilmesi, ilahî eğitimin kelimeler vasıtasıyla başladığını gösterir. Bu mertebede kelime, eğitime başlamak hükmündedir.
- Mertebe-i İbrahimiyet: İbrahim (a.s.)'ın Bakara 2/124'te zikredilen "kelimelerle imtihan edilmesi", kelimenin bu mertebede imtihan hükmünde olduğunu gösterir.
- Mertebe-i Museviyet (Kelimullah): Musa (a.s.)'ın "Kelimullah" lakabıyla anılması, Allah'ın kelamını esma mertebesinden duyan bir mertebeyi ifade eder. Nisa 4/164 ve Araf 7/144 ayetleri, Allah'ın Musa ile doğrudan konuştuğunu belirtir. Bu mertebede henüz rüyet (görüş) hasıl olmamış, ancak Hak sözü gerçek manasıyla duyulmuştur.
- Mertebe-i İseviyet (Kelimetullah): İsa (a.s.), Ali İmran 3/45 ve Nisa 4/171 ayetlerinde "Allah'tan bir kelime" olarak müjdelenir. Bu, Allah'ın sıfat mertebesinden gücünü alan bir zuhuru, yani Kelimetullah mertebesini temsil eder.
- Mertebe-i Muhammediyet (Kelamullah): Kelime lafzının en geniş manasıyla zuhur ettiği mertebedir. Hz. Muhammed (s.a.v.), "âlemlere rahmet" olarak gönderilmiş (Enbiya 21/107) ve Allah'ın güzel isimlerinin en geniş manada zuhur yeri olmuştur. Kur'an-ı Kerim'in "Kelamullah" olarak anılması, tüm varlıkların birer kelime zuhuru olduğunu açıkça bildirir. Bu mertebe, zatî tecellinin ismi olan Kelamullah'ın, yani Kur'an'ın kıraat edildiği ef'al mertebesinden okunması ve Muhammediyet mertebesi hükmündedir.
Kelime-i Tevhid ise, Adem (a.s.)'den bu yana gelen tüm bu kelime hakikatlerini kendi bünyesinde toplayan, hatta gelecekteki zuhur ve tecellî kelimelerini dahi içeren ilahî bir lafızdır. Bu kelimenin hakikatine ermek için sâlikin nüzul (iniş) ve uruc (yükseliş) seyrini idrak etmesi gerekir. Kelime-i Tevhid'in lafzı ve şekli, beşerî idrake indirgenmiş olsa da, içindeki hakikatler perdelenmiştir. Sâlikin görevi, bu perdenin ardındaki manayı keşfetmektir.
Kelime-i Tevhid'in on iki harfi, on iki mertebeye işaret eder. Bu mertebeler, sâlikin nefsî arınma ve manevî yükseliş sürecini ifade eder. Örneğin, "lâ" (لا) harfi, nefs-i emmare mertebesinde Hakk'tan gayrı her şeyi terk etme yeridir. "İlâhe" (إله) kısmının ilk "elif"i, nefs-i levvame mertebesine geçişi temsil eder. Bu seyirde sâlik, lafzî ve taklidî bir söylemden, müşahade ehli olmaya doğru ilerler. Kelime-i Tevhid'in "lâ ilâhe illâ" kısmı sevenlerin, "Allah" kısmı ise sevilenlerin bölümüdür. Gerçek irfan ehli olanlar, "illâ"dan "Allah" lafzının başındaki "elif"e tehlikesizce geçerek, izafi benliklerini terk eder ve hakikat ile marifet deryasında seyrederler. Bu, şeriat ve tarikat mertebelerinden hakikat ve marifet mertebelerine geçişi, celal tecellilerinden cemal tecellilerine doğru bir yükselişi ifade eder.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.21“seyrine baktığımızda ilk kelime lafzını “Mertebe-i Ademiyet” te görüyoruz. Kur’anı Keriym Bakara 2/37. ayetinde; ”Oku
- 2Kaynak · s.19“elbiseyi giydirmek gerekmektedir. Böylece harfler hecelere, heceler kelimelere, kelimeler, cümlelere, cümleler, mana gruplarına dönüşerek, iletişim sağlanmış ol”Oku
- 3Kaynak · s.105“da birbirine benzeyen ( ) “lâm elif” ile karşılaşmıştır. Ortadan () “lâm” ı kaldırırsa ( ) “elif” kalır; ( ) “elif” i kaldırırsa () “lâm” kalır. Ayrıca on”Oku
- 4Kaynak · s.99“gayesi ise, İslam’ın şahsında herşeyin açığa çıkmasıdır. “Kelime-i Tevhid” ve “Kelime-i Risalet”in gerçek manada açığa çıkması için daha evvelce, onun batını eğ”Oku
- 5Kaynak · s.23“Her isim bir kelime olduğundan Allah’ın güzel isimlerinin en geniş manada zuhur yeri Hz. Resulullah mertebe-i Muhammedi olmaktadır. Ayrıca Kur’anı Keriym’in bir”Oku
- 6Kaynak · s.113“lafzan çok kolay okunur, onlar ise, lafzı okunan bu okuyuşu, tatbikli, müşahedeli ve gerçek zannederler. Halbuki; ( ) “lâ ilâhe illa” gerçek A”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.