Kün Feyekün nedir?
Kün Feyekün, Allah Teâlâ'nın halk etme emrini ifade eden "Ol! O da olur" manasına gelen ilahi bir ifadedir. Yâsîn Sûresi'nin 82. ayetinde geçen "innemâ emruhû izâ erâde şey'en en yekûle lehu kün fe-yekûn" (bir şeyi murâd ettiğinde ona 'ol' der, o da olur) bu emrin menşeidir. Tasavvufta bu emir, Hakk'ın icâdî sözü ve halk etmenin bizzat hakikatidir. Bu ifade, Allah'ın kudretinin ve iradesinin anında tecelli etmesini, bir şeyin yokluktan varlığa geçişini sebepsiz ve aracısız bir şekilde gerçekleştirmesini vurgular¹·². "F" harfi, emrin hemen ve itirazsız bir şekilde gerçekleştiğini, aciliyeti bildirdiğini gösterir²·³.
Detaylı cevap
Kün Feyekün, tasavvufta üç mertebede ele alınır. Birinci mertebe, akâidî halk etmedir: Allah Teâlâ'nın "Ol" demesiyle her şeyin yoktan var olmasıdır. Bu halk etme ani olup, sebep-sonuç sıralaması olmaksızın doğrudan emirden vücuda gelir. Cenâb-ı Hakk'ın iradesi ve kavliyle âlemleri hazırlayıp "kün" demesiyle, varlıklar da hazır olduklarından "Belî" diyerek zuhura gelmişlerdir². İkinci mertebe, vücudî mertebedir: "Kün" emri sıradan bir söz değil, Hakk'ın emr-i tekvînîsidir. Bu emir, vakit içinde değildir, ezelîdir. Yani Hak "ol" derken bu, lafzî bir yapım değil, vücud-ı haricîye bir iniştir. Şah Veliyyullâh ed-Dehlevî buna "tenezzül-i emr" adını verir; emir mertebeden mertebeye iner ve sonunda eşya vücuda gelir. Bu, "Zât-İrade-Kavl" üçlü ferdiyetini ifade eder¹. Üçüncü mertebe, zâtî kün'dür: Hakk'ın kendi zâtının kendi zâtına tecellîsidir. Bu tecellîde "kün" emri yoktur, çünkü emir zaten mertebeler arası iletişimdir, zât-ı sırfta mertebe yoktur.
Kün Feyekün ifadesindeki "kün" genel "ol" emrini, "feyekün" ise bireysel "ol" emrini ifade edebilir⁴. Kur'ân-ı Kerîm'de sekiz adet Kün Feyekün ayeti bulunmaktadır ve bu ayetler Tevhid-i Ef'âl'i, yani fiiller sahasında meydana gelen genel "Ol"u temsil eder⁵. "Kün" emri, bir şeyin vücut bulmasının o şeyin kendi nefsinden olduğunu, tekvinin vaktinin geldiğini ve kaderinin zuhura çıkması gerektiğini bildirir⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Nahl Sûresi · s.69““İnnemâ kavlunâ lişey-in izâ eradnâhu en nekûle lehu kun feyekûn(u)” Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, “ol” dememizdir. O da hemen o”Oku
- 2Sohbet Arası Sohbetler (24) · s.94“İşte Cenabı hak iradesiyle kavliyle bunları kabul edecek sahayı âlemleri hazırladı, sonra kûn dedi. Onlarda yapmaya hazır olduğundan “Belî” evet dediler ve zuhu”Oku
- 3Kamer Sûresi · s.20““Kün-ol” der, ( Fe) ( Ye) Feyekünü-hemen olur. “Ye” “Fe”nin aynası, “Fe” ise, “Kaf”ın aynasıdır. Kudret-i İlâhiyye sahibi olan Zât-ı mutlak, kudret “kâf-ı” ”Oku
- 4Bendeki Terzi Babam (Cilt 2) · s.222“. ↑ Kün; Genel ol, feyekün bireysel ol dur. ↑”Oku
- 5Bendeki Terzi Babam (Cilt 1) · s.174“Kûr’ân-ı Kerîm’de geçen “8 adet” (كُنْ فَيَكُونُ) Kün feyekün âyetinden biri bu sûrenin 82. âyetinde geçmekte- dir. (2+6)= 8 dir. (8) Tevhid-i Ef’âldir. Ef’âl s”Oku
- 6TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye · s.26“------------------ Ya'nî Hak, "feyekûn" kavliyle isbât etti kî, bir "şey"in vücûd bulması, o "şey"in kendi nefsindendir. O şey hemen olduğuna göre o şeyin hemen”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.