İçeriğe atla

Kıyâmet kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta kıyâmet, hem kâinatın sonu olan büyük kıyâmet (kıyâmet-i kübrâ) hem de bireyin kendi içsel dönüşümünü ifade eden küçük kıyâmet (kıyâmet-i sugrâ) olarak iki ana mertebede ele alınır. Küçük kıyâmet, sâlikin nefsânî ağırlıklarından arınıp beşeriyetinden boş kalması, hayalî ve nefsî bağlarından kurtulması, benlik dağlarının yürütülmesi ve ilâhî hakikatlere yönelmesi hâlidir. Bu, her bireyin başına gelen ve geleceklere de gelecek olan bir provadır; kişinin dünya âlemindeki irfânî çalışmalarıyla nefs-i ilâhî hakikatlerini cemâlî yoldan müşahede etmesiyle gerçekleşir. Büyük kıyâmet ise, bu küçük kıyâmetin bir misali olarak Hakk tarafından gösterilen, kâinatın sonunu ve âhiret ahvâlini kapsayan umûmî bir hâldir.

Detaylı cevap

Kıyâmet kavramı tasavvufta, zâhirî anlamının ötesinde, sâlikin mânevî seyrinde yaşadığı dönüşümleri ifade eden derin bir mertebeye sahiptir. Bu mertebe, kıyâmet-i sugrâ olarak adlandırılır ve sâlikin nefsini terbiye ederek Hakikat'e yönelme sürecini kapsar.

Bu içsel kıyâmet, bedenin "arz"ına, yani beden toprağına yönelik bir dönüşümle başlar. Sâlik, "Yer uzatıldı... İçindekini attı; bomboş kaldı..." (84/3-4) âyetinin işaret ettiği üzere, beden arzının hakikat-i itibarıyla uzatılmasıyla içindeki beşerî ağırlıklarını atar ve beşeriyetinden boş kalır. Bu, nefsânî bağlardan ve hayalî kuruntulardan arınma hâlidir.

Ardından, beşerî hayal güneşi "dürüldü" ve nefsî yıldızlar "düşürüldü", böylece bunların hükümleri kalmaz. Nefs ve benlik dağları "yürütüldü", yani sâlikin benlik iddiaları ve nefsânî engelleri ortadan kalkar. Bulutlar yağmursuz kalır, bu da hayalî nefsî zulmetlerin rahmetten mahrum kalışını gösterir. Nefs-i emmârenin hayvânî ahlâkları bir araya getirilir ve nefsin hayal denizi ateşe verilir; bu, nefsânî arzuların ve kötü huyların tasfiye edilmesidir.

Bu süreçte ruhlar birleşir, her varlıkta birey olarak zuhur eden hayat ruhlarının bir olduğu idrak edilir. Beden toprağına gömülen esmânın mânası, yani faaliyet dışı bırakılan ilâhî isimlerin hakikati sorulur ve hangi sebeple zuhuruna mani olunduğu anlaşılır. Hem hayal-i nefs hem de gerçek ilâhî irfân sayfaları açılır, hakikatler aşikâr olur. Hayalî nefs seması koparılır ve yokluğa gönderilir. Cehennem kızdırılır; bu, nefsânî arzuların ve günahların yakıcı sonuçlarının idrakidir. Cennet yaklaştırılır; bu ise, Hakikat'e yönelenlerin huzur ve rahmete erişmesidir.

Bu hâllerin oluşumuyla birlikte, sâlikte bir inkılâb meydana gelir ve her şey gerçeğine dönüşür. Nefis, dünya âlemindeki irfânî çalışmalarıyla ilâhî hakikatleri cemâlî yoldan müşahede ederek "hazırladığını bilir" (81/14). Bu küçük kıyâmet, her bireyin mânevî yolculuğunda yaşadığı bir provadır. Sâlik, bu bireysel kıyâmet sürelerini idrak ederek, Hakikat'e ulaşma yolunda ilerler. Bu hâllerin yaşanması, kulun kadiriyet sıfatının hakikatiyle tahakkuk etmeye başladığı zaman ortaya çıkan "salsala-i ceres" (şiddetli yankılar) adı verilen bir durumla da ilişkilidir. Bu, kalplerin azamet huzuruna girme teşebbüslerini önleyen ve ilâhî mertebelerin inkişafını sağlayan güçlü bir kahr hâlidir. Bu ses duyulduktan sonra ilâhî mertebelerin inkişafı mümkün olur.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.149Yere n'olmuş?. Beden “yeri’ne, beden toprağı/arzına. Dendi ki: — «Yer uzatıldı... İçindekini attı; bomboş kaldı...» (84/3-4) Beden arzı hakikat-i itibari ile uzOku
  2. 2Kaynak · s.133ehli olacak. ------------------------ Anlatmaya devam edelim… Ve… şu yoldan gidelim: a) Mahlukat için KIDEM hükmî bir emir; Yani hükümde bir oluşumdur, mahlukatOku
  3. 3Kaynak · s.127denilen işte budur, o Hakk, o kıdem ama o bize ait değildir. Biz ama bize ait değil. Bizim malımız değil, biz oraya hükmedemiyoruz, o bize hükmediyor ve işte o Oku
  4. 4Kaynak · s.129tarafımıza veriyoruz yani fizik tarafımızın öyle olduğunu ama özümüzde Hakk'tan ayrı, gayrı bir şey olmadığımızı idrak etmemiz gerekiyor. Yine hadislik var ama Oku
  5. 5Kaynak · s.147kulda oluşuna geçelim… Kul, kadiriyet sıfatının hakikati ile tahakkuk etmeye başladığı zaman; ilk hallerinde kendisine bu: - SALSALA-İ CERES… Tabir edilen durumOku
  6. 6Kaynak · s.67perde aralandığı zaman, dileyecekleri özür makbul ola… Yani o insanı bilemediklerinden yana, yani kıyamet günü hesap, kitap ortaya çıktığı zaman ona yapılan herOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.