İçeriğe atla

Kur'ân-ı kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Kur'ân-ı Kerîm, tasavvufta sadece bir metin değil, İlâhî hakikatlerin farklı mertebelerde zuhûra geldiği bir tecellî mahalli olarak ele alınır. Kitapta belirtildiği üzere, Kur'ân'ın Zahirî, Batınî, Haddî ve Matlaî olmak üzere dört temel mânâ mertebesi bulunur. Bu mertebeler, Arapça lisanından başlayarak, Rabçası (Batınî), Hakkçası (Haddî) ve nihayet Allahçası (Matlaî) olarak sıralanır. Kur'ân'ın bu çok katmanlı yapısı, onun Zat mertebesinden Ef'al mertebesine kadar uzanan İlâhî nüzûlünü ve her mertebede farklı bir isme ve tecellîye sahip olduğunu gösterir. Bu derinlik, sâlikin Kur'ân'da seyr-i sülûk etmesini, yani mertebe mertebe yükselerek İlâhî hakikatlere vâsıl olmasını mümkün kılar.

Detaylı cevap

Kur'ân-ı Kerîm'in tasavvuftaki mertebeleri, onun İlâhî bir kelâm olmasının ötesinde, varlık mertebeleriyle eşleşen bir yapıda olduğunu gösterir. Kitapta bu mertebeler dört ana başlık altında toplanır:

  1. Zahirî Mertebe (Arapça): Bu, Kur'ân'ın beşer lisanıyla anlaşılan en hafifletilmiş şeklidir. Meal ve tefsirlerle kavranan, şeriat hükümlerinin ve kıssaların yer aldığı mertebedir. Bu mertebede kalanlar, Kur'ân'ı bir masal gibi dinleyebilirler. Ancak bu, Kur'ân'ın sadece kapısıdır, şehrin içi değildir.

  2. Batınî Mertebe (Rabça): Kur'ân'ın iç bünyesindeki mânâsı, ruhanî yönüdür. Bu mertebe, ayetlerin zahirinin ötesindeki derin anlamları ve işaretleri kapsar. Musa'nın (a.s.) kıssalarının tarikat hakikatlerini belirtmesi gibi örnekler bu mertebede değerlendirilir.

  3. Haddî Mertebe (Hakkça): Ayetin nüfuz sahası, sınırları ve hududlarıdır. Bu mertebe, İlâhî hakikatlerin belirli bir çerçevede tezahür ettiği alanı ifade eder. İsa'nın (a.s.) hayatının İncil'in hakiki bölümlerini temsil etmesi gibi, her peygamberin kitabının kendi mertebesindeki hakikati yansıtması bu mertebeye işaret eder.

  4. Matlaî Mertebe (Allahça): Ayetin doğuş yeri, kaynağıdır. Bu, Kur'ân'ın Zat mertebesinden nüzûlünü ifade eden en yüksek mertebedir. "Attığın zaman sen atmadın ancak Allah attı" (Enfal 8/17) ve "Ben ona ruhumdan nefh ettim" (Hicr 15/29) gibi ayetler bu mertebeden gelen İlâhî hakikatleri gösterir. Bu mertebe, Muhammediyet mertebesi olarak da ifade edilir.

Kur'ân'ın bu mertebeleri, aynı zamanda nüzûl mertebeleriyle de ilişkilendirilir:

  • Zat Mertebesinden Nüzûl: Kur'ân'ın ismi "Ümmül Kitab"dır. Bu, Kur'ân'ın tüm mertebeleri kapsayan Zatî ikramını ifade eder.
  • Sıfat Mertebesinden Nüzûl: Kur'ân'ın ismi "Furkan"dır. İncil'in sıfat mertebesi kaynaklı olması ve kendinden sonraki Zatî tecelliyi müjdelemesi bu mertebeyle ilişkilidir.
  • Esma Mertebesinden Nüzûl: Kur'ân'ın ismi "Kitab'il Mübin"dir. Tevrat'ın esma mertebesi kaynaklı olması bu mertebeyi gösterir.
  • Ef'al Mertebesinden Zuhûr: Kur'ân'ın ismi "İmam'il Mübin"dir. Gözümüzün önünde olan, fiiller aleminde zuhûr eden Kur'ân'dır.

Sâlikin Kur'ân'da yolculuğu, bu mertebeleri idrak ederek Ef'al aleminden Esma alemine, oradan Sıfat alemine ve nihayet Zat alemine yükselmesidir. Bu yükseliş, kişinin kendi miracıdır ve Kur'ân'ın hakikatlerini idrak etmesiyle gerçekleşir. Bu yolculukta, müteşabih ayetler, hakikatlerine ulaşıldığında muhkem hale gelir ve Kur'ân'ın tefsiri tamamlanır.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.287İşte burası da Hakk mertebesinden bir izah yönüdür. Hakk lisanı ile ancak burası anlaşılabiliyor. Ne oldu şimdi, Arapçasını gördük, rapçasını gördük, Hakçasını Oku
  2. 2Kaynak · s.43Efendimiz 23 senede bu eğitimi sürdürmüş, tabi bizlerin de bir hayli uzun bir eğitim devresi geçirmemiz gerekiyor. Bilmemiz gereken şey Kur’an-ı Kerim Arapça’yaOku
  3. 3Kaynak · s.193insanı olduğundan o mertebedeki bilgi ifadesi ile anlar. Sadece onu değil bütün yaşantısını. Tahiyatta oturuyorsa kendini kul biliyorsa kul olarak oturur, tahiyOku
  4. 4Kaynak · s.173o zamanlardan yola çıkmış Hz peygamber bu hep miraç hadisesi, o gece işte Kadir gecesinde ilk Kur’an-ı Kerim yer yüzüne indiği zaman yer yüzüne (sav) efendimiz Oku
  5. 5Kaynak · s.185meydana zaten giremiyor. Varlık ile girilmez bu meydana meydan alidir diyorlar ya. İşte Cenab-ı Hakk ezelde murad ettiği kendi hakikatini ortaya çıkarma arzusu Oku
  6. 6Kaynak · s.249üzerine koyar, hürmet eder ve bir köşeye bırakır. İkinci haldeki yani tahkiki iman safhasındaki kişi Kur’an-ı Keriym’i alır, açar, okur, hükümlerini yerine getiOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.