Kelîmullâh kavramının sâlikteki işleyişi nedir?
Kelîmullâh kavramının sâlikteki işleyişi, sâlikin kendi sülûku içinde Hakk'ın kelâmını vasıtasız olarak işitme ve idrâk etme makâmına ulaşmasıdır. Bu makâm, Hz. Mûsâ'nın "Kelîmullâh" lakabıyla özdeşleşen, doğrudan ilâhî hitâba mazhar olma hâlinin sâlikin bâtınında tezâhür etmesidir. Sâlik, bu mertebede Hakk'ın sözünü kendi zâtından duyar ve Kur'ân-ı Kerîm'in kelâmullâh olduğunu hem zâhiren hem de bâtınen idrâk eder¹. Bu işleyiş, sâlikin kalbinin Hak'la mütâbık kılınması, uzuvlarının amel ile bu niyeti gerçekleştirmesi, kalbinde sekîne ve ünsiyyet gibi hâllerin zuhûr etmesi ve mârifetinin gelişmesiyle kemâle erer.
Detaylı cevap
Kelîmullâh kavramının sâlikteki işleyişi, tasavvufî sülûkun önemli bir vechesini oluşturur ve sâlikin mânevî yolculuğunda belirli mertebelerde kendini gösterir. Bu işleyiş, dört temel eksen üzerinden açıklanabilir: niyet, fiil, hâl ve mârifet.
Niyet ekseninde işleyiş: Sâlik, Kelîmullâh makâmına ulaşma niyetiyle kalbini Hakk'ın kelâmını doğrudan işitmeye yöneltir. Bu, kalbin günahtan arınarak Allah'a yönelmesi gibi, ilâhî hitâba açık hâle gelme niyetidir. Hz. Mûsâ'nın vasıtasız kitap alması ve Hakk'tan dinlemesi gibi², sâlik de bu vasıtasız işitmeyi kalbinde talep eder.
Fiil ekseninde işleyiş: Niyetin uzuvlara intikâl etmesiyle sâlik, Hakk'ın kelâmını işitmeye yönelik amellerde bulunur. Bu, Kur'ân-ı Kerîm'i okuma, zikir ve tefekkür gibi fiillerle tezâhür eder. Sâlik, Kur'ân'ın kelâmullâh olduğunu idrâk ederek, bu kelâmı sadece zâhiren değil, bâtınen de anlamaya çalışır¹. Bu fiiller, sâlikin kalbini ilâhî hitâba daha da açar.
Hâl ekseninde işleyiş: Sürekli yapılan ameller, sâlikin kalbinde belirli hâller bırakır. Kelîmullâh makâmına yönelik fiiller neticesinde sâlikin kalbinde sekîne, ünsiyyet ve muhabbet gibi hâller zuhûr eder. Bu hâller, sâlikin Hakk'ın hitâbını daha derinden hissetmesine ve içselleştirmesine yardımcı olur. Hz. Mûsâ'nın Tûr'da doğrudan hitâba mazhar olması gibi³, sâlik de kendi bâtınında bu hitâbın yankılarını duymaya başlar.
Mârifet ekseninde işleyiş: Niyet, fiil ve hâllerin birleşimiyle sâlikin mârifeti gelişir. Bu mertebede sâlik, Hakk'ın kelâmını kendi bâtınından işitmeye başlar ve ilâhî hitâbın önemini idrâk eder³. Hz. Mûsâ'nın lakabının "Kelîmullâh" olması, henüz görüş mertebesi oluşmamış olsa da (len terânî), Hakk'ın sözünü gerçek mânâsıyla duyma hâlinin oluştuğunu gösterir⁴. Sâlik de bu mârifetle, Hakk'ın kelâmının zâtî ve ezelî olduğunu idrâk eder ve bu idrâk, onun sülûkunu kemâle erdirir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi Cilt 1, s. 207
- 2Altı Peygamber (Cilt 5), s. 21“Lâkabı “kelimullah”tır ve bu yaşantı ile kendisinde ilk olarak vasıtasız kitap verilmiştir doğrudan Kitabını Hakk’tan almış Hakk’tan dinlemiştir. Bu yüzden “Kel”Oku
- 3Secde Sûresi, s. 150“ın "Kelîmullah" olması, bu mertebede kelâmın, yani Hakk'ın hitabını duymanın önemine işaret eder. Sâlik, bu makamda Hakk'ın kelâmını kendi bâtınından işitmeye b”Oku
- 4Kelime-i Tevhîd, s. 59“ın lakabı "Kelimullah"tır, yani daha henüz görüş mertebesi oluşmamış ("len terani") fakat Hak sözünü gerçek manasıyla duyma oluşmuştur. &10024; Bilindiği gibi M”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.