Kelîmullâh nedir?
Kelîmullâh, "Allah'ın kelâm söylediği" anlamına gelir ve Hz. Mûsâ'nın özel lakabıdır. Bu makâm, Hz. Mûsâ'ya Allah tarafından vasıtasız bir şekilde kitap verilmesi ve O'nun Hakk'ın sözünü doğrudan zâtından duymasıyla açıklanır¹·²·³. Tasavvufta Kelîmullâh makâmı, sâlikin Hak ile vasıtasız hitâbet ilişkisinin remzi olup, nübüvvetin bir vechesi ve vahy-i mübâşirin özel bir hâlidir. Hz. Mûsâ'nın "Rabbim, bana göster, sana bakayım" duâsı ve "beni göremezsin" cevâbı bu makâmın klasik metinidir⁴·⁵. Kelîmullâh makâmı, henüz görüş mertebesi oluşmamış ancak Hak sözünü gerçek mânâsıyla duyma hâlini ifâde eder⁶.
Detaylı cevap
Kelîmullâh makâmı, tasavvufta peygamberlere verilen üç temel makâmdan biri olarak kabul edilir: Hullet (Hz. İbrâhîm), Mahbûbiyyet (Hz. Muhammed) ve Kelâm (Hz. Mûsâ). Hz. Mûsâ'nın bu lakabı, Kur'ân-ı Kerîm'deki "ve kellemallâhu mûsâ teklîmâ" (Allah Mûsâ ile gerçekten konuştu) (Nisâ 164) âyetinden neşet eder. Bu makâmda, Hz. Mûsâ, Allah'ın kelâmını isimler mertebesinden duyan Museviyet mertebesinin hükmündedir⁷. O, kutsal kitabı dolaysız olarak Hak'tan dinlemiştir ve bu durum onu "Kelîmullâh" yapmıştır⁸·⁹. Bu, Hakk'ın sözünü zâtından duyma hâlidir³. Kelîmullâh makâmı, sâlikin kendi vücûd ikliminde bu mertebeleri zuhura çıkarıp yaşayabileceği bir tecrübe olarak da ele alınır¹. Hz. Mûsâ'nın "len terânî" (beni göremezsin) cevâbı, bu makâmda henüz rü'yet (Allah'ı görme) mertebesinin oluşmadığını, ancak Hak sözünü gerçek mânâsıyla duyma hâlinin kemâle erdiğini gösterir⁶. İbn Arabî gibi tasavvuf büyükleri, bu konuşmayı vahy-i mübâşir olarak tanımlar; yani Hakk'ın peygamberin kalbine doğrudan mânâ indirmesi, söz ve harflerin bu mânânın peygamber dilindeki tezâhürü olmasıdır. Hz. Mûsâ'nın lakabı "Kelîmullâh" iken, kelimesi "Lâ mevcûde illallah" (var olan ancak Allah'tır) olarak belirtilir ve makâmı "Tenzih"dir¹⁰.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Altı Peygamber (Cilt 4) · s.12“Bu mertebede Mûsâ (a.s.) kelimullahtır ve bu yaşantı kendisinde ilk olarak vasıtasız kitap verilmiştir doğrudan Kitabını Hakk’tan almış Hakk’tan dinlemiştir. Bu”Oku
- 2Altı Peygamber (Cilt 5) · s.21“Lâkabı “kelimullah”tır ve bu yaşantı ile kendisinde ilk olarak vasıtasız kitap verilmiştir doğrudan Kitabını Hakk’tan almış Hakk’tan dinlemiştir. Bu yüzden “Kel”Oku
- 3Vahiy ve Cebrâîl · s.189“Bu yüzden gerçek mânâda Hakk’ın sözünü zâtından duyduğu için Mûsâ (a.s.) ın vasfı “kelimullah” olmuştur. Kûr’ân-ı Keriym Şu’ara sûresi 26/52. âyetinde”Oku
- 4K1-62
- 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.3342“Çünkü Kelîmullâh olan Hz. Mûsâ (a.s.) daima senin bu devrinin feyzinden isterdi; o feyiz de rü'yettir (Allah'ı görme). Bu sebeple, "Yâ Rab, bana görün; sana naz”Oku
- 6Kelime-i Tevhîd · s.59“ın lakabı "Kelimullah"tır, yani daha henüz görüş mertebesi oluşmamış ("len terani") fakat Hak sözünü gerçek manasıyla duyma oluşmuştur. &10024; Bilindiği gibi M”Oku
- 7Kelime-i Tevhîd · s.65“Kelimullah (Allah'ın kelamı); Allah'ın kelamını isimler mertebesinden duyan Museviyet mertebesi hükmündedir. &100”Oku
- 8DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.238“Mûsâ (a.s.) kelîmullahtır. Çünkü direkt olarak ilk kez o, kutsal kitap almıştır. Dolaysız olarak kitabını Hak’tan dinlemiştir. Bu vesile ile “Kelimullah”tır. 47”Oku
- 9Aşk ve İrfân Yolunda · s.238“Mûsâ (a.s.) kelîmullahtır. Çünkü direkt olarak ilk kez o, kutsal kitap almıştır. Dolaysız olarak kitabını Hak’tan dinlemiştir. Bu vesile ile “Kelimullah”tır. 47”Oku
- 10Kelime-i Tevhîd · s.350“Lakabı: "Kelimullah"dır. Kelimesi: "Lâ mevcûde illallah"dır. Yani var olan ancak Allah'tır. Tevhid-i Esma Burası dokuzuncu (9.) mertebe Tevhid-i Esma’dır, Tevhi”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.