İçeriğe atla

Kelîmullâh'ın Mûseviyye Fassı'ndaki dayanağı nedir?

Kavram-Fass Eşleşmesi0 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

Kelîmullâh, "Allah'ın kelâm söylediği" anlamına gelen ve Hz. Mûsâ'ya mahsus bir lakaptır. Tasavvufta, sâlikin Hak ile vasıtasız hitâbet ilişkisini remzeden bu makam, nübüvvetin özel bir vechesi olan vahy-i mübâşirin tezahürüdür. Mûseviyye Fassı'nda Hz. Mûsâ'nın bu makamı, özellikle "hakikat-i mûseviyye" kavramı üzerinden tahkik edilir. Bu hakikat, Tevhîd-i esmâ'dır ve sâlikin seyru sülûkunda Tevhid-i esma mertebesine ulaştığında "eymen vadisi"ne düşerek nefsinden arınması ve idraken bu hakikat üzere olmasıyla ilişkilendirilir¹·².

Detaylı cevap

Kelîmullâh makâmı, tasavvufta peygamberlere verilen üç temel makamdan biri olan "Kelâm" makamını temsil eder. Bu makam, Hz. Mûsâ'da özel bir kemâle ulaşmıştır. Mûseviyye Fassı, bu makamın derinlemesine incelendiği yerdir ve Hz. Mûsâ'nın Allah ile doğrudan konuşma deneyimi, tasavvufî bir idrakle ele alınır. Seyru sülûk yolculuğunda, kişinin kontrollü çalışmalarının ardından "hakikat-i mûseviyye"ye ulaşması hedeflenir. Bu hakikat, Cenâb-ı Hakk'ın sâlikin gönlüne vereceği bir idrak olup, Tevhîd-i esmâ'dır; yani Allah'ın isimlerinin tecellilerini birlemesi ve bu tecellilerin farklılıklarını kavramasıdır¹.

Sâlik, seyru sülûkunda Tevhid-i esma mertebesine geldiğinde, yolu "eymen vadisi"ne düşer. Bu, mecazi bir ifade olup, kişinin nefsinden arınması ve idrakini "hakikat-i museviyye" üzere kurması gerektiğini anlatır². Hz. Mûsâ'nın "Kelîmullâh" lakabı, Kur'an-ı Kerim'de Nisa Suresi 164. ayetinde geçen "ve kellemallâhu mûsâ teklîmâ" (Allah Mûsâ ile gerçekten konuştu) ifadesine dayanır. Bu, Allah'ın Hz. Mûsâ ile vasıtasız bir şekilde konuştuğunu gösterir. Tasavvufta bu konuşma, vahy-i mübâşir olarak kabul edilir; yani Hakk'ın peygamberin kalbine doğrudan mânâ indirmesi, söz ve harflerin ise bu mânânın peygamber dilindeki tezahürü olmasıdır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Fussilet Sûresi · s.69Hâl böyle olunca kişinin seyru sülûkunda, kontrollu çalışmalarından sonra hakikat-i mûseviyye yi ki, (Tenzih) üzerinedir, Rabb’ının gönlünden kendisinin vereceğOku
  2. 2Tûr Sûresi · s.48İşte seyru sülûk yolculuğunda Tevhid-i esma mertebesine gelindiği zaman kişinin yolu “eymen vadisi” ne düşer ve orada nefsinin nalınlarını çıkarması ve idraken Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.